ANKARA (QHA) -

Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Kültür ve Turizm Eski Bakanı Yalçın Topçu, Türkiye'nin Kırım'a hem soydaşları hem dindaşları nazarıyla baktığı için daha hassas olduğunu vurgulayarak, "Kırım meselesinde Türkiye'nin geriye döneceği bir şeyi yoktur. Kırım Türkleri haklarını alana kadar Türkiye'nin geriye adım atacağı hiçbir şey yoktur" dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Kırım işgalinin ikinci yılında QHA muhabirine açıklamalarda bulunarak, "Şuanda Rus halkı yüzde 50 fakirleşmişken, (Putin) koşa koşa şimdi Kırım'a gitti. Putin'in işgal ettiği topraklarda bir işgal komutanı gibi dolaşması bütün dünya tarafından Rus halkına ambargoya neden oluyor ve Rus halkı bir gecede yüzde 50 fakirleşirken öbür taraftan da bütün dünyadaki insanların gözü önünde başkasının ülkesine saldıran, başka insanların hak ve hukukuna tecavüz eden bir duruma düşüyor" diye konuştu.

Topçu, Putin'in Rus askerlerinin Suriye'den çekileceği yönündeki açıklamalarını da değerlendirerek, "İşte bakın 5 bin kilometreden buraya geldi ve bir sürü çocuğun masumun katili oldu, gitti. Hiçbir işe yaramadı. DAEŞ örgütünü bitireceğini söyledi ama sadece çocukları öldürdü" şeklinde konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Putin'in 'mız mız çocuk' edası ile hareket ettiğini ifade eden Topçu, "Sayın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı en zor şartlarda bile Putin ile görüşme isteğini beyan ediyor ama orada 'mız mız çocuk' edası var. İnşallah bunu gözden geçirirler. Tekrar altını çizecek olur isek büyük devletlere yakışacak hal ve davranışlar içerisinde olmak lazım" diye belirtti.

Kafkasya kökenli bir ailenin çocuğu olduğunu dile getiren Topçu, "İçinden geldiğim yetiştiğim fikir okulu itibariyle de Türk dünyasıyla ve Türk dünyasına akraba topluluklarla da çok ciddi bir ilgi ve alaka içerisindeydim. Bu hem gençlik yıllarımda hem siyaset yaptığımız yıllarda hem de devlette aldığımız görevlerde böyle" ifadelerini kullanarak işgalin ikinci yılında Kırım'ın içinde bulunduğu durum, Türkiye - Ukrayna ve Rusya ilişkilerinde Kırım Tatarlarının önemi, Putin'in Suriye politikası hakkında QHA'ya değerlendirmelerde bulunan Topçu, yarımadada yaşayan Kırım Tatarlarına da mesajlarını iletti.

Topçu, Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) 25 Mart 2009 tarihinde helikopter kazasında hayatını kaybeden Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve Kırım Tatarlarının Milli Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile olan bir anısını da anlatarak şöyle konuştu:

"Cemiloğlu o zamanki Sovyet Rusya tarafından içeriye atıldığı zaman, biz onun demir parmaklıklar ardında resmini çizer altına da 'Cemiloğlu'na özgürlük' diye yazardık"

Kırım bizim kanayan yaramızdır. Şahsım için Kırım denilince, tıpkı Çeçenistan gibi tıpkı Abhazya gibi tıpkı Dağıstan gibi tıpkı Türkistan gibi Doğu Türkistan gibi Gazze gibi Kerkük gibi Halep gibi Musul gibi Şam gibi velhasılı nerede bizim kardeşimiz darda, zor durumda ise bizim kanayan yaramız orasıdır. Kırım da işte bu kanayan yaraların başında gelen yer. Tabi ki Mustafa Cemiloğlu da hayatımızda çok önemli bir yer tutan bir şahsiyet. Kırım davası için de Türk dünyasında da önemli bir şahsiyet. Mesela, onunla bir karşılaşmamızda rahmetli Muhsin Bey ile birlikteyken dedi ki, (Mushsin Bey) "Aga bak, onun (Yalçın Topçu'nun) ilk karakol ile tanışması senin o meşhur resmini duvarlara yazarken, çizerken." Gerçekten de öyle. Cemiloğlu o zamanki Sovyet Rusya tarafından içeriye atıldığı zaman biz onun demir parmaklıklar ardında maketini yapmıştık, üç numara saçları, hilal bıyıklı... Evet, bunu duvarlara çizer ve altına da Cemiloğlu'na özgürlük diye yazardık. Ne yazık ki aradan bu kadar yıl geçti hala daha istediğimiz özgürlük, belki Cemiloğlu'nun fiziki şahsında oldu ama bizim Kırım'a ve Kırım Türkleri'ne dilediğimiz özgürlüğü ne yazık ki getiremedik. Ama inşallah gelecektir. Dünya neticede Kırım Tatar Türklerini biliyor ve tanıyor. Bu çok önemli. Kırım'daki varlıklarını biliyorlar. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki varlıklarını biliyorlar ve Kırım Türkleri bulundukları her yerde hayatın her dalında önemli insanlar yetiştiriyor. Sanatçıları var, bilim adamlar var, entelektüelleri var. Kırım Türkleri insanlığa da faydalar sunabilecek çok ciddi insanlar yetiştirmişler. Bunlar vesile olur inşallah. 

"Cumhurbaşkanımız da Başbakanımız da aynı hassasiyette"

Kırım Tatarlarının dünya kamuoyu gündemine getirilmesinde Türkiye nasıl bir rol üstlendi?

Şuanda ülkeyi yöneten yüzde 49 buçuk ile iktidar olmuş siyasi iktidar hem de yüzde 52 ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanı en özel programlarında bile Sayın Cemiloğlu Türkiye'ye geldiğinde onu ağırladılar, karşıladılar. Sayın Cumhurbaşkanının Kırım meselesine, Kırım Tatar Türklerinin meselesine hassasiyeti önceden beri biliniyor. Gençlik yıllarında, başbakanken ve aynı şekilde cumhurbaşkanlığı noktasında da aynı. Sayın Başbakanımız Davutoğlu da aynı hassasiyette.

"Rusya'nın bu mütecaviz tutumuna bizim göstermediğimiz gibi hür dünya da rıza göstermiyor ve hatta kendi halkı da rıza göstermiyor"

Ukrayna ile olan ilişkilerimiz şuanda çok önemli ve üst düzeyde. Tabi Rusya'nın bu emrivakilerine, Rusya'nın bu tecavüzüne asla ve kat'a millet olarak da rıza göstermiyoruz, devlet olarak da rıza göstermiyoruz. Rusya'nın bu mütecaviz tutumuna bizim göstermediğimiz gibi hür dünya da rıza göstermiyor ve hatta kendi halkı da rıza göstermiyor. Yani Putin, bu tip saldırgan politikalar ile kendi halkını yüzde 50 fakirleştirdi. Buna hakkı var mıydı? Kırım'a tecavüz etti, Ukrayna'ya tecavüz etti. Suriye'de, 5 bin kilometre ötede sivilleri öldür, bunun karşılığında da Rus halkı bir gece içerisinde yüzde 50 fakirleşsin. Kendi halkı da bunu kabul etmiyor ama bütün bunlar ile ilgili hem dünyanın hem Türkiye'nin tabi ki hakların uluslararası hukuk noktasında mutlaka kazanımları kaybedilmemesi noktasında BM ve bütün uluslararası kuruluşlar üzerine düşeni yapıyor.  Ancak Türkiye bu noktaya hem soydaşları hem dindaşları nazarıyla da baktığı için daha hassastır. Kırım meselesinde Türkiye'nin geriye dönecek bir şeyi yoktur. Kırım Türkleri ile ilgili haklarını alana kadar Türkiye'nin geriye adım atacağı hiçbir şey yoktur. Zaten bu Cumhurbaşkanımız tarafından hem Başbakanımız tarafından hem de Dışişleri Bakanlığımız tarafından bütün uluslararası platformlarda dile getiriliyor ve bu Türkiye Cumhuriyeti milletinin de isteğidir."

"Kırım Tatar Türklerinin varlığı, Ukrayna için de çok ciddi bir ekonomik getirisi olur, hür dünyaya açılmalarına katkıda bulunur"

"Çin Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türkleri'ne özerklikten gelen hakkı ve hukukunu verse dahi bir tek Türkiye ile değil, dünyanın bir tamamıyla daha çok ticaret yapar, daha çok turizm yaparlar"

Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, iki ülke arasındaki 5. Ekonomik İşbirliği Toplantısı için geldiği Türkiye'de, heyetinde Kırım Tatar Halkının Milli Lideri, Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Dünya Kırım Tatar Kongresi ile Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov da vardı. Ukrayna Türkiye ekonomik ilişkilerinde Kırım Tatarları nasıl bir rol oynayacak?

Aslında Kırım Tatarlarının varlığı Rusya akıl edebilse, bunu idrak edebilse ekonomik ilişkilerimiz, kültürel ilişkilerimiz; öbür taraftan Ukrayna ile olan ekonomik, kültürel ve turizm ilişkilerimiz hepsinde çok çok önemli bir argümandır. Bu aynı zamanda Çin için de söylenebilir. Çin Doğu Türkistan'da yaşayan Uygur Türkleri'ne özerklikten gelen hakkı ve hukukunu verse dahi bir tek Türkiye ile değil, dünyanın bir tamamıyla daha çok ticaret yapar, daha çok turizm yaparlar. Bu Ukrayna ve Rusya için de aynı. Orada entelektüel düzeyi çok yüksek olan Tatar Türklerinin varlığı, Ukrayna için de çok ciddi bir ekonomik getirisi olur hür dünyaya açılmalarına katkıda bulunur. Rusya için de aynı şey söz konusudur. Bunu iki ülke de biliyor ki Kırım Tatarlarının Kırım'daki nüfusunun belki iki üç katı Türkiye'de yaşıyor. Uluslararası ilişkilerde bu çok önemlidir. Orada yaşayanların diğer ülkelerde akrabalarının olması çok ciddi hayra alamet şeylere vesile olur. 

"Rusya eğer iddia ettiği gibi büyük bir devlet ise..."

Yani illa ki Ermeni diasporası gibi ASALA örgütleri üretecek demek değildir. Hayırlı diasporalar hayırlı ngo(sivil toplum kuruluşları) oluşuyor. Ülkeler bunu böyle değerlendirmeli. Ukrayna bunu zaten böyle değerlendiriyor. Rusya bu güne kadar çok iyi gidiyordu. Dediğim gibi, 5 bin kilometre öteden geldi, sivilleri öldürmeye başladı. Bizim çatımızın üzerinde de rajon kesince uluslararası hukuk hakkımızı kullandık, ona da kendi kendine feryad etti. Rusya eğer iddia ettiği gibi büyük bir devlet ise, Putin iyi bir devlet adamıysa büyük devletlerin büyük milletlerin kadim düşmanlıkları kadim dostlukları olmaz. Ülkenin, devletinin, milletinin çıkarları esastır. Tabi ki dünyanın barışı esastır. Mesela Putin yönetiminin şimdi Ukrayna konusunda da, Kırım konusunda da, Türkiye ile olan ilişkilerinde de Rus halkının çıkarlarına göre hareket etmesi lazım. Bu bütün ülkeler ve yönetimler için geçerlidir. Bütün yönetimler vatandaşlarının mutluluğu esas alarak yönetirler. Tabi ki Türkiye bununla ilgili etraf komşuları ile ilgili elinden geleni yapıyor. Hali hazırda bile Sayın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı en zor şartlarda bile Putin ile görüşme isteğini beyan ediyor ama orada 'mız mız çocuk' edası var. İnşallah bunu gözden geçirirler. Tekrar altını çizecek olur isek büyük devletlere yakışacak hal ve davranışlar içerisinde olmak lazım. 

"Putin eşi ile olan ayrılığındaki tavrını burada gösteremez"

Mesela Putin eşi ile olan ayrılığındaki tavrını burada gösteremez, çünkü o Rus halkının bir tamamının mutluluğundan da sorumlu. Eşi ile darılır, kızar, ayrılır, net tavırlar alır bu en tabi hakkı ama Rus Halkının kültürel, ekonomik geleceğini öyle kendi kaprisleri ile harcayamaz. Ukrayna'da ve Kırım'da bunu yaptı. Şuanda Rus halkı yüzde 50 fakirleşmişken, koşa koşa şimdi Kırım'a gitti. Putin işgal ettiği topraklarda bir işgal komutanı gibi dolaşması bütün dünya tarafından Rus halkına ambargoya neden oluyor ve Rus halkı bir gecede yüzde 50 fakirleşirken öbür taraftan da bütün dünyadaki insanların gözü önünde başkasının ülkesine saldıran başka insanların hak ve hukukuna tecavüz eden bir duruma düşüyor. Rusya'nın özelikle Kırım ve Ukrayna ile ilgili Türkiye ile ilgili olan ilişkilerini düzeltir. 

İşte bakın 5 bin kilometreden buraya geldi ve bir sürü çocuğun masumun katili oldu, gitti. Hiçbir bir işe yaramadı. DAEŞ örgütünü bitireceğini söyledi ama sadece çocukları öldürdü.

Devam edecek..

Röportaj: Asya Atila

QHA