AKMESCİT / SİMFEROPOL (QHA) -

Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı Nariman Celâl, işgalci Kırım Rus yönetiminin, Kırım Tatar Milli Meclisi’ni kapatma davası ile ilgili QHA’ya detaylı açıklamalarda bulundu.

QHA muhabirinin ‘Nariman bey, 500’den fazla sayfadan oluşan mahkeme belgesini incelediniz mi?’ sorusunu yanıtlayan Celâl, “İnceledik. 10 Mart tarihinde yapılan duruşmada mahkemeden istediğimiz süre, incelemekten ziyade tutumumuzu belirlemek için gerekiyor. Çünkü mevzuata göre biz, belli belgelerin davaya dahil edilmesine itiraz edebiliriz. Orada bulunan bazı belgelerin çıkarılması gerekiyor. Örneğin, bir CD’de ATR televizyon kanalında 2014 yılında yayınlanan ‘Gravitatsiya’ programının kaydı var. Bu programa meslektaşım Ahtem Çiygöz katılmıştı. Bu program bir buçuk saat sürdü. Başka hiçbir CD veya bellekte, bu programda neden bahsedildiği belirtilmiyor. İşte bunu çözmek ve doğru yaklaşım göstermek için zamana ihtiyacımız vardı. Ayrıca, Kırım Adalet Bakanlığı temsilcileri de aynı başvuruda bulundu. Onlar da belgelerin kopyalarını talep etiler ve inceleme süresi istediler. Böylece mahkeme, karşı çıkmayarak duruşmayı bir hafta erteleme kararı aldı” dedi.

“Nariman bey, neden (sözde) Adalet Bakanlığı davacının tarafında, onun hangi amaçları var?” sorusuna cevap veren Celâl, “Orada Adalet Bakanlığı’nın ne işi olduğunu bilmiyorum, aslında. Bence bu, savcılığın inisiyatifi. Dava dilekçesine göre savcılık, KTMM’yi sivil toplum kuruluşu olarak kabul ediyor. Savcılık, bizim kayıtlı olmadığımıza vurgu yapıp bizi suçlu çıkarmaya çalışıyor. Ama daha önce de dediğimiz gibi, KTMM, sivil toplum kuruluşu değildir. KTMM, uluslararası hukuka göre faaliyette bulunan temsil organıdır. Ukrayna ve Rusya mevzuatında, köklü halkların temsil organlarına ilişkin hakları ile ilgili büyük problemler söz konusu” diye konuştu.

Kiev’de bu problemlerin yavaş yavaş giderildiğini anlatan Celâl, “(Ukrayna’da) Kırım Tatar Milli Meclisi ile danışmanlık yapılıyor. Rusya ise başka yolu seçti: baskı, doğrudan yasak ve aşırıcı kuruluş olarak ilan etme. Ancak bilgi sahibi herhangi bir vatandaş, sivil toplum kuruluşu ile ilgili yasayı açsa, Rusya’da sivil toplum kuruluşlarına kayıt zorunluluğun olmadığını görür. Yani savcılığın bu argümanı asılsız olup spekülatif özellik taşıyor” diye kaydetti.

Söz konusu davada KTMM’yi savunan avukat Cemil Temişev ile nasıl savunma planı hazırladıklarını bildiren Celâl, “Aslında ilk başta belirlediğimiz tezler kalacak ve Kırım Tatarlarının temsil organının savunması için kullanılacak. Hazırladığımız maddeleri geliştireceğiz. Ama bizim asıl yaklaşımımız, KTMM’nin sivil toplum kuruluşu olmadığını kanıtlamak üzerinde kurulacak. Böylece söz konusu dava (bir anlamda) yanlış adrese gönderilmiş olacak. Tüm dava, bizim sivil toplum kuruluşu olduğumuz savı üzerinde kurulmuş. Ona dayanarak diğer suçlamalar da boşa çıkacak. Bu konuda hiçbir hayalimizin olmadığını belirtmek isterim. KTMM’yi yasaklama kararının mahkeme salonlarında veya savcılıkta değil, başka odalarda verileceğini çok iyi anlıyoruz. Savcılık ve mahkeme hareketleri ise, bu kararı yasal olarak gösterme çabasıdır” diye söyledi.

Dava belgelerini inceledikten sonra bu durumda ne adaletin ne de meşruluğun söz konusu olduğunu belirten Celâl, “Çünkü bahsi geçen dava, yanlış adrese gönderildi ve mevzuat açısından kanıtlanması zor. Çok farklı alanlarda hususi şikâyetler karıştırıldı. Hepsini KTMM’nin üzerine atmaya çalışıyorlar. Ama yapılacak bir şey yok, günümüzde Kırım’da durum bundan ibaret” dedi.

Davada Kırım Tatarlarının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov’dan başka isimlerin olup olmadığı sorusuna cevap veren Celâl, “Ukrayna Kriz Medya Merkezi’nde Eylül ayında yapılan konferansın video kaydı var. O zaman Refat Çubarov, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Lenur İslâmov, Kırım’ın sivil ablukasının tanıtımını yapmıştı. Aslında tüm bu videolar internette de var. Refat Çubarov, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Lenur İslâmov’a karşı dava açmaya ilişkin birkaç belge de var. ‘26 Şubat’ ve ‘3 Mayıs’ davalarına ve Kırım’ın sivil ablukasına ilişkin dava açma belgeleri de var. İşte bu belgeler bize sunuldu. Bu belgelerde Kırımlı kolluk kuvvetleri görevlilerinin isimleri yer aldığından dolayı bana, ifşa etmeme belgesi imzalattırdılar. Ama ben, bu isimleri açıklama hakkına sahip olduğumu düşünüyorum” diye konuştu.

“KTMM üyesi olmayan Lenur İslâmov’un belgeleri, KTMM davasına nasıl dahil edilebilir?” sorusunu yanıtlayan Celâl, “İşte mesele bundan ibaret. Dava dilekçesinde ve ilgili belgelerde, ‘KTMM yanlıları’ ve ‘KTMM üyeleri’ ifadeler kullanılıyor. Yani aslında kolluk kuvvetlerinin kullandığı ifadeler yer alıyor” dedi.

Savcılığın ise bahsi geçen ifadeleri değil, mevzuata göre ifadeleri kullanması gerektiğini kaydeden Celâl, “Örneğin, Eskender Nebiyev’in KTMM yanlısı olduğuna dair hiçbir kanıt yok, ama onun belgeleri de davada yer alıyor” diye bildirdi.

Davada yer alan savcı ve hâkimlerin çoğunun, yemine ihanet eden eski Ukrayna memurları olduğunu anlatan Celâl, “Bizi bugün, Ukrayna toprak bütünlüğünü savunduğumuz için bizi yargılıyorlar. Herhalde onların kendi nedenleri vardır. Açıkçası, bu insanlara acıyorum. Hak bizim tarafımızda ve bundan dolayı biz güçlüyüz. Biz yalan söylemiyoruz, ikiyüzlülük yapmıyoruz, her zaman önem verdiğimiz değerlere göre hareket ediyoruz. Şimdiki devlet şöyle ki, insan haklarını garanti eden yasalar uygulanmıyor, cezalandıran yasalar ise aktif olarak kullanılıyor. Tüm koşullar, yaşadığımız devletin, baskı devleti olduğunu gösteriyor” diye kaydetti.

İşgalcilerin mahkeme aracılığı ile Kırım Tatar Milli Meclisi’ni yasaklaması durumunda Kırım Tatar halkın temsil organının kaderinin ne olacağını anlatan Celâl, KTMM’nin yasaklanması ve aşırıcı kuruluş olarak ilan edilmesi durumunda, baskıların artarak devam edeceğini bildirdi.

İlk önce Kırım Tatar Milli Kurultayı ve Kırım Tatar Milli Meclisi ile ilgili olan kişilerin baskılara maruz kalacağını ifade eden Celâl, “Daha önce de söylendiği gibi, Kırım’da yaklaşık onlarca insandan bahsediyoruz. Çoğu, Meclis üyeleri. Olay, Hizb-ut-Tahrir davasu durumuna benzer. O zaman da insanlar tutuklandı, terörist olarak adlandırıldı ve yasak kuruluş üyeliği ile suçlandı. Onlardan dördü hala tutukevinde bulunuyor. Savcılık veya FSB isterse, aynı baskılar KTMM üyelerine de uygulanabilir. KTMM çalışmaya devam edecek. Bildiğiniz gibi, KTMM Başkanı Refat Çubarov, Kırım Tatarlarının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve KTMM’nin diğer bazı üyeleri Kırım’ın dışında bulunuyor. Onlar, özgür topraklarda yaşayıp KTMM faaliyetlerinden biri olan uluslararası etkinlikleri sürdürecek. Günümüzde KTMM çerçevesinde, yasağın uygulanması durumunda kullanılacak belli kararlar ve prosedürler hazırlanıyor. Kırım’daki durum ise feci değil. Faaliyetimiz zaten kolluk kuvvetlerinin veya yerel yönetimlerin kararları ile sınırlandırılmış. Haklarımızı kullandırtmıyorlar. Örneğin, ifade özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve benzer haklarımızda kısıtlanma söz konusu. Biz günümüzde faaliyetimizi bilerek kısıtladık. Özellikle eğitim, milli özdeşlik ve kültür alanında. Tabii ki, insan hakları koruma faaliyeti de söz konusu. Aslında, kendini sorumlu olarak kabul eden KTMM üyeleri, yasaklara rağmen sivil faaliyet kapsamında bu çalışmayı ve vatandaşların çıkarlarını korumayı sürdürecek. Yani KTMM yasağı, faaliyetimizi etkilemez” diye bildirdi.

Ancak açılacak davaların, insanlara bu tür faaliyette bulunmaya imkân tanımayıp Kırım’ı terk etmeye zorlayacağının da söz konusu olduğunu dile getiren Celâl, insanların kendi güvenliğini düşünerek sivil faaliyetleri durdurabileceğini de ifade etti.

“Durumun tekrarlandığını düşünüyor musunuz? Kırım Rusların eline geçince hep Kırım Tatarlarına karşı baskılar başlıyor” sorusuna cevap veren Celâl, “Bu durum, 18’nci asrın sonunda gerçekleşen Kırım’ın ilhakını hatırlatıyor. O zaman doğrudan kararlar alınmadı, ama belli tedbirler alındı. Kırım Tatarlarını Kırım’ı terk edip Romanya, Türkiye ve başka ülkelere göç etmeye zorlayan koşullar oluşturuldu. Doğrudan yasak veya belgeler yoktu. Korkacak bir şey yok gibi geliyordu. Ama aslında insanların ellerinden topraklar alınıyordu. İnsanlar belli imkânlardan mahrum bırakılınca ana topraklarını terk ediyordu. Günümüzde de benzer olaylar meydana geliyor. Ama şimdi durum sadece ekonomik değil, siyasi ve sivil mahiyeti de var. Sınırlar daralıyor. Biz bunu Rusya’da da görüyoruz. Ama Kırım’da bu olaylar daha karikatürize şekilde gerçekleşiyor. Bugün mahkeme duruşmasında Moskova’dan bir avukat, ‘Memorial’ insan hakları savunma merkezinin temsilcisi de bulundu. Bu merkezin üyeleri, bize yardım edeceklerini bildirdi. Onlar sürekli diyor ki, Rusya’da özellikle siyasi konularda adalet yok. Rusya’da buna karşı çıkmaya hazır olan çok az kişinin olması da bir problem. Kırım’da ise durum farklı. Sayısı çok olmayan Kırım Tatar halkına yapılanlar, tüm dünyada yankı buldu. KTMM’nin yasaklanma ihtimalinin, uluslararası kuruluşları olumsuz etkilediğini görüyoruz. Bundan da korunmamız söz konusu. Rusya bundan kaybediyor” diye konuştu.

QHA