WASHINGTON (QHA) -

28 Haziran'da gerçekleştirilen Atatürk Havalimanı terör saldırısının ardından gerçekleştirilen takibat, olayla ilgili bazı karanlık uluslararası bağlantıları da gündeme getirmeye başladı.

Voice of America'nın bugün verdiği bir haber hayli dikkat çekiciydi. Haberede İstanbul Atatürk Havalimanı'ndaki terör saldırısının ardından tutuklanan 30 kişiden birinin ABD ve Rusya'nın yakından tanıdığı Tataristan asıllı Ayrat Vahidov olduğunun öğrenildiği ifade edildi. Voice of America'nın Türkiye'de yaşayan Kafkasyalı bir kaynağa atfen Vahidov'un 2001'de ABD tarafından Afganistan'da Taliban militanlarıyla birlikte yakalandıktan sonra iki yıl Küba'daki Guantanamo Cezaevi'nde tutulduğu ifade edildi. Vahidov'un daha sonra ABD hükümeti tarafından 2004'te Rusya'ya teslim edildiği belirtildi.

 

Rusya Vahidov'u serbest bırakmış!

Ayrat Vahidov'un Rusya'ya teslim edilmesinden kısa bir süre sonra herhangi bir terör faaliyetinde bulunduğuna dair hakkında yeterli delil bulunmadığını gerekçe gösteren Rus mahkemesince serbest bırakıldığı ifade edildi. Yine Voice of America'nın haberine göre Vahidov'un 2005'te Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) tarafından gözaltına alındığı, ancak iki ay hapis yattıktan sonra yine serbest bırakıldığı belirtildi.

Hakkında herhangi bir suçlama olmaksızın serbest bırakıldıktan Ortadoğu ülkelerine iltica eden, son yıllarda İstanbul'da bulunduğu öne sürülen Vahidov hakkında Rus istihbaratının Suriye ve Irak'ta terör örgütleri bünyesinde faaliyet gösterdiği, DAEŞ dahil çeşitli örgütlere militan yetiştirdiği, bağış topladığı bilgilerinin mevcut olduğu ifade ediliyor.

Bu bilgiler ışığında Vahidov'un iki kere serbest bırakılması akıllarda bazı soru işaretlerine neden oluyor ve geçtiğimiz günlerde Saakaşvili'nin duyurduğu benzer bir vakayı hatırlatıyor.

 

O da serbest bırakılmıştı

Odesa Valisi, eski Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, 28 Haziran'da gerçekleştirilen İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısı ile ilgili önemli bir açıklamada bulunmuştuSaakaşvili, kendi facebook hesabında İngilizce, Ukraince ve Gürcüce yazdığı 30 Haziran tarihli durum iletisinde şu iddiayı dile getirmişti: "Rusya vatandaşı Ahmet Chatayev'in İstanbul'daki havalimanı saldırısının asıl düzenleyicisi olduğu bildirildi. Şimdi Odessa polis teşkilatının başında bulunan, benim cumhurbaşkanlığı yaptığım dönemde (Gürcistan'daki devlet başkanlığı, 2004-2007, 2008-2013) Gürcistan'da bir terörle mücadele operasyonunu yöneten general Giorgi Lortkipanidze tarafından aranıyordu. Bu operasyon sırasında güvenlik güçlerimize mensup üç görevli öldürüldü. 2012'de hükümet değiştiğinde, Rus oligark Ivanishvili yönetimindeki yeni Gürcistan hükümeti onu serbest bıraktı. Yeni hükümet liderlerinin çoğu onu siyasi tutuklu ilan etti. Hala devlet başkanıydım ve onun serbest bırakılmasına şiddetle itiraz ettim ancak itirazım savcılık tarafından reddedildi. Şimdi onun birçok masum insanı katletmesinden sonra (kendisi hakkında) büyük iddialara söz konusu. On yaşındaki oğlum saldırının arifesinde bu terminal yoluyla seyahatini gerçekleştirdi. Bu nedenle bu acımasız cinayetlerin kurbanları için canlı bir dayanışma hissiyatı içindeyim. Gürcistan hükümeti de aynı şekilde hissediyor mu?"

Ahmed Chatayev'in ABD ve Rus istihbaratları tarafından tanındığı, ABD'nin İstanbul'daki terör saldırısına yönelik şüphelerinin arkasındaki isim olduğu biliniyorPek çok yetkilinin Çeçen asıllı Chatayev'in Avrupa'ya sığındığı ve Gürcistan'daki başka bir saldırıdan beraat ettiğini, Atatürk Havalimanı'ndaki saldırılarda rolü olabileceğini düşündüğü ifade ediliyor.

Teröristin tek kollu olduğundan ötürü "tek kollu" lakabını taşıdığı (kolunun 2000'de Rusya'da yakalandıktan sonra işkence altındayken ampute edildiği öne sürülüyor), 2003'te Avusturya'ya sığınma hakkı verildiği ve Avusturya pasaportuna sahip olduğu, Rusya'ya geri iadesinin engellendiği, Rusça konuşabilen militanlar yetiştirdiği ve Rusça bildikleri ifade edilen DAEŞ birliklerinden Yermük Taburu'nu yönettiği, DAEŞ'in savunma biriminde teğmen rütbesine sahip olduğu biliniyor.

Bununla birlikte Hürriyet'in bir haberinde, Saakaşvili'nin bahsettiği Lortkipanitze'nin şahısla ilgili verdiği bilgilere göre Kuzey Kafkasya'daki İslamcı grupları iyi tanıdığından muhbir ve müzakereci olarak işe alındığını, verdiği bilgilerle Gürcistan'da bir sürü saldırının engellendiği de ifade ediliyor. Daha sonra ihanet ederek Gürcistan güvenlik güçlerini hedef almaya başladığını, yakalanarak hapse konulduğunu ancak Saakaşvili aleyhindeki hükümet gösterilerinden kaynaklanan karışıklıkta salıverildiğini belirtiyor. Bu iddiaların Rusya'daki insan hakları örgütlerince yalanlandığı, Gürcü istihbaratının suçladıkları ifade ediliyor.

Gürcistan'daki yeni hükümet tarafından bu şekilde salıverilmesine ilişkin herhangi hala herhangi bir açıklama söz konusu olmadığından Rusya'daki salıverilmeye ilişkin soru işaretleri burada da kendini gösteriyor. Rusya'nın ve Rusya yanlısı bir hükümetin teröristleri salıvermesinin nedeni (açıkça) belirtilmiyor.

 

DAEŞ'le ilgili Rusya bağlantıları

Rusya'nın ülke güvenliği amacıyla bilgi toplama bazında teröristleri serbest bıraktığı düşünülse de başka ipuçları, konunun görünenden daha farklı olabileceğini ortaya koyuyor.

Der Spiegel dergisinde 18 Haziran’da çıkan bir habere göre, DAEŞ'e bağlı “Birleşik Siber Hilafet”in perde arkasında Kremlin’in hackerları bulunduğu, DAEŞ ciddi hacker saldırıları gerçekleştirme potansiyeline sahip olmadığı ancak bu alanda daha iyi hackerların DAEŞ görüntüsü altında faaliyet gösterdiği ifade edilmişti.

Şubat 2016'da da Foreign Policy dergisi yayınladığı bir haberde, Türk yetkililerin ve Suriye muhaletlerinin verdiği bilgilere göre, Suriye’nin kuzeyinde Putin’in müttefiki olan, Rus işadamına ait bir Rus şirketinin ve DAEŞ'in işbirliği içinde bulunduğu belirtilmişti.

DAEŞ terör örgütünün sözde ‘başkenti’ Rakka şehrine 95 km uzaklıkta bulunan doğal gaz fabrikası Tuweinan'ın, Suriye’nin en büyük doğal gaz tesisi olduğu, Rus inşaat şirketi “Stroygaz” tarafından yeniden kurulduğu söylenerek “Stroygaz”ın sahibinin, Putin'e yakın olan muhalif milyarder Genadiy Timçenko’ya ait olduğu bildirilmişti. “Stroygaz” Timçenko’nun diğer şirketleri gibi, Ukrayna’ya karşı yürütülen saldırganlık yüzünden, ABD yaptırım listesinde yer aldığı, Ocak 2014'te DAEŞ terör örgütünün eline geçtikten sonra, Rus şirketinin tesisin inşaatını örgütün izniyle devam ettirdiği belirtiliyordu.

Yine Rusya’nın İzvestiya (Haberler) gazetesinin Rusya Federal Finansal Gözetim İdaresi’ndeki kaynağa atıfta bulunarak verdiği bilgiye göre Rusya üzerinden DAEŞ teröristlerine yaklaşık 300 milyon ruble (4,6 milyon dolar) tutarında (internet üzerinden) destek sağlandığı ifade edilmişti.

Rusya'nın bu tür bağlantıları istihbarat amacıyla kullanılabileceği (muhbirlik vb.) düşünülüyor ama aksi yönde, tamamen kendi siyasi çıkarlarına zemin sağlamak için yapabileceği de düşünülüyor.

Buna göre Rusya'nın "terörizmle mücadele" imajı hem ülke içerisinde terörle mücadele bahanesiyle Kremlin'in kontrolünü sorgulanamaz bir hale getiriyor, hem de uluslararası terörle savaşı öne sürerek Suriye ve Ukrayna gibi müdahalelerini makul gösterebiliyor. Aynı şekilde Donbas'taki ayrılıkçı teröristlerin faaliyetlerinin ve Kırım'daki insan hakları ihlallerinin dünyanın gündemine fazla gelmemesi için, hemen her alanda "terörle mücadele" kozunu kullanıyor.

QHA