ANKARA (QHA) -

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi'nce kurulan "Ukrayna ve Kırım'da İnsan Hakları ve Uluslararası Hukuk İhlallerini İzleme Komisyonu, son günlerde Kırım'da yaşanan ev baskınları ve aramalar konusunda Kırım Tatarlarına uyarılar ve tavsiyeler içeren bir duyuru hazırladı.

Duyuru metni:

 

Tarih ve Yer :16 Mayıs 2014, Ankara
Sayı :Duyuru-0001


Konu :Kırım’da konut dokunulmazlığı
ihlalleri hakkındadır.

KIRIM TÜRKLERİ
KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ GENEL MERKEZİ


UKRAYNA ve KIRIM’DA
İNSAN HAKLARI ve ULUSLAR ARASI HUKUK İHLALLERİ
İZLEME KOMİSYONU


D.0001/16.05.2014
ANKARA, TÜRKİYE

 

KOMİSYON ÜYELERİ:

1-Av.Mihriban CEYLAN
2-Av.Namık Kemal BAYAR
3-Av.Taner KAYAN
4-Av.Figen Erden SEYMEN
5-Av.Özkan ÖNDER
6-Av.İhsan Kürşat BİLGİN
7-Doç.Dr.Sezai ÖZÇELİK
8-Av.Cenk Buğra BATUR
9-Av.Murat ŞAHİN
10-Av.Fatih ÇELİK
11-Stj.Av.Mine ESENKAL
12-Fethi Kurtiy ŞAHİN
13-Elif Gökçen BAY
14-Gökçe KARALEZLİ
15-Alperen ALKAN
16-Görkem AKBULUT

 

I.GİRİŞ

Ukrayna’ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti 27 Şubat 2014 tarihinde Rusya Federasyonu tarafından işgal edilmiştir. Rusya Federasyonu Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, Ukrayna’nın Toprak Bütünlüğünün Korunmasına dair 1994 tarihinde ABD, İngiltere, Rusya Federasyonu ve Ukrayna arasında imzalanan ve taraf ülkelerin “garantörlük” sıfatını yüklendiği Budapeşte Memorandumu ve ülkelerin toprak bütünlüğünün korunmasına dair tüm uluslar arası hukuk metinlerini ihlal ederek bu işgali gerçekleştirmiştir.

Kırım yarımadasında, Rusya Federasyonu Duması (Parlamentosu) İnsan Hakları Komisyonunca da katılım oranının ancak %32,4 olduğu itiraf edilen bir referandum gerçekleştirilmiştir. 16 Mart 2014 tarihinde gerçekleşen bu gayrimeşru referandumun ardından 18 Mart 2014 tarihinde de Kırım yarımadası Moskova’da imzalanan bir anlaşma ile Rusya Federasyonuna ilhak olmuştur. Referandumun uluslar arası hukuka aykırılığı ve kanunsuzluğu Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu’nun 21 Mart 2014 tarih ve Op.762/2014 sayılı Raporu ile tespit edilmiştir.

Tüm bu gelişmeler akabinde, Ukrayna ve Kırım’da yaşanan insan hakları ve uluslar arası hukuk ihlallerini izlemek, tespit edilen ihlalleri raporlayarak dünya ve Türkiye kamuoyuna, bu konularda çalışan kurum ve kuruluşlara duyurmak, Ukrayna ve Kırım’da yaşayan insanların hak ve menfaatlerini korumada yardımcı olmak ve yol göstermek üzere merkezi Ankara’da bulunan Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi tarafından komisyonumuz oluşmuştur.


II.İNCELEME KONUSU ve DUYURUNUN GEREKÇESİ

Bu Duyurunun hazırlandığı tarih itibarı ile Komisyonumuz kuruluş aşamasındadır.

Ancak, 14 ve 15 Mayıs 2014 tarihlerinde uluslar arası haber ajansları ve haber sitelerinde Kırım’da yaşamakta olan pek çok Kırım Tatarının evlerinin yerel güvenlik güçleri tarafından basılarak aramalar yapıldığı, halihazırda Rusya Federasyonu tarafından ülkeye giriş yasağı konulan Kırım Tatar Millî Meclisi eski Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun da evinin güvenlik güçleri tarafından arandığı, Kırım Tatar Millî Meclisi Dış İlişkiler Bölüm Başkanı Ali Hamzin de dahil olmak üzere pek çok Kırım Tatarının konutlarında benzer aramalar yapıldığı anlaşılmıştır.

Söz konusu aramaların gerekçeleri hakkında herhangi bir açıklama ve bilgi ulaşmamıştır.

Gerçekleştirilen bu uygulamaların evleri aranan şahısların ileride karşılaşması kuvvetle muhtemel zararlarını önlemek, yapılacak başkaca arama uygulamalarında insanların hak kaybına uğramaması ve temel insan hakları bakımından haklarının hatırlatılması amacı ile bu Duyuru acil olarak hazırlanmıştır.

III.HUKUKSAL DAYANAK ve HAKLAR

Her insanın özel ve aile hayatına saygı isteme hakkı vardır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve insan haklarına saygılı, demokratik, hukukun üstünlüğüne inanan ülkelerin Anayasa ve yasaları herkesin özel ve aile hayatına saygı, konut dokunulmazlığı haklarını koruma altına almaktadır.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 3. Maddesine göre “Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır.” Yine İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 5. Maddesi “Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara ve muamelelere tabi tutulamaz.”

Bu Duyurunun konusu olan özel hayat, aile ve konut dokunulmazlığı da İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 12. Maddesinde “Hiç kimse özel hayatı, ailesi, meskeni veya yazışması hususlarında keyfî karışmalara, şeref ve şöhretine karşı tecavüzlere maruz bırakılamaz. Herkesin bu karışma ve tecavüzlere karşı kanun ile korunmaya hakkı vardır.” kural ve ilkesi ile özel olarak düzenlenmiştir.

Rusya Federasyonunun da taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı başlıklı 8. Maddesi:

“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

Hükmü ile Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ndeki hakkı genişleterek, bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesinin koşullarını düzenleme altına almıştır.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yerli halkların kendi haklarını kullanırken her türlü ayrımcılıktan uzak olmaları gerektiğini bir kez daha vurgulayarak, Yerel halkların tarih boyu haksızlığa uğraması ve bu arada sömürgeleştirilmeleri ve topraklarına ve kaynaklarına sahip çıkamamaları sonucu özellikle kalkınma haklarını kendi ihtiyaç ve çıkarlarına uygun bir şekilde kullanamamalarının yarattığı kaygıdan dolayı Yerli Halklar Hakları Bildirgesini kabul etmiştir. Bildirgede;

Madde 1
“Yerli halklar toplu veya bireysel olarak Birleşmiş Milletler Antlaşması, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve uluslararası insan hakları hukukunda belirtilen tüm insan hakları ve temel özgürlükleri tam olarak yaşama hakkına sahiptir”.

Madde 2
“Yerli halklar ve diğer bireyler özgürdürler ve diğer tüm halklarla eşittirler ve başta kendi yerel kökenlerinden gelenler olmak üzere hakları hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan hayata geçirebilmelidirler.”

Denilmek suretiyle tüm insan hakları ve temel özgürlüklerin ayrımcılıktan uzak şekilde tam olarak yaşanması için gerekli tedbirlerin alınması istenmiştir.

Özellikle Kırım Tatarlarına yönelik ayrımcılığa işaret eden ve kanuniliği tartışılır konut aramalarının AİHS Madde 14, Ek 12 Nolu Protokol Madde 1’in yanısıra Yerli Halklar Hakları Bildirgesine de aykırılık oluşturduğu açıktır.

IV.UYGULAMANIN ANALİZİ

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirgesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yukarıda belirtilen ilke, kural ve hükümleri ışığında, Kırım’da yaşanan ve yaşanmakta olan güvenlik birimlerinin Kırım Tatarlarının konutlarında aramalar gerçekleştirilebilmesi ancak ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gerekçelerinden birinin varlığı halinde mümkündür.

Tüm uygar ülkeler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. Maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenen müdahalenin usul ve esaslarını yasalarla düzenleyerek keyfi uygulamalarla kişilerin özel ve aile hayatı ile konut dokunulmazlığına müdahaleyi çok sıkı kurallara bağlamışlardır.

Bu kuralların kişilere getirdiği en önemli koruma; müdahaleyi yapacak kamu makamının müdahalenin haklılığını kanıtlayıcı gerekçe ve delillere sahip olması zorunluluğu ve bu müdahaleye bağımsız başka bir kamu makamı tarafından izin verilmesidir. Bu bağımsız kamu makamı pek çok ülkede çoğunlukla yargı mercileri yani mahkemelerdir.

Kırım’dan Komisyonumuza ulaşan veri ve duyumlara göre kişilerin evlerine baskın yaparak arama gerçekleştiren güvenlik güçleri herhangi bir somut delil ve bilgiye dayanmadan, soyut iddia ve gerekçelerle uygulamayı, yani konut dokunulmazlığına müdahaleyi gerçekleştirmiştir. Müdahale konusunda ifade ettiğimiz yargı makamı ya da bağımsız makam izninin varlığı da şüphelidir.

Esasen, bir başka ülkenin toprağında “işgalci” konumunda olan güvenlik güçleri ile kamu makamlarının yetkileri de hukuksal anlamda oldukça tartışmalıdır. Bu hukukilik tartışmasının bulunduğu bir ortamda hiçbir delil ve gerekçeye dayanmayan soyut bir suç isnadı ile yetkili makam izninin varlığı da şüpheli olarak Kırım’da yapılan konut aramaları, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yukarıda bahsedilen kurallarına açıkça aykırıdır.

Özetle; mal ve mülk dokunulmazlığı ana kural olup kısıtlamanın;

1-Kanunilik
2-Kamu yararı
3-Demokratik bir toplumda gerekli olması (Kamu yararı gerekleri ile birey hakları temel gerekleri arasında adil bir denge olması, orantılılık)

şartlarının her üçünün birden bulunması halinde mülk dokunulmazlığına müdahaleye izin verilmektedir. Bu şartlardan birinin dahi yerine getirilmemiş olması Sözleşmenin (AİHS, Ek Protokol Md.1 ve Madde 8, Protokol No: 6 Madde 3 ve 13 Nolu Protokol Madde 2 Askıya Alma yasağı) ihlal edildiği anlamına gelmektedir.

 

 


V.SONUÇ ve ÖNERİLER

Ortaya koyulan hukuki dayanak ve haklar karşısında güvenlik güçleri tarafından konut dokunulmazlığı ihlal edilen Kırım’da yaşayan insanların;

a-Güvenlik güçleri tarafından yapılan konut araması uygulamasının İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 3., 5. ve özellikle 12. Maddelerine aykırılığı;

b-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Özgürlük ve Güvenlik Hakkı başlıklı 5., Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı başlıklı 12., Hakları Kötüye Kullanma Yasağı başlıklı 17. ve Mülkiyetin Korunması başlıklı 20.03.1952 tarihli Ek Protokol No.1’in 1. Maddesine aykırılığı;

c)Kırım’da yaşanan tüm gelişme ve olayların Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirgesi’ne aykırılığı;

Nedenleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Adil Yargılanma Hakkı başlıklı 6. Maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin II.Bölümünde düzenlenen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru haklarının kaybolmaması amacıyla;

1-Konutunda arama yapılmak istenen kişinin mutlak surette çevrede yaşayan komşularını da aramaya şahitlik yapmak üzere davet etmesi,

2-Bu anlamda güvenlik güçleri tarafından arama yapılacağının belirtilmesi halinde aramanın hangi anayasa, uluslar arası sözleşme, kanun, tüzük, yönetmelik v.s’ye dayalı yapıldığının ve yerel yasalara göre yetkili makamlarca verilmiş bir karar olup-olmadığının ve arama yapacak kişilerin yetkili olup-olmadıklarının belgelendirilmeye çalışılması,

3-Arama sırasında ortaya çıkacak zarar ziyana ilişkin tutanak tutulması istenmesi olmadığı taktirde tanıklarla birlikte ayrıntılı tutanak tutulup imzalanması,

4-Her türlü tutanak asıllarının titizlikle saklanması ve avukatlık desteği alınan avukatlara bir örneğinin verilmesi,

5-Konutuna arama yapmak üzere gelen Güvenlik Güçlerinden uygulamanın gerekçesini gösterir belgeyi talep etmesi; bu mümkün olmaz ise Güvenlik Güçlerinin aramanın gerekçesine dair beyanlarını mutlaka yazılı hale getirerek reşit hane halkı ve komşuları ile birlikte tutanak altına alması,

6-Güvenlik Güçlerinin aramanın sonucuna ilişkin düzenlemesi gereken tutanağı konut Güvenlik Güçleri tarafından terk edilmeden talep etmesi, verilmemesi halinde bu durumun da
mutlaka yazılı hale getirerek reşit hane halkı ve komşuları ile birlikte tutanak altına alması,

7-Aramanın gerçekleşmesi sonrasında şahit komşularla birlikte konutun tekrar aranarak ileride suç isnadı oluşturabilecek narkotik madde, patlayıcı, kesici, delici silah ve benzeri suç unsuru olabilecek her hangi bir eşya ya da maddenin Güvenlik Güçleri tarafından konuta (varsa bahçe ve müştemilat dahil) bırakılması ihtimalinin bertaraf edilmesi,

8-Aramaya ilişkin Güvenlik Güçleri tarafından düzenlenecek her türlü belgenin bir nüshasının en kısa sürede ilgili kamu makamına gidilerek yazılı ve sözlü olarak talep edilmesi,

9-Uygulama sonrasında açılacak herhangi bir kovuşturma ya da davanın takibi için mutlaka avukatlık desteği alınması, açılacak dava ve takiplerin aleyhe bitmesi halinde iç hukuk yolları tüketildikten sonra en geç altı ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruda bulunulması,

Meydana gelebilecek hak ihlallerinin ispatı açısından çok önemlidir.

Belirtilen hususlarda titizlik gösterilmesi ve bu önerilerimiz doğrultusunda hareket edilmesini hassasiyetle tavsiye ve rica ederiz.

QHA