ANKARA (QHA) -

İlki 2009 yılında Kırım Akmescit'te gerçekleşen Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin ikincisi Türkiye’nin Başkenti Ankara’da yapılıyor.  Dün (1 Ağustos) başlayan kongrede Rus işgali altındaki Kırım’ın ve Kırım Tatarlarının çektikleri zulmü kınayan ve Kırım Tatar halkının haklı davasında yanlarında olduklarını kaydeden açılış konuşmasını yapan lider ve bürokratlar, bir sonraki kongrenin Kırım Tatar halkının ana vatanı Kırım’da yapılmasını dilediler.

 İşte Türkiye’den, Dünya Kırım Tatar Kongresi’nde konuşan  siyasetçi ve bürokratların verdikleri mesajlar:

“Kırım Tatarlarının tarihinin dünyada ender acılar tarihi olduğunu herkes biliyor”

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, hala sürgün şartları yaşayan Kırımlıların olduğunun bilindiğini belirterek, "Bundan sonraki kongrenin yeniden Kırım topraklarında yapılmasını yeniden Akmescit, Bahçesaray’da yapılmasını Cenab-ı Allah nasip eder. Kırım Tatarlarının tarihinin dünyada ender acılar tarihi olduğunu herkes biliyor. Kırım tarihi, acının, baskının hem de aynı zamanda mücadelenin tarihidir. Kırım halkı, onurlarına ve haklarına sahip çıkarak devam etmiş, hiçbir zaman teröre, silaha ve kendisine zulmedenlere bulaşmamıştır" diye konuştu.  Kurtulmuş, şunları söyledi: “Bu bölgede Kırım ilhak ediliyor, Ukrayna krizle karşı karşıya kalıyor. Dünya, beşten büyüktür. Dünyanın sorunlarının çözümü beşte ülkenin iki dudağı arasına bırakılamaz. Dünya sistemi, sorun çözmeden uzak bir şekilde siyaseti yönetemez. Dünya sisteminin barışçıl, müzakereye dayalı, çözmeye dayalı, dünya sisteminin yeni bir yapıya doğru yol alması kaçınılmazdır. Türkiye olarak, dünya sisteminin çözüm çözme yeteneğine sahip hale gelmesi için de fikirlerimizi söylemeye devam edeceğiz.”

“Sadece yürekten değil, aynı zamanda siyasetten de destekliyoruz”

TBMM Başkanvekili Prf.Dr. Naci Bostancı, Kırım Tatar halkının tekrar kendi topraklarına dönme, orada yaşama hakkının baki olduğunu vurgulayarak,  “Herkesin vatanı kendisi için kesinlikle kutsal, ve insanların vatanlarına dönme önündeki engeller bir insanlık suçudur. Biz, Türkiye olarak, Kırım Tatar halkının, Ukrayna’nın bütünlüğü içerisinde barış ve istikrar ile birlikte bir gelecek kurmasını yürekten destekliyoruz. Sadece yürekten değil, aynı zamanda siyasetten de destekliyoruz” dedi
 
“Ben ömrüm boyunca mücadele edeceğim ama sovyetlerin ömrü yetmedi”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Ruhsar Demirel yaptığı konuşmada TBMM’de Kırım kökenli olarak seçilen ilk bayan vekil olduğunu hatırlatarak,  “Evet, ben siyasetçiyim, milletvekiliyim, partimin genel başkan yardımcısıyım ama Kırım’ın evladıyım. Bugün Mustafa Aga’nın izni ile bir anıyı anmak istiyorum. Biliyorsunuz 1944’teki sürgünde Kırım’da onlarca yıl mücadele edip, yetişkin çağında Kırım’a dönmüş birisidir. Sonra Türkiye’ye ziyaretinde bir televizyon programında ona soruyorlar, Sovyet Sosyalistler Birliğinin zaman içinde davası ile olan çekişmeyi anlatır mısınız deyince, ‘Ben ömrüm boyunca mücadele edeceğim ama sovyetlerin ömrü yetmedi.’ Bizler inanan insanlarınız. Adalete inanıyoruz.Mustafa Aga bizler için güzel bir örnek, dünya için güzel bir örnek. İnsan hakları bakımından hiçbir zaman silaha başvurmamış Kırım Davasının savunucuları olarak masum bir milletin evlatlarıyız. Hepimiz zamanı gelince ne kadar güzel şeyler yaptığımızı anlatıyoruz. Bazen de yüzleşmer denen durum ile yapamadıklarımızı, eksik kaldıklarımızı, esirgediklerimizi anlatmak lazım. Ben biliyorum ki dünyanın her yerinde ister Doğu Türkistan’da ister Kırım’da ister dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığa uğrayan tüm soydaşlarımızın silahlardan uzak, doğal ölümlerin olduğu günler nasip olsun inşallah’’ dedi

“Çektiğiniz bütün zulümleri iyi anlayan bir milletin evlatlarıyız”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Özçelik Kırım Halkı Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov’u ve protokülü selamladıktan sonra “Kırım halkının gerçek temsilcilerinin karşısında konuşmaktan büyük onu duyuyorum. Genel Başkanım Kemal Kılıçdaroğlu özellikle bir mesaj iletmemi istedi. Bu toplantı için başarıdileklerini iletmemi ve  sizlerin bütün çabalarınızda gönlünüzden geçen sonuca ulaşmanızı yürekten dilediğini söyledi. Vatan toprağının her karışında, dünyanın çeşitli yerlerinden, sürgünden bu vatana gelen ve bu vatanı her zaman ikinci vatanı gibi gören sizlerin sürgünlerde, dışarılarda çektiğiniz bütün zulümleri iyi anlayan bir milletin evlatlarıyız bundan da emin olun çünkü ben de zamanında Kafkasya’dan atılmış, sürgün edilmiş bir sülalenin evladıyım, onu da bilmenizi isterim” dedi.

“Hangi hükümet gelirse gelsin Kırım Tatarlarının bu haklı davasını savunmakta kararlıdır”

Türkiye devletinin Kırım Tatar halkının haklı davasını sonuna kadar savunacağını belirten Özçelik, “ Bu ülke, Türkiye Cumhuriyeti devleti hangi hükümetle idare edilirse edilsin ister tek parti ister koalisyon hükümetleri olsun ne olursa olsun, bu hükümete gelecek olan herhangi bir parti ve Cumhuriyet Halk Partisi Kırım Tatarlarının bu haklı davası, bu özgürlükler ile insan hakları ve kendi memleketlerinde bağımsız özgürce yaşama davasını sonuna kadar savunmakta kararlıdır ve onu size arz etmek üzere geldim çünkü özgürlükler ve bağımsızlık bizim Partimizin öncelikli planlarından, prensiplerinden bir tanesidir. Sizin bu çabalarınızı inanın yüreğimizde ve aklımızda hissediyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin, 2014’te bir kez daha Rusya tarafından ilhak edilmesinden sonra  elinden geldiğince gerek NATO boyutunda, gerek diğer boyutlarda birçok şeyi yapmaya uğraştığının bilincinde olduklarını kaydeden Özçelik, “Biz, söylediğim gibi inşallah sizlerle el ele vererek, yine sizlerin hedeflediği uğurda Cumhuriyet Halk Partisi olarak el ele çalışmayı şimdiden vadediyoruz ve bunu kabul buyurun lütfen.
İnşallah birlikte sonuca ve o emele ulaşacağız. Hepinize saygılar sunuyorum” diye konuşmasını tamamladı.

“Kırım Davası için bütün kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaptık”

Öte yandan Türkiye Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kudret Bülbül de Kırım davası için Türkiye’nin ilgili bütün kurum ve kuruluşlarıyla şu ana kadar her türlü işbirliğini yapmıştıklarını ve yapmaya devam ettiklerini kaydederek şöyle konuştu: “Belki bunları sosyal medyadan gözlemlemiş olabilirsiniz ama, ilk yaptığımız ve çok önemsediğimiz bir çalışma, Kırım Tarihi ve Kültürel Miras çalışması. Biliyorsunuz, Kırım’daki, maalesef, yanlış uygulamalar nedeniyle pek çok tarihi  eserler, Kırımlıların ecdatlarının bıraktığı pek çok güzel binalar, tarihi eserler yok olmakta, bir kısmı yok olmuş durumda, bir kısmı da yıkılmaya yüz tutmuş durumda. Hakan Kırımlı başkanlığında bir heyet oluşturarak Kırım’daki bütün tarihi eserleri kayıt altına aldık. İnşallah, Kırım bir gün normalleşir, olağan bir duruma kavuşur ve bu tarihi eserler Türkiye’nin de katkılarıyla yeniden gün yüzüne çıkarılır.”

“Yaşananları kayıt altına alarak bir belgesel ortaya çıkardık”

Bülbül konuşmasına şöyle devam etti: “İkinci yaptığımız, Kırım Tatar Sürgünü Sözlü Tarih Çalışması. Bu da ilk kez yapılan bir çalışma. Biz gerçekten, acıyı çok yaşayan, ama acıyı çok dillendirmeyen bir milletiz. Bunu, gereken milli meselesinde, gereken bu zamana kadar yaşadığımız birçok acılarda net olarak görüyoruz. Kırım davasında da çok benzer bir durum var. Gerçekten 1944’ler ile birlikte çok büyük acılar yaşandı. Çok büyük çile, gözyaşları çekildi, ama bunu kayıt altına alan bir tarihi belgesel yoktur. İşte biz bu belgesel ile yaşları 80’lere 90’lara varan, o sürgünü yaşamış insanların yaşadıklarını kayıt altına aldık. İki yüzden fazla mülakat yaparak, pek çok çalışmaya kaynaklık edecek bir belgesel ortaya çıkardık.”

Asya Atila

QHA