Rusya ile Amerika arasında Suriye ile ilgili 1 Mart’tan geçerli olmak üzere ateşkes konusunda anlaşma sağlandığı bilgisi haber ajanslarına ulaştı. Bu anlaşmanın Kırım ve Ukrayna açısından analizi yapmak gerekiyor. Suriye konusunda Rusya ile Amerika’nın ateşkes konusunda anlaşmış olması önemli. Ukrayna’daki çatışmalar konusunda da Rusya ile Amerika anlaşmış ve Minsk mutabakatı sağlanmıştı. Çatışma analizi dilinde bu duruma negatif barış adı verilir. Negatif barış, Johan Galtung tarafından ortaya atılmıştır. Negatif barış, direkt şiddetin olmaması halidir. Direkt şiddet her gün televizyon ekranlarında Suriye için gördüğümüz durumdur. Ateşkes olması direkt şiddetin bir anlık duraklamasıdır. Ateşkesten sonra yapılması gereken pozitif barışa ulaşmaktır. Pozitif barış, yapısal şiddet ve kültürel şiddetin ortadan kaldırılmasıdır. Yani barışı yok eden şartların değiştirilmesi ve direkt şiddetin tekrar ortaya çıkmasını engelleyecek koşulların yaratılmasıdır. Direkt şiddet savaşlarda çocukların ölmesidir. Yapısal şiddet ise sosyal yapılardaki bozukluklar sonucu açlıktan çocukların Afrika’da ölmesi durumudur. Kültürel şiddet ise hem direkt hem yapısal şiddetin ortadan kaldırılmasını engelleyecek her türlü kültürel sembol ve araçtır. Örneğin, Nazi sembolü olan Svastika yâda Sovyet dönemindeki soykırımları hatırlatacak olan orak çekiç gibi semboller kültürel şiddet içinde yer alır. 

Suriye’de son durum ateşkese doğru gidilecek yolun açılmasıdır. Bu yol bile çok zorlu gözükmekte. Suriye’de son üç günde Esad rejimi son üç yıldaki kazanımlarından daha fazlasını elde etti. Suriye’nin Irak’a benzeyeceği yönünde yorumlar yapılmakta. Bu bir şekilde haklı olabilir. Fakat burada farklı bir nokta var. O da Irak’ta ABD askeri ve siyasi mevcudiyeti varken şu anda Suriye’de Rusya’nın askeri ve siyasi varlığını görüyoruz. Hatta PYD’nin kontrol ettiği bölgelerde hem Rusya hem ABD birlikte hareket etmekte. Bu durum Suriye’yi analiz etmeyi daha da zorlaştırmakta. Suriye acaba bir Vietnam’ı ya da bir Afganistan mı? Ya da her ikisi de olmaya aday bir örnek olay mı? 

Vietnam Savaşı uluslararası ilişkilerde en çok incelenmiş konulardan biri. ABD Vietnam’daki yenilgisinin altında yatan en önemli nedenlerden biri, ABD karar vericileri ve politikacıları Vietnam Savaşı tamamen yanlış okumaları. Vietnam Savaşı, özellikle Johnson döneminden sonra tamamen Soğuk Savaş’ın Doğu-Batı bloklarının vekalet (proxy) savaşı olarak görülmüştü. Fakat Kuzey Vietnam’daki Vietkong askerleri ve liderleri Ho Chi Minh için ABD daha önce ülkelerinde yıllardır sömürgecilik yönetimi kurmuş olan Fransızların bir uzantısıydı. Vietkongların savaşı aslında bir bağımsızlık savaşıydı. Bu savaş tabii ki Sovyetler Birliği’nin desteği ile Kuzey Vietnam’ın kazandığı bir savaş olacaktır. 

Suriye’de roller değişmiş gözüküyor. Esad rejimi Güney Vietnam’daki rejimle aynı. Bir farkla. Esad rejimini Rusya desteklemekte. Güney Vietnam’ın arkasında ise ABD yer almaktaydı. Suriye’deki durum Vietnam’dan tabii ki de farklı. Çünkü Vietnam’da temelde iki savaşan taraf bulunurken Suriye’de tam bir çıkarlar karmaşası yaşanmakta ve kaos durumu hakim. Ama en azından şu saptamayı yapabiliriz. Ruslar Vietnam savaşında Kuzey Vietnam’a yaptıkları yardımlar sırasında gerilla savaşını öğrenmişlerdi. Şu anda gerilla savaşına karşı Vietnam’da öğrendiklerini Suriye’de uyguluyorlar. Aslında Rusların bu konudaki en iyi tecrübesi Çeçenistan savaşı. II. Çeçen Savaşı’nda Ruslar “buldozer stratejisi” kullandılar. Bir buldozer nasıl ormana girince tüm canlıları yok ederse Ruslar’da sivil kayıplara aldırmadan Çeçenistan’da tüm yaşayanları yok etme pahasına Çeçen direnişini yok ettiler. Aynı taktiği şimdi Suriye’de uygulamaktalar. 
Bence Suriye Ruslar için bir Vietnam olmayacak fakat bir Afganistan olacak. Belki bu Kırım ve Ukrayna için iyi sonuçlar doğurabilir. Suriye’de şu anda Esad kontrolü sağlayabilir. Fakat Afganistan’da nasıl yıpratıcı ve uzun süreli bir gerilla savaşı yaşanmış ise Rusya için bu yaşanacaktır. Burada ilginç olacak nokta belki Afganistan’daki gibi savaş Afgan topraklarında değil Rusya’da yaşanacaktır. Suriye’deki Rusya’dan gelen savaşçıların dönmesi ile Ruslar büyük bir güvenlik tehdidi ile baş başa kalabilir. 

Suriye’nin Ruslar için Afganistan olmasının bir diğer sonucu, Türkiye’nin Pakistan gibi olmasıdır. Nasıl Pakistan’da milyonlarca Afgan mülteci varsa Türkiye milyonlarca Suriyeli misafirini yıllarca ağırlamak zorunda kalacaktır. Bunun en önemli tehlikesi Taliban benzeri yapıların Türkiye’de ortaya çıkmasıdır. Pakistan Gizli Servisi Taliban’ın içine sızmış hatta yıllarca idare etmiştir. Fakat daha sonra Pakistan Taliban’ı ortaya çıkmış ve Benazir Butto suikastından tutun da birçok kanlı eylemleri Pakistan’da gerçekleştirmiştir. Türkiye açısından iki tehlike bulunmaktadır. Bir yandan DAEŞ diğer yandan PYD/YPG sınırımızın ötesinde güvenliğimize tehdit edecek unsurlar olarak ortaya çıkacaktır. 

Aslında gönlümüzün bir köşesinde Rusya’nın Afganistan olduğu gibi Suriye bataklığına gömülmesini istiyoruz. Hatırlayacak olursak Sovyetler’in çöküşünü hazırlayan en önemli etmenlerden biri Reagan’ın Yıldız Savaşları projesi ise diğeri de Afganistan’daki mücahitlerin Ruslara karşı yaptığı yıpratıcı gerilla savaşıdır. Suriye’de böyle bir olasılık olması belki Rusya’nın parçalanması ile sonuçlanabilir. Petrol fiyatlarının düşmesi ile ekonomisi zora giren Rusya, Suriye’de uzun ve yıpratıcı gerilla savaşı sonucu çözülme süreci yaşayabilir. Tabii senaryonun diğer bir yönü var. Rusya şu ana kadar dış politikasında yaptığı tüm hamleleri kazandı. Kırım yasadışı işgalinden sonra şu anda güneyimizde “çifte çevreleme” politikası uygulamakta. 

Maalesef Türk dışişleri bunu göremedi ya da görmek istemedi. Bundan yaklaşık bir yıl önce Ankara’da Dışişleri Bakanlığı’nı ilk kez şu anda Moskova’da Türk büyükelçiliğinde görev yapan sınıf arkadaşımı ziyaret etmiştim. Bakanlıkta öğle yemeği sırasında Rus masasında çalışan Türk diplomat arkadaş Türkiye’nin Rusya politikasını şöyle özetlemişti. Biz Batı’nın yaptığı gibi Rusya’yı sopa ile döverek değil doğruyu göstererek ve onlarla diyalog kurarak istediklerimizi yaptırmak istiyoruz. Yani Türkiye bir yıl önce Putin ile Erdoğan’ın birbirlerinin yüzüne nefretle baktığı bir senaryoyu hayat etmiyordu. Tam tersine, Putin ve Erdoğan stratejik işbirliği içinde dünyanın birçok sorununun çözümü için birlikte çalışıyorlardı. 

Türk dış politikasının hatası bence değerler ve ideoloji üzerinden yürütülmesi gereken Rusya dış politikasını o sırada tamamen realist perspektiften ele almasıdır. Suriye politikası ise realist perspektiften ele alınması gerekirken tamamen değerler ve ideoloji üzerinden yürütüldü. Örneğin, Kırım konusunda tüm dünya ile hareket etmek yerine kendi kısa vadeli dar çıkarlarımızı düşünerek davrandık. Ve bunun bedelini Kırım ödedik. Şimdi de Suriye’de ödüyoruz. Benim korkum, bu kadar çok hatadan sonra artık ortada hata yapılacak bir durumun kalmamasıdır. Yani en kötü senaryo gerçekleşecek gibi görünüyor.  

Suriye’nin Rusya için Afganistan olması Kırım ve Ukrayna açısından iyi olacak fakat Türkiye açısından kötü olacak. Bu da Türkiye’de yaşanan bir Kırım Tatarı açısından çözümü zor bir ikilem aslında…

 

QHA

Yasal Uyarı