VARŞOVA (QHA) -

Varşova’da 19 Eylül tarihinde başlayan ve 30 Eylül tarihine kadar devam edecek Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) İnsani Boyut Uygulama Toplantısı çerçevesinde 27 Eylül tarihinde Kırım Tatar Milli Meclisi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi tarafından organize edilen “Çağdaş Rus-Ukrayna Askeri Çatışma Şartlarında Köklü Halklara Karşı Ayrımcılık” konulu yan etkinlik düzenlendi.
 
Etkinliğe Kırım Tatar Milli Meclisi üyeleri Eskender Bariyev ve Gayana Yüksel, Kiev Kırım Tatarlar Derneği yöneticisi Elvin Kadırov, Kırım’da faaliyet gösteren ve sözde Hizb-ut Tahrir davası çerçevesinde tutuklanan Kırım Tatarlarının davalarıyla ilgilenen avukat Edem Semedlâyev katıldı. Katılımcılar, Kırım’ın Rusya Federasyonu tarafından işgal edilmesinin ardından artan ve daha sık meydana gelen Kırım’ın köklü halkı Kırım Tatarlarına yönelik hak ihlalleri ile ilgili kanıtları sundu.
 
Bilindiği gibi Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirisi, yerli halkların kendi temsil organlarının, basın yayın organlarının olması hakları ve din özgürlüğü ile bağlantılı.
 
Kırım Haber Ajansı (QHA) Müdürü, Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi Gayana Yüksel, ifade özgürlüğü alanında Kırım sakinlerinin hak ve özgürlüklerinin ihlalleri ile ilgili bilgi verdi.
 
Gayana Yüksel, şöyle konuştu: “Kırım’ın 2014 yılında işgal edilmesinden sonra yarımadada bağımsız medyalara yönelik izleme, faaliyet gösterme yasağı, sansür, gazetecileri FSB ile işbirliği yapmaya zorlama, “önleyici” sohbetler, cinai ve idari davalar, para cezaları, gazetecilere karşı baskı, basının çalışmalarını engelleme gibi Stalin dönemi “idare” yöntemleri yeniden uygulanmaya başladı. Rus askerlerin yarımadayı işgal etmesinden sonra sözde yönetim, bağımsız medyaların işgal edilen Kırım’ın dışına itilmesine ve en kirli baskı ve yıldırma yöntemlerine başvurarak yarımadanın enformasyon alanının “temizlenmesine” yönelik çalışmalar gerçekleştirdi. Bağımsız ve yabancı medya kuruluşlarının gazetecilerinin hareket etmesi, iletişim kurması, bilgi toplaması sınırlandı, siyasi sansür uygulandı. Devletine (Ukrayna) ve onun tutumuna sadık kalan gazeteciler için dayanılmaz çalışma şartları oluşturuldu. Gazeteciler kaçırıldı, dövüldü, ofislerine sözde Kırım milisi gelerek tüm eşyalarına zarar verdi. Toplam olarak Kırım’da faaliyet gösteren gazetecilere karşı 250’den fazla ihlal olayı tespit edildi ve bu rakam giderek artıyor.”
 

Medya kuruluşlarına karşı takibattan da söz eden Yüksel, “Yarımadada, meydana gelen değişiklikleri kabul eden yönetim yanlısı medya kuruluşları faaliyetlerini devam ediyor, farklı görüş bildiren medyalar ise yarımadanın dışına itildi. Bununla birlikte, medya kuruluşlarına lisans verme yetkisi olan Roskomnadzor (Rusya Telekomünikasyon Kontrol İdaresi) organı, medyalara baskı yapılması meselesinde “uygulayıcı” rolünü oynadı. Ancak bazı durumlarda daha ziyade Kırım Tatar medyaları baskıya uğradı, çünkü onlar, bilinen olaylar ile ilgili gerçek durumu yansıttı. Bazı Kırım Tatar medyalarının vatanlarından ayrılmaya mecbur bırakılması kabul edilemez: milli medyalar halkından ve vatan toprağından uzakta var olamaz” diye kaydetti.
 
Gayana Yüksel, Kırım’ın sözde yönetiminin korktuğu tek şeyin alenilik olduğundan dolayı uluslararası medya ve topluma, Kırım meselesini gündemde tutma çağrısı yaptı.
 
Kiev Kırım Tatarları Derneği yöneticisi Elvin Kadırov, işgal edilen Kırım’da Müslümanlara karşı takibat ile ilgili bilgi verdi. Yaptığı konuşmasında Müslümanlara yapılan baskılardan çok Kremlin’in kontrolü altında bulunan ve temsilcisinin Varşova’daki AGİT toplantısına katılarak “Kırım’daki yaşamın ne kadar güzel olduğunu” anlatan Kırım Müftülüğü’nün ikiyüzlü ve yalan tutumu üzerinde odaklandı. 
 
Kadırov, “Uluslararası yasaları kabul ediyorsanız, uluslararası toplumun düşüncesi de sizin için önemli, ama neden halka Kırım’da yasadışı olarak düzenlenen seçimlere katılma çağrısı yapıyorsunuz? Kırım’da yaşam o kadar güzel ise, bunu hapse atılan Kırımlı Müslümanların aileleri ve eşlerine anlatın, bunu Ervin İbragimov’un annesine anlatın. Evet, Kırım’da işgalden önce de aramalar yapılıyordu, ama işgalden önce bu kadar yalan uydurulmuyordu, günümüzde olduğu sayıda dava açılmıyordu, bu kadar ölü bulunmuyordu” dedi.
 
Kırımlı Müslümanların dehşet verici tutukluluk şartlarını anlatan avukat Edem Semedlâyev, “Şimdi Müslümanlar insanlık dışı şartlarda tutuklu bulunuyor: odaları gayri sıhhi durumda, onlara verilen yemekler sadece Müslümanlar değil kimsenin beslenmesi için uygun değil, bu yemekler ishal ve karın şişliğine neden oluyor. Tutuklular 7 yatağın olduğu odada 14 kişinin bulunduğu hücrelerde bulunuyor, böyle bir ortamda dinlenmek ve yaşayabilmek imkansız” şeklinde konuştu.
 
Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi Eskender Bariyev ise yaptığı konuşmada, temsil organlarına yapılan baskılar, Ahtem Çiygöz, Mustafa Degermenci ve Ali Asanov’a sözde 26 Şubat davası kapsamında yapılan baskılar, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov’a karşı takibat ve diğer benzer baskı yöntemleri aracılığıyla Kırım Tatar halkına yapılan baskılara değindi. 
 
Bariyev, etkinlik katılımcılarına Kırım Tatar Milli Meclisi’nin aşırıcı örgüt olarak tanınması ile ilgili dava hakkında bilgi verdi ve günümüzde dünya toplumuna iletilmesi gereken bir dizi inisiyatifin başlatıldığını bildirdi.

QHA