Rusya Federasyonu başta Kırım’ın işgali olmak üzere dış politika konularında kendine müttefik ve dost ülkeler ile birlikte hareket etmektedir. Rusya’nın dış politika alanında ona destek veren devletlerin yanı sıra, Rusya’nın kurulmasına ön ayak olduğu uluslararası ve bölgesel örgütler gerektiğinde Rusya’nın istediği yönde kararlar da alabilmekteydi.

Fakat Rusya’nın en yakın müttefiklerinden birçoğu Kırım’ın işgalini tanımamıştır. Rusya ile uzun zaman birlikte ortak birçok konuda politikalar geliştiren Belarus, Kırım’ın işgalini tanımayan Rusya müttefiklerinden biri. 1994 yılında Belarus’un başına geçen Lukashenko, Rusça’yı resmi dil yaparak eski Sovyet sembollerini kullanarak yeni Belarus kimliği çerçevesinde yeni bir devlet kurmuştu. Lukashenko yıllarca Belarusça yerine Rusça’yla halkına seslenmiştir. Ama Belarus’un Nazi işgalinden kurtuluşunun 70’nci yılında yani 2015 yılında ilk kez Rusça yerine Belarusça seçmesi herkesi şaşırtmıştı. Bunun altında yatan en önemli motif, Belarus’un Rusya’nın Kırım’ın işgali başta olmak üzere Ukrayna politikasını onaylamaması olabilir. Bir de şunu unutmamak lazım. Rusya’nın Yakın Çevre Politikası, Rusça konuşulan tüm eski Sovyet bölgelerinin Rus etki alanı içinde olduğunu iddia etmektedir.  Belarus’un da ülkede Rusça’nın resmi dil olması ile Rusya’nın Ukrayna’dan sonraki etki alanı içinde olduğu düşünülebilir. Bu sebepten Belarus yönetimi Rusya’ya yıllar sonra Belarusça yapılan konuşma ile mesaj göndermiş olabilir. Minsk yönetiminin Moskova’ya mesajı açıktır. “Biz Rusya ile yakın ilişkilerimizi sürdürmek istiyoruz; fakat Rusya’nın uydusu ya da Rus topraklarının parçası haline dönüşmek istemiyoruz.” Rusya’nın Avrasyacılık politikasının en önemli savunucusu olan Minsk yönetiminin Putin’e karşı gelmesinin altında Lukashenko’nun Rusya’nın parçası olmamak istemesi yatmakta. Ayrıca Minsk’in katı yönetimine karşı Kremlin’in etki sahibi olmasını önlemeye çalışmakta ve Belarus’un Moskova’dan bağımsız politikalar izleyebileceğinin altı çizilmek istenmektedir.  

Belarus özellikle kendisi gibi Slav olan ve yakın akrabası olarak gördüğü Ukrayna ile Rusya arasında arabuluculuk yapmak istemekte ve iki ülke arasında köprü vazifesi görmeyi amaçlamaktadır. Bu yüzden Ukrayna ile Rusya arasında Minsk’te ateşkes görüşmelerinin yapılması raslantısal bir durum olmamıştır. Minsk bir yandan Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunurken Kırım’ın de facto Rusya’nın parçası olduğunu da kabul etmektedir. Belarus lideri Lukashenko Kırım ve Ukrayna’nın Rusya’nın parçası olduğu kabul edilirse o zaman Sibirya’nın büyük kısmını Rusya’nın Moğolistan ve Kazakistan’a geri vermesi gerektiğini bile dile getirmiştir. 

Belarus’un bu çıkışlarına rağmen özellikle ticari, finansal ve gaz alanlarında Rusya’nın yardımına bağımlı olduğu unutulmamalıdır. Yılda 2 milyar Amerikan doları Rusya’dan yardım almasına rağmen Belarus kendi yakın çıkarlarının Rusya tarafından tehdit edilmesi halinde Rusya dış politikasına paralel hareket etmeyeceğini ortaya koymaya çalışmaktadır. Rusya ile Ukrayna arasında Minsk görüşmeleri ile barış arabulucu rolü üstlenen Belarus, bir anlamda Batı ile yakınlaşmak istediğini de belirtmiş olmaktadır. Ayrıca gerektiğinde Rusya’dan bağımsız politika izleyebileceği sinyalini de vermektedir. Rusya’nın bölgeyi istikrarsızlaştırması halinde Belarus, Rusya ile ters düşebileceğini göstermiştir. Rusya dış politika yapıcıları bir anlamda bunu görerek hareket etmekte ve bazı konularda çok aşırı politikalar izlemekten kaçınmaktadır. Belki Belarus gibi yakın Rus müttefiklerinin Rusya ile birebir aynı politikalar izlememesi, Batı’nın yaptırımlarına göre daha etkin olabilmektedir. Rusya’ya müttefik olan devletlerin ulusal çıkarları ve güvenlikleri için Rusya’yı karşılarına alma olasılıklarının olması, Rusya’nın Kırım başta olmak üzere birçok dış politika meselesinde farklı davranmasına neden olabilecektir. 

27 Mart 2014’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekleyen ve Kırım’da 16 Mart 2014 tarihinde yapılan yasa dışı referandumun tanınmaması için oylama yapılmıştır. Bu oylamada 100 lehte, 58 çekimser ve 11 tane karşı oy kullanılmıştır. BM Genel Kuruluna karşı oy kullanan ülkeler arasında Belarus, Bolivya, Küba, Kuzey Kore, Nikaragua, Sudan, Suriye, Venezuela ve Zimbabwe bulunmaktaydı.  

Kısaca, Belarus Rusya karşısında Ukrayna ve Kırım konusunda dengeli ve mesafeli politika izleyerek kendi yakın ulusal çıkarlarını gerektiğinde savunabileceğini göstermiştir.

QHA

Yasal Uyarı