ANKARA (QHA) -

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kudret Bülbül Ankara’da yapılan Dünya Kırım Tatar Kongresi’ne katıldı. Kongre katılımcılarını selamlayan Bülbül, Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü uluslararası bütün platformlarda her türlü kurum ve kuruluşları ile savunmaktadır. Bu mücadele esnasında baskılara boyun eğmeyip silah yerine kalemi tercih eden Mustafa ağa ve Refat Çubarov şahsında Vatanını savunan bütün Kırımlıları buradan içtenlikle selamlıyorum” dedi.

“Sözlerinin başında 1944 ile başlayan bir hayvan vagonlarına doldurularak çok değişik yerlere götürülen, gerek yolculuk sırasında, gerek gittikleri yerlerde şehit olan Kırımlıları rahmet ile anıyor, Rabbimden mekanlarının cennet olmasını diliyorum. Kırım denilince, doğrusu uzun bir tarih, uzun bir çile, gözyaşı, ama bir o kadar da onurlu ve kahramanlık tarihi aklıma gelir” diyen Bülbül, uzun mücadeleler sonrasında 1990’lı yılları ile birlikte kısmen bir rahatlama sağlandığını, çok sayıda Türk’ün Kırım’a dönüşünün sağlandığını, ancak bu durumun çok uzun sürmediğini, uluslararası hukukun tanımadığı, meşru görülemeyecek Rusya’nın müdahaleleri ile bu görece huzur döneminin sona erdiğini kaydetti.

“Bugün böyleysine güzel, böyleysine bir ciddi katılımı görmekten gurur duyuyorum. Bu günlerde en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey birlik ve beraberlik ruhu” diyen Bülbül, sadece Kırım’daki Kırım davasının gönüllüler arasında değil, Kırım’la Türkiye arası birlik ve beraberliğin  de son derece önemli olduğuna dikkat çekti.

Bunun yanı sıra yaptığı konuşma sırasında Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı olarak Kırım’la ilgili hayata geçirdikleri projeleri anlatan Bülbül şöyle konuştu:

 “Biliyorsunuz, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, daha yeni kurulan bir kuruluş, 4 yıllık bir kuruluş, ama bununla birlikte Kırım davası için Türkiye’nin ilgili bütüm kurum ve kuruluşlarıyla şu ana kadar her türlü işbirliğini yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir.

Somut olarak yaptıklarımıza gelince, belki bunları sosyal medyadan gözlemlemiş olabilirsiniz ama, ilk yaptığımız ve çok önemsediğimiz bir çalışma, Kırım Tarihi ve Kültürel Miras çalışması. Biliyorsunuz, Kırım’daki, maalesef, yanlış uygulamalar nedeniyle pek çok tarihi  eserler, Kırımlıların ecdatlarının bıraktığı pek çok güzel binalar, tarihi eserler yok olmakta, bir kısmı yok olmuş durumda, bir kısmı da yıkılmaya yüz tutmuş durumda. Hakan Kırımlı başkanlığında bir heyet oluşturarak Kırım’daki bütün tarihi eserleri kayıt altına aldık. İnşallah, Kırım bir gün normalleşir, olağan bir duruma kavuşur ve bu tarihi eserler Türkiye’nin de katkılarıyla yeniden gün yüzüne çıkarılır.

İkinci yaptığımız, Kırım Tatar Sürgünü Sözlü Tarih Çalışması. Bu da ilk kez yapılan bir çalışma. Biz gerçekten, acıyı çok yaşayan, ama acıyı çok dillendirmeyen bir milletiz. Bunu, gereken milli meselesinde, gereken bu zamana kadar yaşadığımız birçok acılarda net olarak görüyoruz. Kırım davasında da çok benzer bir durum var. Gerçekten 1944’ler ile birlikte çok büyük acılar yaşandı. Çok büyük çile, gözyaşları çekildi, ama bunu kayıt altına alan bir tarihi belgesel yoktur. İşte biz bu belgesel ile yaşları 80’lere 90’lara varan, o sürgünü yaşamış insanların yaşadıklarını kayıt altına aldık. İki yüzden fazla mülakat yaparak, pek çok çalışmaya kaynaklık edecek bir belgesel ortaya çıkardık.

Keza Kırım’la ilgili Kongre ve yayın desteklerimiz devam etmekte. Birkaç ay önce İstanbul’da Devletler Arası Kırım Sürgün ve İsmail Gaspıralı Kongresi’ni gerçekleştirdik. Çok bilinen başka ülkeler ile birlikte yine Kırım için yaptığımız bir başka çalışma, Türkiye bursları. Şu ana kadar çok sayıda Kırım’dan gerek lisans, gerek yüksek lisans, gerek doktora düzeyinde burslandırmaları yapmış durumdayız. Elbette, bu burslandırmalar devam edecek.” 

QHA