BAHÇESARAY (QHA) -

Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi, 1. Dünya Kırım Tatar Kongresi Koordinasyon Kurulu üyesi Ali Hamzin, günümüzde Kırım Tatar halkının, tarihin en zor ve belki de en tehlikeli dönemini yaşadığını belirtti.

“Halkımız, Kırım’ın 1783 yılında Rusya’ya bağlanmasından sonra 19. asırda benzer olayları yaşadı, ancak milletimiz o zaman yeterince özgün ve güçlü idi. Şimdiki dönem tamamen farklı. 18 Mart 2014 tarihinde Kırım’ı tekrar kendine bağlamaya karar veren çağdaş Rusya'nın kendisi de zihniyet olarak farklı. Çar döneminde Kırım bir koloni olarak ele alınıyordu. Ancak yarımadada kendi devleti olan Kırım Tatar halkının haklarını inkar etme fikri hiçkimsenin aklına gelmiyordu. 18 Mart 2014 tarihinde ise devlet başkanı, Kırım’ın ‘tarihi Rus toprağı’ olduğunu, daha sonra ise (Rusya için) ‘kutsal bir yer’ olduğunu söyledi” diyen Hamzin, Kırım Tatar halkının vatanına dönerek ulaştığı başarıyı nasıl koruyacağı meselesinin çok önemli olduğunu kaydetti.

QHA’ya konuşan Hamzin, kendine bağlı olmayan sebeplerden dolayı II. Dünya Kırım Tatar Kongresi’ne gitmediğini açıkladı.

Dünya Kırım Tatar Kongresi’nde ele alınması gereken konulardan bahseden Hamzin, “Tabii ki, Kırım’da Kırım Tatar halkının gelişim güvenliği konuları. Bu durumda BM’ye, AB ülkelerinin hükümet başkanlarına, AGİT ve AGİT’in Cenevre’deki merkez ofisine bildiri kabul edip Kırım Tatar halkının şimdiki durumu ile ilgili toplantıları bir an önce organize etmek lazım. Rusya’nın bu toplantılara katılması zorunlu. Minsk grubuna ayrı bildiri kabul edilmeli, Ukrayna krizinde halkımızın durumunun ele alınması desteklenmeli. Bu krizin gidişatı ve sonuçlarına bakmaksızın Kırım Tatar halkı için bir ses olmalı” dedi.

Hamzin, şiddete hiçbir zaman başvurmayan ve mücadelede sadece demokratik yöntemleri kullanan Kırım Tatar halkının, çok kurban vererek vatanına döndükten sonra uluslararası topluma başvurma ve onların dayanışma göstereceğini ümit etme hakkına sahip olduğunu belirtti.

“En önemlisi, bugün diasporamızın, Kırım Tatarlarının Kırım’a dönmesine büyük katkıda bulunarak kendisini, Kırım’daki halkının durumundan endişeli olan Kırım Tatar halkının ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermeye başlamasıdır”  diye ifade eden Hamzin, bu bağlamda diasporanın saygın temsilcilerinden birinin Kırım Tatarlarının Türkiye'den Kırım'a dönüş konusunun ele alınması gerektiği fikrinin meraklı olduğunu kaydetti.

Bunun yanı sıra Kongre’nin otomatik olarak Kırım Tatar Milli Meclisi’nin fonksiyonlarını yerine getireceğini düşünmediğini söyleyen Hamzin bu nedenle II. Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin başına halkın liderleri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu veya Refat Çubarov’u getirmeme teklifinde bulunduğunu kaydetti ve şöyle konuştu: "Diasporaya kalkınmasında daha çok güvenmek ve yardım etmek gerekiyor ve inanın o halkının hakları için güçlü mücadele yönetmleri bulacaktır."

Rusya yönetiminin Kırım’da Kırım Tatar halkına yaptığı baskılardan söz eden Hamzin, “Bu olaylar, Kırım’da Kırım Tatarlarına karşı ayrımcılığın uygulandığını gösteren feci gerçekler. Onları ele almak lazım” diye konuştu.

Kırım Parlamentosu’nun 11 Mart 2014 tarihinde kabul ettiği ‘Kırım Tatar halkının haklarının iade garantileri ve onun Kırım toplumuna entegrasyonu’ kanununun önemli olduğunu ve Rusya’nın ve KTMM’nin onu göz ardı etmemesi gerektiği fikrini dile getiren Hamzin, Kıırm Tatarlarının gelecekte Kırım’ın köklü halkı statüsünü elde etme perspektiflerinin öneminden de bahsetti.

QHA