ANKARA (QHA) -

TOBB Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Toğrul İsmayıl bölge coğrafyasında yaşananları, Kırım işgalini ve sürecini, Rusya'nın son zamanlardaki saldırgan ve yayılmacı politikasını ve HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Moskova'da Lavrov ile görüşmesini değerlendirerek, QHA muhabirinin sorularını yanıtladı. 

İsmayıl 2016 yılının Rusya için ekonomik açıdan çok kötü bir yıl olacağına dikkat çekerek, "Rusya özellikle Ukrayna krizi ve Kırım işgalinden sonra ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Buna artı olarak Suriye'deki olaylar eklenince ve bu yaptırımlar listesine Türkiye'yi de kendi eliyle sokmasıyla bence 2016 yılı ekonomik açıdan Rusya için en berbat yıllardan biri olacak" dedi. 

"Kimse Kırım meselesini, Ukrayna meselesini unutacak değil" ifadesini kullanan İsmayıl, Türkiye'nin Kırım halkını sahiplenmezse yeni bir faciayla karşı karşıya kalinabileceğini de vurgulayarak, "1944'teki sürülme gibi Çarlık Rusya'daki etnik temizleme gibi bugün yine aynı şekilde Kırım'da ciddi sorunlarla karşı karşıyalar. Rusya'daki belli çevreler bütün meselelerde günahı Türkiye üzerine yıkmaya çalışıyorlar. Sanki orayı işgal eden Türkiye gibi" diye konuştu. 

HDP Eşbaşkanı Demirtaş'ın Moskova'da Lavrov ile görüşmesi ve burada Türkiye'yi suçlamasını nasıl yorumluyorsunuz?

Böyle kritik bir dönemde bölücü bir grubun TBMM'de temsil eden siyasi kanadının liderinin resmi şekilde Rusya'ya davet edilmesini provakatif bir eylem. Öte yandan Rusya devlet televizyonları zaten sürekli olarak Türkiye'ye karşı Kürt kozunu kullanmaya çalışıyorlar ve söylemlerde bulunuyorlar. Tüm devlet kanalları ve diğer kanallarda bu söylemler var.

"Rusya Kürt kozunu Türkiye'ye karşı kullanmaya çalışıyor"

Bu dönemde böyle bir ziyaretin yapılması anlamsız. Zaten PKK'yı da oluşturan devletlerden biri Sovyetler Birliği'ydi. Bilindiği gibi PKK'nın faaliyetleri hep yakından takip ediliyor. Zamanında (Terörist başı Abdullah Öcalan) Öcalan da Moskova'ya sığınmaya çalıştı, baskılar sonucu oradan taşınmak zorunda kaldı. Yani bu bize gösteriyor ki Rusya, Kürt kozunu Türkiye'ye karşı kullanmaya çalışıyor ve bunu da aracı olarak Selahattin Demirtaş üzerinden yürütmeye çalışıyor. Bence Rusya açısından çok gereksiz ve şov karakterli bir hamle.

KANITLANMIŞ OLDU

İki nedeni var bunun. Birincisi, Selahaddin Demirtaş'ın tüm açıklamaları aslında beklenen bir açıklamadır. Yeni bir şey söylemedi. Zaten şimdiye kadar Türkiye lehine söylediği hiçbir şey yok. Bir kez daha kendi bölücülüğünü gösterdi. İkincisi Rusya'nın Selahattin Demirtaş üzerinden Türkiye'de Kürt toplumunu ayaklandırmaya çalışmak istemesi abesle iştigal ve boş bir şey. Buna bir üçüncüyü eklemek gerekirse, Selahaddin Demirtaş üzerinden Suriye'deki Kürtlerin silahlanmasına gelince o zaman Türkiye Devleti'nin resmi kurumlarının açıklamasına göre PYD, PKK'nın Suriye uzantısıdır. Bu da kanıtlanmış oldu. Çünkü Demirtaş TBMM'de yer alan bir Türkiye partisinin temsilcisidir. Onun Suriye'den Kürt silahlı gruplarla nasıl bir silahlı bağlantısı olabilir, bu şekilde açıklanmış oldu.

"Rusya, Suriye'deki Kürt gruplarını desteklemeye hazır ise..."

Türkiye'nin bölgede Türkmenleri desteklemesinin gayet normal ve gerekli olduğuna işaret eden İsmayıl, "Ve en önemlisi, bir konunun da cevabı burada ortaya çıkmış oldu. Rusya biliniyor ki, Putin de açıklamasını yaptı, Suriye'de var olan Türkmenlerin Türkiye tarafından desteklenmesine itirazda bulunuyordu, kabul etmiyordu. Bunu terör eylemi olarak görüyordu. Şuanda eğer Rusya Suriye'deki Kürt gruplarını desteklemeye hazır ise Türkiye'nin orada Türkmenlerin arkasında durması ve desteklemesiden daha doğal bir şey yoktur. Rusya kalkıp ta uzaklardan, kendiyle herhangi bir sınırı olmayan coğrafyada bir grubu çıkarları doğrultusunda silahlandırıyorsa, müdahil oluyorsa, Türkiye'nin de tabi ki sınırının hemen ötesinde kalan veya kendinden bir parça olarak gördüğü Türkmenlerin yanında yer alması, her türlü destek vermesi de gayet normal bir mesele. Yani bu açıdan bakıldığında bu gidişatın, bu ziyaretin Rusya için daha ziyade şov karakteri taşıdığı görülüyor ve önemsiz bir meseledir. Zaten belirttiğim gibi gizli olan konular su yüzüne çıkmış oldu" ifadelerini kullandı.

"Rusya, Suriye'de silahlanmayı tetikleyen ülkedir. Dolayısıyla silahlanmanın olduğu yerde savaştan kaçınılmaz."

Lavrov, Suriye'deki silahlı kürt gruplara desteği DAEŞ'e karşı savaştığı gerekçesiyle vereceğini ifade etti...

Bir kere oradaki Kürt gruplar sadece DAEŞ'e karşı değil, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar. İlk önce hiçbir şeye müdahil olmadılar. Hatta Esad rejimine karşı da kendi özerkliklerini ilan etmeye çalıştılar. Şimdi DAEŞ adı altında bir faaliyet gösteriyorlar. Öte yandan oradaki grupların bu silahları PKK'ya vereceği ve dolayısıyla (bu sözde özerkliğin) Türkiye içinde kurulma ihtimali de oldukça yüksek. Yani bu bağlantı onu gösterir.

Ve en önemlisi Rusya Suriye ile ilgili her açıklamasında DAEŞ ile mücadele edeceğini söylese de esas itibariyle biz onun sadece DAEŞ'e değil; Esad'ın yanında muhaliflere karşı mücadele yaptığını görüyoruz. Türkmen bölgesini sürekli bombalandığı görüyoruz. Dolayısıyla kendi faaliyeleriyle orada yeni haritanın çizilmesi ve burada yer almak istediğini görüyoruz. Artık Rusya tarafından ortaya atılan söylemlere de çok ciddi yaklaşmak söz konusu değil. Rusya, Suriye'de silahlanmayı tetikleyen ülkedir. Dolayısıyla silahlanmanın olduğu yerde savaştan kaçınılmaz. 

EN KRİTİK NOKTA

Özellikle Türkmen bölgelerinin bombardıman altında olmasını nasıl yorumlamak gerekir?

En kritik noktadır. Hem Türkiye açısından hem o bölgede yapılan büyük oyunlar açısından Türkmen bölgesi en kritik noktadır. Eğer bu bölge kaybedilirse çok büyük sorunlar baş gösterecektir. Rusya açısından önemi, oradaki Kürt grupları destekleyerek Türkiye sınırında bir tampon bölge oluşturarak Türkiye'nin başını ağrıtmak ve ileride Türkiye'nin bölünmesini tetikleyerek bir takım şeyler yapmak. Suriye rejiminin ise daha farklı görüşü var. Oradaki Kürtlerin kıyıya çıkmaması, kıyının tamamen kontrol altına alınması bu nedenle her iki taraf orada ciddi şekilde saldırı uyguluyorlar. 

Türkmen bölgesi çok stratejik bir konuma sahip. Malesef uzun yıllar Türkiye bu bölgeyi ciddi şekilde gözardı etmiş. Son yıllarda yapılanlar ise bence yetersizdir. Türkiye'nin geleceği açısından stratejik olan bu bölgeye daha ciddi yaklaşılması ve daha ciddi siyasi faaliyetler yürütülmesi lazım. Bu bölgenin boş bırakılması ileride Türkiye Devleti'ni tehdit altında bırakacaktır. 

"Bölgeyle genetik bağı olan tüm devletler açısından çok önemli"

Türkmenler zamanında ana parçadan zamanında İngiliz ve Fransızlar tarafından koparılmış bizim sınırımız ötesinde kalmış. Osmanlı Devleti'nin bir parçasıydı. Emperyalist güçlerin burada yaptığı oyunlar sonucu ana parçadan koparılmış topluluklardır; ister Irak'taki ister Suriye'deki Türkmenler olsun. Bunlar ana parçadan koparılmış Türk boylarıdır. Bunların tabi ki ilerideki yaşamları, varlıkları, Türkiye açısından çok önemli. Sadece Türkiye değil, bu bölge ile genetik bağı olan, Azerbaycan, hatta Türkmenistan için çok kritik öneme sahip. Onlara sahip çıkmamak bu toplulukların yok olması anlamına gelir. Bu da insanlık facialarindan biri olabilir. 

"Çarlık Rusyası'ndaki etnik temizlik gibi bugün yine aynı şekilde Kırım'da ciddi sorunlarla karşı karşıyalar"

Bu sadece Türkmenler için geçerli değildir. Kırım'daki Kırım Türklerinin de talihi aynı şekildedir. Türkiye oradaki Türklerin durumuyla ilgilenmezse, sahiplenmezse oradaki Türklerin hepsi faciayla karşı karşıya kalabilir. 1944'teki sürülme gibi Çarlık Rusya'daki etnik temizleme gibi bugün yine aynı şekilde Kırım'da ciddi sorunlarla karşı karşıyalar. Rusya'daki belli çevreler bütün meselelerde günahı Türkiye üzerine yıkmaya çalışıyorlar. Sanki orayı işgal eden Türkiye gibi. Türkiye gücünün yettiği kadar ilgilenmesi gerekiyor. Tabi Türkiye'de şu anda ciddi sorunlarla karşı karşıya olan bir ülkedir ama bu meselelerde boş bırakılmaması gerekir. 

"2016 yılı ekonomik açıdan Rusya için en berbat yıllardan biri olacak"

Kimse Kırım meselesini, Ukrayna meselesini unutacak değil. Rusya, Suriye kozunu kullanarak yeni pazarlık alanı açmaya çalışıyor. Bence Kırım'ı dünya kamuoyu unutmuş değil. Tam tersi Rusya karşıtı yaptırımlar uzatıldı. Rusya özellikle Ukrayna krizi ve Kırım işgalinden sonra ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Buna artı olarak Suriye'deki olaylar eklenince ve bu yaptırımlar listesine Türkiye'yi de kendi eliyle sokmasıyla bence 2016 yılı ekonomik açıdan Rusya için en berbat yıllardan biri olacak. 

"Bu hem Türkiye hem de Azerbaycan'a gözdağı vermektir"

Azerbaycan, Ermenistan arasındaki gerilim ve medyada çıkan Ermenistan, Azerbaycan'a savaş ilan etti haberlerinin hakkındaki yorumunuz nedir? Rusya da Ermenistan'a desteğini açıkladı.

Bu direkt savaş ilan etmek değildir. Azerbaycan tarafını suçlamak için bir açıklamadır. Savaş ilanı değil. Zaten ateşkesi şu anlamda söylüyorlar; Azerbaycan tarafının uygulamaları güya ateşkes ihlalidir ve savaşa davetiyedir. Yani Ermenistan Azerbaycan'ı suçluyor. Herhangi bir savaş çıkacağını düşünmüyorum. Bu ilk olarak Azerbaycan'a baskıdır. İkinci olarak da hem Türkiye'ye hem de Azerbaycan'a gözdağı vermektir. Bu bağlamda Rusya açık ve net bir şekilde "anti Azerbaycan" ve dolayısıyla "anti Türkiye" politikasını gösterecek. 

"Rusya gittikçe kendisini bir kaotik ortama sürüklüyor"

Rusya her tarafa askeri yığınak yapıyor. Bir nevi tekrar Sovyet dönemine geri dönmüş gibi gözüküyor. Güç kullanımı, yayılmacı politika gibi. Rusya Devlet Başkanı Putin'e çok sey bağlı. Rusya'nın her tarafa bu kadar saldırması altındaki gerçeğin ne olduğunu bilmek gerçekten zor. Ekonomiye katkısı yok ve Rusya Devleti şu anda bu yükü kaldıracak güçte değil. Öte yandan Azerbaycan'a ve diğer müdahaleleri hep tepkiyle karşılanacak, karışıklıkların artmasına neden olacak. Diğer yandan Rusya'nın içinde de ciddi sorunlar var. Merkezi hakimiyeti güçlendirmek için mesela Tataristan gibi Çeçenistan gibi ülkelerde egemenlik hakları elinden alınıyor. Bu da Rusya için yeni bir rahatsızlık dalgasına neden olacak. Rusya gittikçe kendisini kaotik bir ortama sürüklüyor. Savaş ihtimali çok az ama her şeyi göz önünde bulundurmak gerektiğini düşünüyorum. Bu açıkça savaş ilan etmek değil, Azerbaycan'ı suçlamaktır.

Röportaj:Asya Atila

QHA