CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

Hepimiz ilkokula başladığımızda ilk bayramımızdı, Cumhuriyet bayramı.

Bayram hazırlıkları yapılır, okulumuz süslenir, şiirler ezberlenir, müsamereler hazırlanırdı.

Benim de ilk bayramım köyümüzde okula başladığım 1964 yılındaydı. Bayram günü hava çok güzeldi. Şimdi olmayan okulumuzun önünde sıraya girdik. Beş sınıfında bir arada ders gördüğü köy okulumuzun tek öğretmeni, kendi köyümüzden Hasanoğlan köy enstitüsünün ilk mezunlarından olan rahmetli Niyazi Tuncer’di. Uzun yıllar köyümüzde bizleri yetiştirmiş iyi donanımlı bir öğretmendi. 

Cıvıl cıvıldık. Heyecanlı idik. Hele daha geçen yıl anamızın dizi dibinde bayram programında ağabey ve ablalarımızı seyreden bizler, heves ettiğimiz karşı tarafa geçmiş sahnede yer almış olmanın heyecanı ile kıpır kıpırdık. Öğretmenimizin uyarısıyla ellerimizi önümüzdeki arkadaşımızın ensesine uzatıp hiza aldık. Köy içinde yürüyüş yapacaktık. Bu hem cumhuriyet yürüyüşü hem de bayramın başladığını köy halkına duyuru ve bayrama davetti.

Bayrağı kim taşıyordu, hatırlamıyorum, 5. Sınıftan okulun en güçlü erkeği olmalıydı. En önde bayrak, arkasında Atatürk’ün portresini taşıyan bir kız ve arkalarında sınıf sınıf dizilmiş bizler. Marşlar ve şarkılarla yürümeye başladık; “Dağ başını duman almış”, “yaslı gittim şen geldim”, “Eskişehir Eskişehir, Yalçınkaya sarp yeri” 
Yeni okula başlayan bizler bu marş ve şarkıları yeni yeni öğrenmeye başladığımız için eşlik edemediğimizden, şirin yaramazlıklara dalar, bir birimize laf atar, didişir, ilişirdik. Sık sık öğretmenimizin uyarısıyla hizaya girip yürümeye devam ederdik.

Okulumuz köyün en batısındaydı. Yaklaşık bir kilometre kadar uzakta köyümüzün doğusunda en sonundaki evlerin önünden geri dönerken, yavaş yavaş başta ellerinde bastonlarıyla yaşlı dedelerimiz, başlarında beyaz maramalarıyla ninelerimiz, ana babalar okula doğru yola çıkmaya başlardı. Onları görünce öğrenciler daha çok havaya girer, marşları daha bir heyecanla, daha gür sesle okurduk. Gözlerimizin ucuyla onların tepkilerini inceler, yüzlerindeki tatlı gülümsemeleriyle, gülümseyince daha bir çekikleşen kımıy kımıy, ışıl ışıl gözleriyle bakarak, “apperim ballar, maşşallah maşşallah” deyip dualarını ve takdirlerini duymak, göğsümüzü kabartır canlandırırdı bizleri. Uygun adım yürümeye çalışarak ayaklarımızı daha güçlü yere rap rap vurur, hafif toz bulutu içerisinde okula doğru yürürken, bayram programında yer alanların heyecanı daha bir artardı.

Hele kendi ana babamızın, dedemizin, ninemizin geldiğini görmek daha da sevindirirdi. Herkes toplanınca okulun bahçesinde program başlardı...Ses düzeni yoktu. Köyümüzde elektirik yoktu zaten. Şiirler var gücümüzle okunurdu. “Bu vatan kimin” gibi şiirlerde sanki köyümüzün dağları cevap verir gibi olurdu. Ninelerimiz, dedelerimiz, gururla seyreder dinlerlerdi. Kimi anneler, nineler, maramalarının ucuyla çaktırmadan gözyaşlarını silerlerdi.

Cumhuriyet Bayramı önemliydi. Neredeyse köyümüzün tamamına yakını bu törene gelirdi. Okulda çocuğu olmasa da gelirdi. Okumuzun bahçesi dolardı. Köylümüz, ana baba dede ve ninelerimiz biliyordu, cumhuriyetin kıymetini, özgürlüğün kıymetini. Dedelerimiz, ninelerimiz yaşamıştı, yoklukları, acıları fedakarlıkları.
Atalarımız Vatan Kırım işgal edilince, toprakları gasp edilip zulüm başlayınca, o zaman özgür olan Dobrucaya göç etmişlerdi. Balkanlar da karışıp, isyanlar savaşlar başlayıp yaşadıkları topraklar başka devlet yönetimine girince son çare, son kale Anadolu’ya geldiler. 

Rahmetli dedem Ankara’ya 45 km uzaktaki köyümüzün ilk kurucularındandı. Bu son kaleyi savunmak için Çanakkale’de, Yemen’de Hicaz’da Sakarya’da İstiklal savaşında savaştılar. Şehit oldular, gazi oldular. Rahmetli dedem de Çanakkale, Filistin cephesi gazisiydi. Gazze’de Araplar esir edip İngilizlere teslim etmişti. İskenderiye’deki esir kampında kaldı 1922 yılına kadar. Hayıflanır dururdu İstiklal Savaşına katılamadığı için... 

Allah rahmet etsin Köyümüzdeki dedelerimiz, ninelerimiz  Cumhuriyetimizin kuruluşunda yer aldılar ve bize onu sevmeyi öğrettiler. Hatıralarıyla, terbiye ve telkinleriyle, Cumhuriyetimizin kuruluşuna önderlik eden Mustafa Kemal Atatürk’e ve ordumuza dua ederek, bayramın önemini tutum ve davranışlarıyla öğrettiler. 

Kıymetini bilelim,
Yaşasın Cumhuriyet 
Ne mutlu Türk’üm Diyene!

QHA

Yasal Uyarı