ANKARA (QHA) 4 AĞUSTOS 2018 -

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Necati Demir ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Sosyal Bilgiler Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Kubilay Gül’ün ortak çalışmasıyla hazırlanan “Mustafa Ağa” kitabı raflardaki yerini almaya hazırlanıyor. “Mustafa Ağa” isimli kitap hem Kırım Tatarlarının Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun hayatına hem de Kırım’ın tarihsel boyutuna ışık tutuyor.

Kitap hakkında merak edilenleri Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Necati Demir’e sorduk. Demir’in QHA’ya yaptığı açıklamalar şöyle;

“TÜRK DÜNYASINA MERAKIM KİTAPLAR SAYESİNDE BAŞLADI”

"İlkokula çok erken yaşlarda başladım, 4-5 yaşlarındaydım. Bu nedenden dolayı ilkokulu, ortaokulu ve liseyi erken yaşta bitirdim. Üniversite okumayı çok istiyordum fakat o zamanlar Türkiye’de üniversite sayısı oldukça azdı. İlk 3 denemede üniversiteyi kazanamadım. Kitap okumaya çok meraklı bir şekilde büyüdüm. Bulduğum her kitabı okurdum. Köyde yaşadığımız için istediğim kitapları bulmak maalesef zor oluyordu. Arada bir Ordu’ya şehre inip oradan istediğim kitapları alırdım.  Lise yıllarında hocalarımız Türk dünyasını anlatırken, Türk dünyasının Edirne’de başlayıp Iğdır’da bittiğini söylerlerdi, asıl üzücü tarafı bunu ciddi ciddi anlatırlardı. Sovyetler döneminde, Sovyetlerin içinde Türklerin yaşadığını kimse bilmiyordu. Ama okuduğum kitaplar böyle demiyordu. Ben o an ‘Türk dünyasıyla ilgili bilgi edinmem lazım’ dedim ve araştırmaya başladım. O sırada öğrendim ki Azerbaycanlı Abbas Zamanov kitaplarını Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne bağışlamış. Benim de üniversite ilk tercihim Erzurum Atatürk Üniversitesi oldu. Okula kaydımı yaptırdım ve direkt kütüphaneye gittim. İşte benim Türk dünyasına olan merakım buradan başladı."

"Rahmetli Mustafa Kemal Atatürk’e sormuşlar "bu kadar güzel şeyi nasıl yaptınız" diye? “Küçükken cebimde 2 kuruş olurdu 1 kuruşunu kitaplara verirdim” demiş. Bir şeye ilgi duymanın en önemli kısmı okumak."

“KIRIM, DÜNYANIN GÖZ BEBEĞİ”

"Kırım, Türk dünyasının en önemli değerlerinden birisi fakat Kırım’daki durumu bilen insan sayısı maalesef çok az. Orta Asya’dan zamanında göçler alarak Kıpçaklar olsun, Tatarlar olsun orayı kendilerine yurt ediniyorlar. Kırım tamamen Türklerin toprağıdır. Kırım dünyanın göz bebeği konumunda bir topraktır diyebiliriz. Dünyanın en stratejik noktalarından bir tanesi. Türk dünyasının bir de böyle bir özelliği var. Musul’da Kerkük’te eğer petrol olmasaydı orada böyle sıkıntılar yaşanır mıydı? Yaşanmazdı. Kırım’ın şu an ve eskiden böyle sorunlar yaşıyor olmasının da en büyük nedenlerinden biri bu, Kırım çok önemli bir nokta."

“MUSTAFA AĞA İÇİN GIYABİ CENAZE NAMAZI KILMIŞTIK”

"Mustafa Ağa’yı tanıdığım dönemler çocukluk yıllarıma dayanıyor. Sovyetlere karşı mücadeleye başladığı dönemlerden beri biliyorum. Sanırım 1975 yılıydı, Türkiye’de Mustafa Ağa’nın öldüğüyle alakalı bir haber yayıldı. Ben daha ortaokuldaydım o sırada,  öğretmenimiz bizi bahçeye indirdi. Mustafa Ağa’nın kim olduğunu anlattı ve Ağa için gıyabi cenaze namazı kıldık.  Olayın gerçeğini sonradan öğrendik; Mustafa Ağa, Sibirya’da hapishanede bulunurken, yaşanan insan hakları ihlallerinden dolayı açlık grevine başlamış, olayı annesi öğrenince Mustafa Ağa’yı görmeye hapishaneye gitmiş, fakat görememiş. Öyle olunca anne tedirgin olmuş, Moskova’ya gitmiş ve oradaki insan hakları temsilciyle görüşmüş. İngiliz Times gazetesi de durumu haber yapınca olay Türkiye’de de yayılıyor. Bu şekilde bizim kulağımıza kadar gelmişti."

"SOVYETLERİN YIKILMASINI BÜYÜK BİR GALİBİYET ZANNETTİK"

"1991’de Sovyetlerin yıkılmasından sonra her şey çok güzel olacak sandık. Atatürk bunu zamanında söylemişti, “Sovyetler yıkılacak sonrası için gerekli planı yapın” demişti. Fakat Türk aydınları Soyyetlerin yıkılmasından sonraki planı maalesef hazırlamadı. Bunun içine ben de dâhilim. O dönem Türkiye’de bu durum hakkında plan yapan aydın sayısı 10’u geçmez. Biz bu işi kurtardık diye düşündüm ve sadece kıyısını köşesini düzeltmek kaldı diye tahmin ediyorduk maalesef tahmin ettiğimiz gibi olmadı."

“MUSTAFA AĞA’NIN MÜCADELESİ TÜRK GENÇLİĞİNE ÖRNEK OLMALI”

"O sıralar 3 tane devlet adamı benim ilgimi çekiyordu, Ebulfez Elçibey, Rauf Denktaş ve Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu. Bu üç insan yoktan devlet var eden insanlar ve haklarında ciddi çalışmalar yapmak gerekiyor. Elçibey ve Denktaş’a yetişemedim. O yüzden Kırımoğlu benim için çok değerli bir insan. Bu kitaba başlama amaçlarımdan biri de bu. Türk gençliğinin Mustafa Ağa’yı tanıması gerekiyor. Mustafa Ağa’nın mücadelesi Türk gençliğine örnek olmalı."

“500’E YAKIN SORU HAZIRLADIK”

"Kitap projesine başlamadan önce Mustafa Ağa’yla durum hakkında hiç konuşmadık. Doçent arkadaşımla Kırımoğlu için 500’e yakın soru hazırladık ve dedik ki “Bu soruları direkt Mustafa Ağa’ya sormalıyız” soruların cevaplarını birinci ağızdan duymak bu tarz kitaplar için çok önemlidir. Yaşadıklarını, yaşamadıklarını yani yanlış bilinen olayları ve isteklerini direkt kendisinden duymak istedik. Bu kitabı özetlersek Kırım’ı ve Mustafa Ağa’yı anlattık. Kırım’ın tarihinden başladık anlatmaya.

Kırımoğlu sadece Kırım için önemli bir insan değil bütün dünya için önemli bir insan. Rusya, Çekoslovakya’yı işgal ettiğinde Mustafa Ağa oradaydı, Afganistan işgal edildiğinde Mustafa Ağa yine oradaydı. Mustafa Ağa ayrıca yalnız bir insan. Neden yalnız bir insan? Çünkü; Kırım işgal edildiğinde Mustafa Ağa’nın yardım ettiği kimse Kırım’a yardım etmedi."

“MUSTAFA AĞA’YA ÖRNEK DEVLET ADAMLIĞI ÖDÜLÜNÜ VERDİK”

"Almanya’da arkadaşlarımla kurmuş olduğum bir enstitümüz var Türklerin Dünyası Enstitüsü. Yönetim kurulu olarak toplandık ve Mustafa Ağa’ya bir ödül takdim etmek istedik. “Örnek Devlet Adamlığı ve Türk Milletine Hizmet Ödülü” verdik."

"DOÇENT GÜL UKRAYNA’YA GİTTİ"

"Doçent arkadaşım Kubilay Gül bir sempozyuma katılmak için Ukrayna’ya gitti. Buradan da gerekli bağlantıları kurarak kendisi Mustafa Kırımoğlu’yla görüştü. Görüşmeleri sırasında hazırladığım 500 sorunun 50 tanesini kendisine sormuş fakat Mustafa Ağa’nın yoğun programından dolayı hepsini soramamış. Kırımoğlu kitap projesinden çok memnun kaldı. Bir sonraki görüşmeye bizzat ben kendim de gittim ve en ince ayrıntısına kadar Mustafa Ağa’ya bütün soruları sorduk. Toplamda 6 saatlik bir ses kaydımız oldu o ses kayıtlarını deşifre etmeye başladık. Kitap sadece yazılı metinlerden oluşan bir kitap olmayacak. Ukrayna ziyaretimiz sırasında Mustafa Ağa’dan birçok görsel aldık bu aldığımız görselleri de yazdığımız kitap içerisinde kullanacağız. Ben tarihçi değilim, Türk dili hocasıyım ve böyle bir kitap yazılmadığını görmek gerçekten çok enteresan."

"MAALESEF HAYATIMIZ İSTEDİĞİMİZ ÇİZGİDE GİTMİYOR BAZEN"

"Her şey düzgün gitmiyor, insan düşer, kalkar. Millet hayatı uzun süreçli bir yaşamdır. Her istediğimiz düzgün gitmediği gibi Kırım’ın da durumu istediğimiz gibi gitmedi. Kırım’da yaşananları kötü geçmiş bir hafta gibi düşüneceğiz ve Kırım’ın hürriyet arzusundan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Kırım’daki şu anki durum 1944’lerdeki gibi değil, bu sevindirici. Bir de Kırım, düşmanını tanıyor, yeni bir düşman değil canavar Stalin’in bir benzeri var. Bir milletin başına gelebilecek en kötü durum soykırımdır. Şartlar ne olursa olsun şu an öyle bir durum yok. Asıl beni mutlu eden kısım Türklerin dik durma arzusu, Türkler her zaman dik durmuştur. Kırım Tatarları da dik duracaklardır."

SON DERS

"Almanlar Fransa’yı işgal ediyor. Fransa’daki köylerden bir din adamı ben bu işgale nasıl karşı koyabilirim diye düşünüyor. Kiliseye gelen çocukları karşılarına alıyor din adamı ve onlara diyor ki";

“Çocuklar ben size ne dinimiz hakkında ne de Almanlara karşı nasıl dik durabileceğinize dair hiçbir şey öğretmedim.  Size bugün “Son Dersimizi” anlatacağım. Almanlara karşı topla tüfekle karşılarına çıkabilecek durumda değiliz ama yapabileceğimiz bir şey var. Fransızca konuşacağız, Fransızca konuşmayı hiçbir zaman bırakmayın ve siz Fransızca konuştukça göreceksiniz Almanlar buradan gitmek zorunda kalacak.” Bu olayı bütün Türk dünyasına anlatacağız. Rusya dilleri yasaklayabilir, eğitimde kullanmayabilir olsun bütün Türk dünyası Türkçe konuşacak. Kırım Tatarları, Tatarca konuşmayı hiçbir zaman bırakmayacak ve bırakmamalı görecekler ki Ruslar da bir gün Almanların Fransa’dan gittiği gibi Kırım’dan gidecekler. Dil bir insanın millete olan borcudur. Türklük bir gün ayağa kalkacaksa Türkçe üzerinden ayağa kalkacak. Türk devletlerinin ekonomisi bozulabilir, askeri gücü zayıflayabilir tek bir şeyi bırakmamalıyız o da Türkçe."

PROF. DR. NECATİ DEMİR KİMDİR?

Prof. Dr. Necati DEMİR: 20 Nisan 1964’te Ordu’ya bağlı Ulubey ilçesinin Kumanlar köyünde doğdu. Kumanlar İlkokulu 1974), Ordu Fatih Ortaokulu (1977), Ordu Fatih Lisesi (1980) ve Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (1987) mezunudur. Yüksek lisansını Cumhuriyet Üniversitesi’nde (1992), doktorasını Selçuk Üniversitesi’nde (1996) tamamladı. Gaziantep Sarılsalkım Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmeni (1987-1990), Sivas Cumhuriyet Lisesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, Cumhuriyet Üniversitesi’nde Türk Dili Okutmanı olarak çalıştı. 13 Haziran 1996’da Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü’ne Yardımcı Doçent olarak atandı. 30 Kasım 2000’de Doçent, 9 Şubat 2006’da Profesör oldu. Seksene yakın kitabı, yüzden fazla makalesi bulunmaktadır. Bu kitaplarından dört tanesi Harvard Üniversitesi’nde, yirmi üç tanesi Almanya’da, bir tanesi Avusturya’da bir tanesi de Danimarka’da yayımlanmıştır. 1996-2010 yılları arasında Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Ortaoğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölümü’nde öğretim üyesi ve bölüm başkanı olarak görev yaptı. 2010 yılında Gazi Üniversitesi’ne atandı. Hâlen Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

QHA