KİEV (QHA) -

20 Ocak 1991 tarihinde, tam 25 yıl önce Kırım’da yapılan referandumda Kırımlıların yüzde 93’ü, Ukrayna’ya bağlı özerkliği seçmişti. O günden sonra çok şey değişti.

Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi Riza Şevkiyev, QHA’ya verdiği demeçte, 1991'den günümüze dek Kırım Tatarlarının hakları için verilen mücadeleden bahsetti.

1991 yılında Kırım özerkliği için yapılan referandumdan sonra ilk izlenimleriniz ne olmuştu?

“Çok büyük beklentilerimiz vardı. 20 Ocak tarihinde yapılan referandumdan sonra biz, Kırım Tatar Milli Kurultayı düzenledik.

Biz, Ukrayna devleti tarafından, halkımızın haklarının verilmesini sağlamak için özerk bir cumhuriyetin kurulduğuna içtenlikle inanıyorduk.

Ancak sonraki yıllarda, özerkliğin, adımız kullanılarak kurulduğunu ama Kırım Tatarları için kurulmadığını gördük. Çıkarlarımız, yani Kırım’ın köklü halkının çıkarları Anayasa’ya hiçbir şekilde yansıtılmadı.”

Son 25 yıl içinde neler değişti?

“Bu zaman zarfında biz, devamlı mücadele edip haklarımızı savunmaya çalışıyorduk. Daha önce biz, Ukrayna hükümeti ile mücadele ediyorduk. Yeni siyasi partilerin gelişi, milli çıkarlarımızın yenileneceğine dair ümit veriyordu. Ama bir şey olmadı. Bir zamanlar ‘Ruh’ partisinin lideri Vyaçeslav Çernovol’a büyük ümitleri bağlamıştık. Büyük bir insan idi. Bizim dostumuz ve insan hakları savunucusu idi. Eminim ki, Çernovol’un seçilmesi halinde biz, adaleti ve Kırım’ın köklü halkının haklarının alınmasını sağlayabilirdik. Yuşçenko’nun gelişi de büyük ümitleri verdi. Ama o öyle bir insan değilmiş. Yuşçenko, Kırım Tatar Milli Kurultayı’nın 1991 tarihli beyannamesini iptal etmemizi ve Kırım’ın köklü halkının "kaderini belirleme hakkına" ilişkin maddeleri yeniden gözden geçirmemizi istedi. Bu uydurma bir terim değildi. Bu terim, BM beyannamesinden alınmıştı. Ancak Yuşçenko, kararı konusunda ısrar etti”.

Sizce, hangi faktörler yarımadanın işgal ve ilhakını önleyebilirdi?

“Şimdi birçok İnsan artık anlıyor ki, Ukrayna Parlamentosu’nda Kırım Tatarlarının hem milli hem de toprak özerkliği yasal düzeyde kabul edilmiş olsaydı, Rusya tarafından bu işgal gerçekleşmez idi. O zaman işgalcilere, cumhuriyetin başında bulunan köklü halk karşı koyardı! Biz, bu toprakların sahibi olarak öne çıkıp saldırgana direniş gösterebilirdik. Ama saldırgan çoktan iki yıl önce yarımadaya girmişti… Bizim hiçbir egemenliğimiz yoktu. Biz, direnme imkânından yoksun bırakıldık. Eminim ki, milli ve özerk cumhuriyetimiz olsaydı, işgalci bunu yapamazdı ve uluslararası toplum, bizi korumak için buna daha sert bir yaklaşım gösterir idi”.

Ukrayna’nın şimdiki hükümetine, Kırım’a ilişkin ne yapmasını önerirdiniz?

“Bence, işgal sona erdikten sonra Ukrayna’daki siyasi güçler fikrini değiştirecektir. Ama biz, yarımadanın işgalden kurtulmadan önce, Ukrayna Parlamentosu’nun, Ukrayna’ya bağlı milli Kırım Tatar Özerk Cumhuriyeti hakkındaki kanunu kabul etmesini bekliyoruz. Hükümetin yeni yasa değişiklikliklerini şimdiden gerçekleştirmesi gerektiğini düşünüyorum”.

QHA