Rus eşkıyalarının Kırım’ı işgal ve ilhak ettiği tarih olan 26 Şubat’ın üzerinden iki yıl geçti. Bu iki yıl içerisinde yapılan haksızlık ve hukuksuzlukları yazmaya kalksak sayfalarca yazabilir, saatlerce de anlatılabiliriz. Çok kısa bir muhasebeyle geçen iki yıl Kırım Tatarları için bir imtihan süreci oldu. Hem vatanda hem diasporada yaşayan Kırım Tatarları “kendilerince” haklı sebepler ileri sürerek işbirliğinden tutun da topyekûn mücadeleye kadar çözüm önerileri teklif ettiler. Duruma bakılırsa Kırım Hanlığı’nın işgali üzerinden iki yüz yılı aşan bir süre geçmiş olmasına rağmen ne düşman değişti ne de bizim millet.

Evet, artık işgal ve ilhak süreci tamamlandı, saflar netleşti bundan sonra ne yapacağımız nasıl yapacağımızı konuşmamızın vakti geldi sanırım. Geçmişi gereğinden fazla konuşmak bize gelecekte yapacaklarımızı, yapmamız gerekenleri unutturmaya başladı. Tabi ki bu konuda da samimi olan ile olmayanı, karnından konuşanı, amacı üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek olanı ayırt etmek gerekiyor. Hem siyasi rant peşinde olup milletini satanı hem de egosunu milletin geleceğinin önüne geçireni ayırmak gerekiyor. Tabi birde kafasız, ufuksuz, gündelik yaşayanları da unutmamalı.

Bu yüzyıllık mücadelede avantajlarımız da var dezavantajlarımız da. Bugünkü Rusya Federasyonu ne eski Rusya İmparatorluğu ne de SSCB’nin gücünü taşıyor. Petrol türevleri dışında pek bir geliri olmadığı için istikrarlı bir ekonomiye de sahip değil. Teknoloji üretemeyen halkına refah ve güvenli bir hayat veremeyen Rus siyasiler durumu hamasi duygulara seslenerek kurtarmaya çalışıyorlar. Rusya Federasyonu’nun çok milletli yapısı homojen bir yapının oluşması için her zaman engeldir. Kırılgan ve konjonktüre göre değişebilen bu yapı, güç merkezinin değişmesine göre çok kolay yön değiştirebilir. Diktatörlük heveslisi Putin yönetiminin gerçekleri görüp hak ve adalet içinde bir yapı kuramayacağı belli olmuştur. Putin sonrası aynı saldırgan politikaların devam etmesi Rusya Federasyonu’nun dağılması anlamına geleceği için aklı başında siyasiler ya topyekûn yok olmaya ya da haklı ve adil bir yapının kurulmasına yol açmaları gerektiğini göreceklerdir. Adil olan yapı Rus emperyalizmi altında yok edilen veya edilmeye çalışılan tüm milletlerin en doğal hakkı olan kendi geleceğini tayin etme hakkıdır.

Kırım’da önümüzdeki süreçte bizi bekleyen en ciddi tehlike Kırım Tatar Milli Meclisi’nin kapatılmasıdır. KTMM Başkanı ve bazı üyelerine getirilen beş yıllık yasak sonrası Kurultay yapısının dağılacağı onun yerine kukla yönetimin kendi kontrolünde kuracağı Kırım Tatar teşkilatları sayesinde Kırım Tatarlarının sesini keseceğini hesap edenler yanıldıklarını anladılar. KTMM’nin kapatılması ve illegal bir örgüt olarak mahkûm edilmesi bizler için sadece adalet ve hukuk tanımaz idarenin bir sonraki manevrası olacaktır. Kırım Tatarları bu hamleye de gereken cevabı mutlaka verecektir. KTMM ve Kurultay seçilmiş 250 delegeden oluşan yapısı ile Kırım’da yegâne demokratik temsil organıdır. KTMM Kırım’ın her şehrinde hatta köyüne varana kadar her Kırım Tatar yerleşim bölgesindeki 2500 civarındaki yönetici ve bölge meclis üyeleriyle tam bir demokratik yönetim organıdır. KTMM Kırım Tatar halkının destek ve güveni ile ayakta durmaya devam edecektir. Böyle olmasaydı işgalci kuklaların destekleri ile ortaya çıkan tabansız teşkilatların başarılı olmaları gerekirdi. Halkının desteğini alamayan birkaç şaklabanın çığırtkanlığı asla gerçeği örtemez. Bu meselede diasporaya düşen görev KTMM’ inin ne olduğunu her yerde anlatmak, bilgilendirme çalışması yapmak olmalıdır. KTMM’ inin diaspora temsilcileri bu konuda kurumsal ve sürekli bir çalışma içerisinde olmalıdır. KTMM pragmatik olarak bakıldığında bazı idari zorluklar ile mücadele etmek zorunda kalacaktır ve yapısını korumakta zorlanacaktır ama her şartta ve durumda KTMM yaşatılması bizim şeref ve namus meselemizdir. 

Kırım Tatar Milli Meclisinin çalışmasının engellendiği bir süreçte DKTK’nin etkisi arttırılmalıdır. Her ne kadar görev ve fonksiyon olarak aynı şey olmasa da temsil anlamında KTMM ve Kurultay geleneğinden gelen ve onun takipçisi olan DKTK temsili anlamda pek çok eksikliği giderebilir. Şu an Kırım Tatarlarının problemleri yerel (lokal) problemlerden çok küresel anlamda çözüme muhtaçtır. DKTK’nin doğru yolda olduğunun en önemli göstergesi Rusya’nın propaganda aracı olan Sputtnik’in (Rusya’nın Sesi) aleyhinde yaptığı yayınlardır. DKTK gücünü diaspora teşkilatlarının desteğinden almaktadır. Bu gerçeği unutmadan kuru hamasi laflardan çok siyasi ve stratejik çalışmalar yapan DKTK Rusya ve onun Kırım’daki kuklalarının korkulu rüyası olacaktır.

Kırım’ı vatan yapmanın yolu Kırım’da maddi ve manevi olarak var olmaktan geçer. Her şart ve ortamda sesimizin daha gür çıkabilmesi için Kırım’da ki nüfus dengesi lehimize mutlaka değişmelidir. Her işimizde her çalışmamızda unutmamamız gereken şeylerin başında dilimiz, dinimiz ve kültürümüzün gelişmesi için çalışmak olmalıdır. SSCB dönemi tecrübeleri bu konularda bize yol gösterici olacaktır. Özbekistan’da Lenin Bayrağı ve Yıldız Dergisi olmasaydı dilimizi, Kaytarma Ansamblı olmasaydı kültürümüzü yaşatmamız mümkün olmazdı. Kırım Tatarlarının stratejik yol arkadaşları Ukrayna ve Türkiye’nin siyasi ve ekonomik desteği arttırılarak devam ettirilmeli bu konuda diaspora üzerine düşen görevleri hakkıyla yapmalıdır. Diasporamızın önemli bir kısmının bulunduğu Romanya, Litvanya, Polonya gibi ülkelerin Kırım Tatarlarının mücadelesine aktif olarak destek vermesi için çalışmalıyız.

Biz milletimize yapılanları ne unutacağız ne de kabulleneceğiz…

QHA

Yasal Uyarı