ANKARA (QHA) 23 EKİM 2018 -

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugünkü grup toplantısında, gündemin öne çıkan başlıklarından Cemal Kaşıkçı olayına ilişkin açıklamalar yapması bekleniyordu. Erdoğan grup toplantısındaki konuşmasını Moldova ziyaretini anlatarak başladı. 

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

"Geçtiğimiz hafta Moldova ziyaretimiz oldu. Çeşitli programlara katıldık, büyük bir meydan mitingini orada soydaşlarımızla yerine getirdik. Bir çok eserinde roada açılışını yaptık, bu eserleri biz yaptık. Türk milleti adına oradaki soydaşlarına bunlar birer hediyeydi.

Macaristan'dan da çok güzel anılarla döndük. Gül Baba Türbesi'nin restorasyon çalışmalarını yaparak eseri çok farklı bir konuma taşıdık. Gönül sınırlarımız içindeki dostlarımızla olan ilişkilerimizi asırlar sonrası tekrar olması gereken düzeye çıkarıyoruz."

CEMAL KAŞIKÇI SORUŞTURMASI

"Cemal Kaşıkçı için herkese başsağlığı diliyorum. Şöyle kısa bir hafıza tazelemesi yapalım; Kaşıkçı ilk olarak 28 Eylül'de Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'na gidiyor. Kaşıkçı'nın bu gidişi ekiplere haber veriliyor.

1 Ekim tarihinde saat 16.30'da, operasyondan bir gün önce, üç kişilik bir ekip tarifeli seferle İstanbul'a geliyor, başkonsolosluğa geliyor. Başka bir ekipte Belgrad Ormanı ve Yalova'da keşif çalışmaları yapıyor. Aralarında generallerin de bulunduğu 9 kişilik üçüncü ekip ise havalimanına inip başka bir otele yerleşiyor. Toplam 15 kişiden oluşan bu ekip, ayrı ayrı gelip başkonsoloslukta bulunuyor. Önce kamera sistemindeki hard disk sökülüyor. Aynı gün erken saatlerde Londra'dan dönen Kaşıkçı, konsolosluk binasına yaya olarak giriyor, tabi nişanlısı kendisiyle beraber. Bu saatten sonra da bir daha kendisinden haber alınamıyor. Akşam 17.50'de ülkemiz resmi makamlarına, Kaşıkçı'nın nişanlısı tarafından başvuru yapılıyor. İlgili birimler hemen tahkikat başlatıyor. Kaşıkçı'nın başkonsolosluk binasından çıkmadığı kesinlik kazanıyor.

Kıyafeti, gözlüğü ve sakalıyla Kaşıkçı'ya benzetilmeye çalışılan kişi gece yarısından sonra Riyad'a gitti.

Dışişleri Bakanlığımız da muhataplarıyla sürekli görüştü. Suudi Arabistan'dan ülkemize gelen heyet çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi. Suudi yetkililer, konsolosluk binasının aranmasına izin vereceklerini açıkladılar. Önce bazı şeyleri sormak zorundayız, zira bu olay İstanbul'da meydana geliyor. Sorumluluk makamındayız. Meselenin üzerindeki sis bulutu ortadan kalkmaya başladıkça diğer ülkeler de harekete geçtiler. Suudi Arabistan Kralıyla 14 Ekim'de yaptığımız ilk telefon görüşmesinde elimizdeki bulguları kendisine anlattım. Başkonsolos görevinden alındı. Cinayetin kabulünün ardından Suudi Arabistan'da 18 kişi tutuklandı. Türkiye'ye gelen 15 kişi de aralarında.

Böyle bir vahşetin ört bas edilmesi tüm insanlığın vicdanını yaralayacaktır. Suudi Arabistan cinayeti kabul ederek önemli bir adım atmışlardır. Bundan sonra onlardan bu meselenin sorumlularını ortaya çıkarmalarını bekliyoruz. Cinayetin anlık değil, planlı olduğu yönünde elimizde bilgiler var."

KAŞIKÇI İLE İLGİLİ SORULAR

“Bu 15 kişi neden cinayet günü İstanbul'da toplanmışlardır, bu kişiler kimden emir alarak oraya gelmişlerdir, başkonsolosluk binası neden günden sonra incelemeye açılmıştır, cinayet açıkça ortadaken onca tutarsız açıklama neden yapılmıştır, öldürüldüğü kabul edilen birinin cesedi neden ortaya yok, cesedin yerli işbirlikçiye verildiği ifadesi doğruysa, bu yerli işbirlikçi kimdir? Suudi Arabistan bunu açıklasın.

Hiç kimse bu sorular cevaplanmadan üzerinin kapatılacağını aklından bile geçirmesin. Böyle bir soruşturmanın adil bir heyet tarafından yapılması çok önemlidir. Diğer ülkelerdeki suç ortaklarının da soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor. Türkiye olarak takipçisi olacak kendi ve uluslararası hukukun yerine getirilmesini sağlayacağız.

Bir çağrı yapıyorum; Suudi Arabistan Kralı başta olmak üzere üst yönetiminedir. Olay İstanbul'da olmuştur. Bu 15 + 3 kişinin yargılanmasının İstanbul'da yapılması teklifimdir.”

AF ve AND TARTIŞMALARI

"Türkiye siyasi işbirlikleri hususunda yeni bir döneme girdi. Bu işbirliği zemininin çok önemli katkısı olmuştur. MHP ile yeni yönetimin hayata geçirilmesi sürecinde son olarak 24 Haziran’da çok verimli bir ittifak sergiledik. Cumhur İttifakı adını verdiğimiz bu zemini hazırlayan milletimizdir. Milletimizin sesine kulak verdik ve samimi bir dayanışma içinde olduk. Yeni yönetim sisteminin inşası gibi temel konularda ittifak içinde olmak, iki partinin aynı çizgiyi takip etmesi beklenmiyor. AK Parti ve MHP iki ayrı partidir. Farklı düşündüğümüz konularda kendi yolumuzu takip ederiz.

MHP ile kimi hususlarda farklı düşündüğümüz görülüyor. Cumhur İttifakına verdiğimiz önem üzerine bu farklılıklara yapıcı bir dil ile ifade etmeye çalıştık. Kimseye kişisel olarak saygısızlık etmeyi aklımızdan geçirmeyiz. Esasen bizim siyaset tarzımızda böyle bir üslubun yeri yoktur."

 “BUNLARA KADER MAHKUMU DİYEBİLİR MİYİZ?”

"Af gündeme geldiğinde, bu işi tam manasıyla masaya yatırdık. Teklife sıcak bakmadığımızı çeşitli örneklerle anlatmaya çalıştık. Burada temel bir ilke var. Temel ilke bir devlet kendisine karşı işlenen suçlara af yetkisine sahip olabilir ama kişilere karşı işlenen suçlara karşı devlet af yetkisine sahip değildir. Eğer adalet mülkün esasıysa o zaman biz bu mülkü ayakta tutmak için adil davranmaya mecburuz. Kalkıp da uyuşturucu baronlarıyla, torbacılık yapanları bir araya getirmek bunu anlamak da mümkün değil. Biz devlet olarak baronlarla da torbacılarla da içenlerle de mücadele ettik, etmeye devam ediyoruz. Hiçbir dönemde uyuşturucularla mücadelede bizim iktidarımız olduğu kadar yoğun bir mücadele verilmemiştir. En doğusundan güneydoğusuna kadar nerede ne gibi çalışmalar yapıldıysa hepsini topladık, gerekeni yaptık. 50 binin üzerinde uyuşturucu mahkûmu var. Bunlara kader mahkûmu diyebilir miyiz? Ne demek aldatılmış? Öbür tarafta can alan katillere mi kader mahkûmu diyeceğiz? Öbür tarafta hırsızlara mı kader mahkûmu diyeceğiz? Cezaevinden çıkarıyorsunuz daha fazlasını yapıyor, bunlara mı kader mahkûmu diyeceğiz? Canilere mi kader mahkumu diyeceğiz? Biz devlete karşı işlenen suçlarda devlet olarak yapılabilecek ne varsa gayret ederiz. Bir katili affettiğimiz zaman maktulün ailesine nasıl anlatacağız?

Emeklilikte yaşa takılanlar için gerekenler söylenmiştir.

Bizim kimseyi ne kurum ne isim olarak hedef almamız söz konusu değildir. Sosyal medyadaki kimi açıklamaların yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını düşünüyorum ve üzülüyorum.

Andımız geride bıraktığımızı sandığım bir konuydu. 2013'te bunu çözmüştük. Yetki aşımı yaparak maalesef bu düzenlemeyi iptal etmiştir. Türkiye'yi hak etmediği bir tartışmanın içine sürükleyen bu karar, eski hastalıkların yaşadığını gösteriyor. Tek parti CHP'si döneminde başlatılan uygulamayı hala sürdürmeyi çalışmak yanlıştır. Andın ilk halini Türk Ocaklarını kapatmasıyla, üniversitelerini perişan etmesiyle bilinen tıp doktoru Reşit Galip yazmıştır. Türkçe Ezan zulmünün de mimarıdır. Milletimizin en etkili andı İstiklal Marşıdır. Bunun dışına bir ant tanıyoruz, tanımayacağız."

"TÜRKÇÜ DEĞİLİM"

"Ben Türk'üm ama Türkçü değilim. O başka bir şey, o başka bir şey. Irkçılık bizim dinimizde yasaklanmıştır. Her etnik unsur kendi etnik unsuruyla iftihar edebilir. Sizin Türkçülük yapma hakkınız var ama benim Kürt vatandaşımızın Kürtçülük yapmak hakkı doğar. Asla bunu ırkçılık yapma boyutuna taşımayalım. Bunu yaptığınız anda ayrımcılık yapmış olursunuz. AK Parti olarak bu yanlışa düşmedik.

Türkiye Cumhuriyeti devleti 81 milyonun ortak devleti olduğuna göre, sembolik unsuların hepimizi kucaklaması gerekir. Rabiamız budur. Tek millet. Kökenine, bölgesine bakmaksızın 81 milyon vatandaşımızın tamamını ifade ediyoruz. Ayrımcılık yok. Tek bayrak. Uğrunda dedelerimizin ve evlatlarımızın kan döktüğü istiklalimizin alametifarikasını olan değerini vurguluyoruz. Tek vatan derken, 780 bin kilometre vatan toprağının hepimize ait olduğunu söylüyoruz. Tek devlet derken maziden atiye uzanan köprü üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti'nden başka devlet tanımadığımızı belirtiyoruz.

Tek tipçi bir metin özentisinin çocuklarımıza her sabah okutulmasının yeri var mıdır? Anayasa Komisyonu Başkanımızın kökeni ve meşrebi üzerinden eleştirilmesinin kime ne faydası vardır? Ben ayrımcı değilim diyeceksin, Anayasa Komisyonu Başkanımız benim milletvekilim, bakanlık yapmış arkadaşımıza, bakanımıza hem hakaret, hem tehdit savuracaksın. Onun arkasında bizler varız. Bakanımıza yönelik bu tehdidi ve hakareti gerçekten bir genel başkana yakıştıramadım. Bu çok üzücüydü. Buna yol arkadaşımı feda edemem. Benim bu yol arkadaşımızın ırkçılıkla alakası yok. Kökeni Kürt olabilir ama kendisi bu millete hizmet etmenin şuurunda. Niye hedef saptırıyor, damgalama yapıyoruz."

"HERKES KENDİ YOLUNA"

"Ülkeyi ve milleti sevmek çocuklarımızı buna uygun bilgi, beceriyle donatmakla olur. Biz 2053, 2071'i inşa etmek için ittifak kurduk. Bunun için artık bu tür meselelerdeki görüş farklılıklarının Cumhur İttifakı'na gölge düşürmesine izin vermemeliyiz. Biz bu ittifakın ruhuna zarar verecek hiçbir işin içinde olmadık, olmayız. Milletimizin emaneti olan Cumhur İttifakını günlük siyasetin üzerinde tutmak istedik. Gördük ki MHP farklı bir tercih yaptı. Madem 'Biz yolumuza' diyorlar, biz de 'Herkes kendi yoluna' deriz.

Ülkemiz, milletimiz, partimiz için hayati gelişmelerin olacağı bir dönem olacak. Yeni bir atılım sürecine giriyoruz. Siyasi, sosyal ve ekonomik ilişkiler içinde olduğumuz Avrupa zorlu günler geçiriyor. ABD'nin hamlelerini yakından izliyoruz. Orta Asya ile iyi ilişkiler içindeyiz." diyerek sözlerini sonlandırdı.

 

QHA