Mardin Nusaybin’den, Kerkük Beşir köyüne Türk Milleti’nin şehitleri var... Bir hilal uğruna... Bu milletin evlatları varlıklarını Milletin varlığına armağan ediyor. PKK şehirlerde sokak sokak askere, polise kahpe pusu atarken diğer bir terör örgütü Suriye’den DEAŞ Kilis’e roket atıyor. Bu birbirinin iki yüzü PKK-DEAŞ Irak’ta da Türkmenlere saldırıyor. Türk Milleti’ni saran ihanet çemberi Karabağ’da Ermeni yönetimi, Kırım’da işgalci Rusya, Doğu Türkistan’da zalim Çin,Suriye’de Esad Rejimi’nden tutunda Hizbullah, DEAŞ-PYD’ye kadar çeteler. Irak’ta Türkmenlere saldırılar her zaman devam ediyor. Tuzhurmatu’da PKK sahneye çıkarak sivil Türkmenlere saldırdı. Türkmen yurdu Telafer 2.5 yıldır DEAŞ elinde. Tazehurmatu’ya DEAŞ kimyasal silah attı. Beşir kurtarıldı ama yüzlerce genç şehit verildi. Şu anda DEAŞ çetelerinin elinde esir Türkmenler var.

Hedef Türk varlığı

Biz bunları yazarken uzun zamandır bize abartıyorsunuz dendi. Biz Türkiye Kerkük’ten, Halep’ten, Karabağ’dan, Kırım’dan kuşatılıyor dedikçe taraflısınız dendi. Elbette milletimizin tarafındayız.

Irak'ta "toplumsal" anlamda "Iraklı" olmayı isteyen tek grup olan ve ülkede çoğunluğu oluşturan Şii Araplar da kendi aralarında çok ciddi bir bölünmeye uğramış durumda. Bu durum Mukteda Es Sadr yanlılarının Bağdat'taki meclisi basmaları ile net bir biçimde açığa çıktı. İran'daki "reformcu" hükümetin ABD ile olan üstü örtülü uzlaşısı ile kurulan Haydar El İbadi başbakanlığındaki hükümet artık değil ulusal birliği sağlamayı (Hem Irak'ta ulusal birlik mümkün mü zaten, hiç olmuş mu daha önce? Suya yazı yazıp kalıcı olmasını beklemek diye buna denir) Şiileri dahi kontrolünde tutamaz hale geldi. Ayetullah Ali Sistani'nin dahi siyasal anlamda etkisiz kaldığı ülkede Mukteda Es Sadr ile eski başbakan Nuri El Maliki'nin ittifak yaptığı ve bu ittifakı Rusya ile İran'ın muhafazakar kanadının da desteklediği konuşuluyor. Zaten oldukça silik bir isim olan Haydar İbadi'nin işi çok zor artık. Bu durum ABD'nin ve Ruhani'nin pek hoşuna gitmiyor. Irak'ın iki ülke arasında büyük bir krize dönüşmesinden endişe ediyorlar şüphesiz. Bu gelişmeyi, İran'daki muhafazakar kanadın "komplosu" olarak dahi görebiliriz. 

Şiilerin de kendi içlerinde çatışmaya başlamaları ile Irak'ta birlik ihtimali tamamen ortadan kalkmış gibi. Hiç şüphesiz, bu durum Iraklı Kürtlerin "bağımsızlık" söylemini daha da kuvvetlendirecektir. Ayrıca Sünni Araplar Bağdat'tan tamamıyla izole olabilir ve kendilerine ait bir "entite" talebini dillendirmeye başlayabilir. Tabi bu bağlamda, Iraklı Kürtlerin kararı onlar için bir "turnusol kağıdı" işlevi görecektir. Tüm bu aritmetikte Türkmenler arada kalmış sıkışmış bir millet olarak karşımızda. Türkiye’ye vatandaş olmadan bağlı olan Türkmenler Ortadoğu’da Türk olmanın bedelini kanlarıyla ödüyorlar. Kerkük başta olmak üzere Türkmenli’nin nüfus yapısı hem Saddam zamanında Araplaştırma hem de ABD işgalinde Kürtleştirme ile değiştirildi. Türkmenler kendi bölgelerinde azınlık durumunda kalmaya başladı. Telafer başta olmak üzere DEAŞ bir çok Türkmen şehrini işgal etti ve boşalttı. Bugün Irak’ta parası ve silahı olmayan tek unsur Türkmenlerdir. Diğer dikkat çekici nokta ise teröre ve marjinal saldırılara karışmayan gurup yine Türkmenlerdir. Anadolu’da Türk Milleti’ne saldıran şer ittifakı Halep ve Kerkük ekseninde Türkmenlere da saldırıyor. Bize de yine ateşten gömlek giymek düşüyor.

Not: Yazımda fikirlerinden kaynak aldığım akademisyen Göktürk Tüysüzoğlu’na teşekkür ederim

QHA

Yasal Uyarı