LONDRA (QHA) -

Milyonlarca Kırım Tatarının vatan Kırım'a duyduğu özlemi eserleriyle tarihe kazıyan ünlü Kırımlı yazar Cengiz Dağcı, 27 Ekim tarihinde ölümünün 5. Yılında Londra’da anma programı düzenlenerek anıldı.

Eurovizyon haber sitesinde yer alan bilgiye göre, İngiltere Türk Dünyası Dayanışma Platformu tarafından düzenlenen anma programı Perşembe akşamı (27 Ekim) Londra Yunus Emre Kültür Merkezi’ne gerçekleşti. Platform Başkanı Atilla Abacıoğlu, Emel Kırım Vakfı Londra Temsilcisi Melek Maksudoğlu ve Eurovizyon Haber Sitesi Editörü, Gazeteci Mustafa Köker’in konuşmacı olarak katıldığı anma programında, her üç konuşmacı merhum ile ilgili hatıralarını anlattı.
 
İkinci Dünya Savaşı yıllarında memleketi Kırım’dan ayrılmak zorunda kalan ve Britanya’ya gelerek yerleşen Cengiz Dağcı, Türk edebiyatına yirmiden fazla eser kazandırdı. Dağcı, 22 Eylül 2011 tarihinde Londra’da vefat etti ve dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun girişimleri ile memleketi Kırım’da toprağa verilmişti.

Atilla Abacıoğlu, Dağcı’nın çiçeklerini anlattı
 
Etkinliği organize eden İngiltere Türk Dünyası Dayanışma Platformu Başkanı Atilla Abacıoğlu konuşmasında, merhum Cengiz Dağcı ile aynı bölgede oturduğunu ve sık sık evine yaptığı ziyaretleri anlattı.
 
Dağcı’nın son döneminde sadece kitapları ile baş başa bir hayat sürdürdüğünü hatırlatan Abacıoğlu, “ziyaretlerimde evinin bahçesine çıkardık ve bahçesindeki çiçekleri göstererek, ‘bu çiçekleri aldığım çiçekçi Türkiye’den geldiklerini söyledi. Ben onları ekip, büyüttüm ve diplerine su dökerken, (biz akrabayız diyerek sevdim)’ diye anlatırdı” şeklinde konuştu.
 
Dağcı’nın hiç gitmediği halde Türkiye sevgisini her fırsatta dile getirdiğinin altını çizen Abacıoğlu, konuşmasında merhum Dağcı’nın romanlarının yanı sıra şairliği ve şiirlerine de vurgu yaptı.

Melek Maksudoğlu, ‘Onlar da İnsandı’ kitabını yorumladı
 
Vefatı sonrası Dağcı’nın Londra’daki eşyalarının Kırım’a ulaştırılması ve cenaze ile ilgili işlemleri üstlenen Emel Kırım Vakfı Londra Temsilcisi Melek Maksudoğlu, konuşmasında yazarın ‘Onlar da İnsandı’ kitabını yorumladı.
 
Cengiz Dağcı’nın çok ses getiren ve yayınlandığı yıllarda Türkiye’de geniş bir okur kitlesine ulaşan ‘Onlar da İnsandı’ kitabında, Kırım tatarlarını sürgün öncesinde yaşadıklarını aktaran Maksudoğlu, Dağcı’nın kitaplarında, kendi ülkesini işgale gelen Ruslara bile kin duygusu ile yaklaşmadığını, nefreti körüklemediğini, roman kahramanlarının dilinden hep insani yaklaştığına işaret etti.

Mustafa Köker, Regina hanımın vasiyetini paylaştı
 
Etkinliğin diğer konuşmacısı, gazeteci Mustafa Köker de,  konuşmasında merhum Cengiz Dağcı ile 1990’ların başından vefat ettiği 2011 yılına kadar geçen sürede yaptığı görüşmeler ve diyaloglardan örnekler verdi.
 
Cengiz Dağcı’yı Türkiye’nin ateş çemberinden geçtiği 1980 öncesi kutuplaşma döneminde kitaplarıyla tanıdığını, Londra’ya geldiği sıralarda ise merhum Kıbrıslı Türk şair Osman Türkay ile ilk defa birlikte evini ziyaret ederek tanıştığını anlatan Köker, o tarihten sonra baba-oğul ilişkisi şeklinde görüşmelerinin devam ettiğini kaydetti.
 
Dağcı’nın mütevazı bir hayat yaşadığını, 1990’lı yıllarda iletişimin sınırlı olması sebebiyle sadece TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’ndan Türkiye’deki gelişmeleri izlediğini hatırlatan Köker, edebiyat ile ilişkisinin ise Türkiye’den kendisine gönderilen yayınlarla sınırlı olduğunu ifade etti.
 
Kültür eski bakanlarından İstemihan Talay’ın Dağcı’yı ‘Türk Dünyası Yazarlar Kurultayı’na bizzat davet ettiğini, yine eski Kültür Bakanı Atilla Koç’un de merhum Dağcı’yı Londra’daki evinde ziyaret ettiğini hatırlattı.
 
Ölümünden önce eşi Regina ile ilgili bir anısını da paylaşan Mustafa Köker, “Cengiz Bey’in ameliyatı sonrası Regina hanım beni yanına çağırarak, ‘Mustafa, sen oğlumuz sayılırsın. Biliyorsun Cengiz rahatsız. Ben Katolik bir Hristiyan’ım ama Cengiz Müslüman. Vefat ederse onu Müslüman geleneklerine göre toprağa vermeliyim. Bana İslami cenaze kuruluşlarının irtibat bilgilerini bulur musun’ demişti. Bunu bir vasiyet gibiydi. Regina hanım erken öldü ama Cengiz Bey’in vefatında bu anısını hatırlatmam üzerine merhumun cenazesi camiden kaldırıldı. Yoksa yakılacaktı” diye konuştu.

Cengiz Dağcı belgeseli gösterildi
 
Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Dr. Mehmet karakuş, İngiltere Türk Öğretmenler Derneği Başkanı Mansur Işıkbol, İngiltere Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Ercüment Mustafaoğlu, Çanakkale Platformu Başkanı Servet Hassan’ın da aralarında bulunduğu seçkin dinleyici grubunun hazır bulunduğu anma etkinliğinde, TRT tarafından çekilen Cengiz dağcı belgeseli gösterildi.

Ünlü Kırım Tatarı yazarı Cengiz Dağcı, 9 Mart 1920 tarihinde Kırım’ın Yalta şehrinin Gurzuf köyünde doğdu. Gurzuf, Karadeniz kıyısında bulunan ve coğrafi olarak Sinop’un karşı yakasına denk düşen sevimli bir kasabadır. Dağcı’nın doğumundan kısa bir süre sonra, ailesi yine Gurzuf’a yakın sayılabilecek Kızıltaş kasabasına taşındı. Dağcı ilköğretim ve ortaöğretimini köyünde ve Akmescit'te  tamamladı, sonra Kırım Enstitüsü’nün tarih fakültesini kazandı, ancak ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıktı ve 1940 yılında askere alındı. 1941’de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düştü. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak 1946 yılında müttefik devletler safına İngiltere,  Londra’ya sığındı ve ölümüne dek orada yaşadı.  
 
Eserleri savaştan önce yayınlanıyor olsa da, yazar asıl yurtdışına çıktığında tanınmaya başlandı.
 
Tüm hayatı boyunca gurbette Kırım’ın hayatıyla yaşadı, onun nefesini hissetti, romanlarının ve hikayelerinin her satırını sevgili Gurzuf köyüne, gençliğinin en mutlu yıllarını geçerdiği, Akmescit’e adadı. Dağcı’nın tüm eserlerinde vatanına olan sevgisi, Kırım Tatar ruhunun güzelliğine inancı yer alıyordu. Yazar, Kırım Tatar Halkının başına gelen trajik olayların halkın tarihi, kültürel, ahlaki  ve ulusal bağlarının yavaş yavaş kopmasına zemin hazırladığını düşünüyordu.
 
Dağcı’nın, roman yazarken kendisine biçtiği bir misyon vardı. Dağcı, Kırım’ın hafızası olacaktı. İnsanlar, Kırım’daki Türk’ün dramını Dağcı’dan okuyacak ve gelecekteki kuşaklara aktaracaktı. Dolayısıyla Dağcı eserleriyle Kırım Tatarlarının tüm zorluklardan sonra tarihe meydan okumalarını ve kendi ruh güzelliklerine inanmalarını sağlamaya çalıştı. Kendi halkını dünyaya tanıtmak için yazar Türk dilini seçti.
 
Cengiz Dağcı’nın Türk edebiyatının gelişmesine katkı sağladığı ve önemli eserleri arasında ‘Yoldaşlar’, ‘ Anneme mektuplar’, ‘Onlar da insandı’, ‘ Badem Dalına Asılı Bebekler’, ‘ Yurdunu Kaybeden Adam’, 'Korkunç Yıllar" adlı eserler yer alıyor. Yazdıkları belgesellere (Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasında Türkler, 2005), çeşitli film (Kırımlı, 2014) ve dizi uyarlamalarına (Yurdumda Ölmek İstiyorum-'Onlar da insandı' uyarlaması-1993) konu oldu.
 
Gerçek vatansever, samimi ve duygusal bir yazar Cengiz Dağcı Kırım ve Kırım Tatarları için her zaman önemli kültürel bir fenomen olarak değerlendiriliyor.

 

QHA