Günümüzde Tataristan’ın başkenti Kazan’da Kazan Hanlığını andıran iki yapı bulunmaktadır. Onlardan ilki Kazan’a gelen herkesin dikkatini çeken Kazan Hanlığı’nın kahraman bikesi Süyümbike’nin adını taşıyan bir minaredir. Süyümbike Minaresi’nin diğer adı “Han Mescidi”dir. Bu minarenin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemekle birlikte, minareye Süyümbike adının kim tarafından verildiği de meçhuldür. Kazan Tatarları çok sevdikleri hanbikelerinin adını ebedileştirmek istemiş olmalıdır ki, halkın kalbindeki isim bu yapıda bugün de yaşamaktadır. Süyümbike Minaresi ile ilgili bir rivayete göre, Süyümbike Korkunç İvan’ın eline geçmemek için bu minareden atlamıştır. Kazan Kalesi’nin en yüksek yerinde kırmızı tuğladan inşa edilen yedi katlı bu minare Kazan’ın süsü ve simgesidir. Çarlık Rusya’sı Dönemi’nde Süyümbike Minaresi’nin tepesinde dönemin simgesi olan çift başlı kartal takılı olmuştur. 1917 yılında Çarlık Rusya’sının simgesi indirilmiş ve Sovyetlerin vaatlerde bulunduğu 1918 yılında minarenin tepesine ay takılmıştır. Ancak “milliyetçiliğe”, “Sultan Galiyevciliğe karşı” mücadeleye başlandığı yıllarda ay tekrar sökülmüştür (1929). 1990’lı yıllarda Sovyetlerde yaşanan değişimlerin bu minareyi de kapsadığını söylemek gerekir. 25 Eylül 1990’da ay sembolü tekrar minareyi süslemeye başlamıştır. 

Bugün Kazan Nehri ortasında Korkunç İvan’ın vasiyeti üzerine yapılan, “1552 yılında Kazan’ı ele geçirme sırasında şehit düşen (!) askerler anıtı” diye adlandırılan bir anıt bulunmaktadır. 1813 yılında inşaatına başlanan bu anıtın yapımına 1815 yılında tüm Kazan’ı kapsayan büyük yangından dolayı ara verilmiştir. 1823 yılında tamamlanan anıt, Kazan Nehri yakınındaki küçük bir tepeye yapılmıştır. 1950 yılında İdil Nehri üzerine Kuybışev Barajı’nın yapılması sonrası nehrin sularının yükselmesiyle birlikte anıtın bulunduğu tepe suların ortasında kalmıştır. Mısır Piramitlerini andıran bu anıt, kare şeklindeki tabana oturtulmuş 4 tane iki sütunlu kemer üzerinde 20 metre yüksekliğindedir. Kazan’daki  “1552 yılında Kazan’ı ele geçirme sırasında şehit düşen (!) askerler anıtı”, Rus işgalinin ve Kazan Tatar Türklerinin Devleti’nin yitirilmesinin bir simgesidir. Kazan Hanlığı’nın başkenti Kazan’ın işgali sırasında vatanını savunan ve mücadelede şehit düşen Kazan Tatarlarına bugün de bir anıt dikilmemiştir. 1990’lı yıllardan sonra Kazan Şehitlerine anıt yapılması ile ilgili ister şahsi, ister sivili toplum örgütleri, ister bazı milletvekilleri çeşitli başvurularda bulunmuş, ancak yapılan başvurular sonuç vermemiştir. Ayrıca Kazan’ın İşgali Günü olan 15 Ekim tarihinin resmi gün olarak ilan edilmesi için Tatar İçtimai Merkezleri, Tatar aydınları defalarca girişimlerde bulunmalarına rağmen bir sonuç alınamamıştır. Rus yanlısı Tataristan Hükümeti, Kazan Tatarlarının, Tatar aydınlarının duyarlılığına karşılık vermemiştir. 

 

Tataristan topraklarında bulunan diğer bir yapı Zöye Kalesi’dir. Zöye, Kazan Hanlığı işgali sırasında Rus askerlerinin karargâh’ı, Kazan Hanlığı’nın işgalinden sonra ticari ve idari merkez, sonraki yıllarda zorla Hıristiyanlaştırma merkezi görevini üstlenen bir Rus şehridir. Ne ilginçtir ki, bu şehir bugün UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine aldırılmaya çalışılıyor. Bu işin başında Tataristan’ın eski Cumhurbaşkanı M.Şeymiyev bulunmaktadır. 2010 yılında Tataristan’da “Yañarış Fondı” (Yeniden Doğuş Vakfı) kurulmuş, başına Şeymiyev getirilmiştir. Vakfın ilk görevlerinden birisi Zöye Kalesi’ni restore etmek olmuştur. Kazan Hanlığı’nın işgalinde önemli rol oynayan bu Rus şehrini restore etmek Tatarlara mı kaldı? Şeymiyev’in talimatıyla Zöye Kalesi restore edildikten sonra 15 Temmuz 2015 tarihinde Kazan’da “Zöye’nin Tarihi-Medeni ve Ruhi Mirası” başlıklı uluslararası bir kongre yapılmıştır. Kongreye 100 bilim adamı toplanmıştır. Kongre’nin amacı: mirası öğrenmek, incelemek, UNESCO’nun Dünya Mirası listesine aldırmaktır. Vakıf başkanı Şeymiyev kongrenin açılış konuşmasında katılımcılara hitaben şunları söylemiştir: “Zöye, yalnız Rusya için değil uluslararası önemi olan medeni mirastır… Biz sizinle birlikte gezegende kendi izimizi bırakıyoruz.” Bu sözleri vicdanı olan bir Tatar söyler mi? Vicdanları cüzdan olan “Kraldan daha çok kralcı” Tataristan yöneticileri Ruslar için çalışmaktadır. Tarih tekrarlanıyor, derler. Bugün Tataristan’da da tarih tekrarlanmaktadır. Günümüzde Tataristan’da Kazan Hanlığı’nın Şah Ali Han dönemi yaşanmaktadır ki, Rus yanlısı Tataristan Hükümeti Putin’in bir dediğini iki etmiyor, hatta daha fazlasını yapıyor. Ruslar Tataristan’da hiçbir şeyi kendileri yapmıyor, her işi Tataristan Hükümeti’ne yaptırıyor. Tatar’ı Tatar’ın eli ile yok ettiriyor Ruslar. Rusların, Rus olmayanları mankurtlaştırma, yok etme siyaseti, 2000’lı yıllarda Putin’in iktidara gelemsiyle birlikte ivme kazanmıştır. Latin Alfabesine geçişin yasaklanması, Rusya Anayasasından “milli komponentın” çıkarılması sonucu Tatar dilinde eğitimin yasaklanması, akabinde Tatar Okullarının kapatılması, lise mezuniyet ve üniversite giriş sınavlarının Rus dilinde yapılması, pasaportlardaki millet hanesinin çıkartılması, 2002 nüfus sayımı sırasında Tatarların 45 küçük etnik gruba ayrılması - Putin uygulamalarından bazılarıdır. Tüm bunları Tataristan Hükümeti’nin sessizce kabullenmesi, millete yapılan ihanettir. Petrol ve doğalgaz zengini olan Tataristan milli gelirinin %85’ini Moskova’ya vermektedir. Kazan Tatarları ise varlık içinde yoksulluk çekmektedir.

Tataristan’da Rus işgalinin anıtları özenle korunurken, Kazan Tatarlarına ait olan tarihi binalar yerle bir edilmektedir. 30 Ağustos 2005 tarihinde gerçekleşen Kazan’ın 1000 Yıllığı kutlamaları bahanesiyle 40 tane tarihi bina yerle bir edilerek, gerçek bir kültür soykırımı yapılmıştır. Ayrıca 30.09.2008 tarihinde (Ramazan Bayramının ilk günü) ünlü Tatar şairi Gabdulla Tukay’ın son yıllarını geçirdiği “Bulgar” misafirhanesi yerle bir edilmiştir. Tukay’ın izlerini taşıyan misafirhane, Tataristan Hükümeti’nce önce Tarihi-Medeni Miras listesinden çıkarılmış, sonra yıkımına izin verilmiştir. Bir taraftan tarihi binalar yıkılırken diğer taraftan yeni yapılan binaları insanlara bir başarıymış gibi göstermeye çalışıyorlar. Bunun en son örneği Moskova’da yaşanmıştır. XX. yüzyıl başlarında inşa edilen tarihi bir camii yıkılmış, yerine yeni Moskova Merkez Camii yapılmıştır. Putin sanki Müslümanlara değer veriyormuş gibi görünmeye çalışmaktadır. Ancak gerçekler yalanlarla örtülemez. Ruslar, Tatarların tarihteki izlerini silmek için elinden geleni yapmaktadır. Ruslar tarafından yazılan tarih kitaplarında Türkler “barbar”, “yamyam”, “pis”, Ruslar ise Türklerin “kurtarıcısı”, Türklere “medeniyet getirenler” olarak tasvir edilmektedir.

Ruslar, bölgedeki milliyetçi Türklerin bağımsızlık uğruna verdiği mücadeleyi durdurmak için çeşitli yollara başvurmaktadır. Bugüne kadar birçok milliyetçi, FSB tarafından fişlenmiş, takibe alınmış, sorgulanmış, ev ve işyeri aranmış, yargılanmış ve çeşitli hapis, sürgün veya para cezasına çarptırılmıştır. Milliyetçileri susturmak, sindirmek için hiçbir iftiradan çekinmeyen Ruslar, suç üretmekte sınır tanımamaktadır. Milliyetçiler, en çok Rusya Federasyonu Anayasası’nın 282 maddesi olan “Milletler ve dinler arası düşmanlığı körükleme (tahrik)” maddesi ile yargılanmaktadır. Örneğin, Türkiye’ye gelip dönüşünden sonra 2014 yılının Aralık sonunda tutuklanan Kazan Tatar milliyetçisi Rafis Kaşapov yargılanmıştır ve Rusya Anayasası’nın 280. ve 282. maddelerine göre, devleti yıkmaya teşebbüs, milletler ve dinler arası düşmanlığı körükleme suçlarından 3 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Kaşapov’un “suçu” internette Kırım’ın Rusya’ya ilhakına karşı fikir bildiren yazı yayımlaması ve Türk Birliği’ni savunmasıdır. 15 Eylül 2015 tarihinde çıkan bu kararın, Tatarlara nispet yaparmışçasına 13 Eylül 2015’te gerçekleşen Tataristan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ardından açıklanması manidardır. Cumhurbaşkanı seçimleri 2005 yılında Rusya Anayasasına konulan yeni bir kanunla iptal edilmiş, 2015 yılı itibarıyla “Cumhurbaşkanı” adının kaldırılması söz konusuyken, Tataristan’da ‘Cumhurbaşkanı Seçiminin’ yapılması ve bu seçimlerde R.Minnehanov’un %98’lik oyla Cumhurbaşkanı seçilmesi Rus oyunundan başka bir şey değildir.    

Dipnot: Kazan şehrinin kuruluşu ve adıyla ile ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre Kazan 1370 yılında kurulmuştur. O dönem Kazan’ı Bulgar kökenli Hasan Han yönetmiştir. Bazı tarihçilere göre Kazan şehrinin adı, hem kurucusu hem de ilk yöneticisi olan “Hasan” adından ileri gelmektedir. Zira eski zamanlarda yerleşim yerlerinin adı, kurucularının ismi ile adlandırılmıştır. “Hasan” sözcüğü zamanla fonetik değişime uğramış ve “H” sesi yerini “K” sesine bırakmış, yani “Hasan” “Kazan” olmuştur. Yazılı kaynaklarda ilk kez 1376 yılında Rus yıllıklarında Kazan şehrinden söz edilmiştir. 1437 yılında Kazan Hanlığı’nın kuruluşundan itibaren Kazan şehri payitaht olmuştur. 2005 yılında Kazan’ın 1000 yıllığı kutlanmıştır. Fakat bu kutlama, gerçeklerden uzak olan Putin’in uydurmasıdır. 30 Ağustos Tataristan’ın Cumhuriyet Bayramı’nı ortadan kaldırmak için kurulan bir tezgâhtır. Kazan civarında bulunan madeni paraya dayanarak şehrin yaşını belirlemek mümkün değildir. Kaldı ki İdil Nehri üzerinden yapılan ticaret göz önünde bulundurulursa, Kazan ve civarı bir ticaret merkezi olmuştur. Kazan’ın 1000 yıllığı, aslı astarı olmayan bir yalandır. 

QHA

Yasal Uyarı