ANKARA (QHA) 20 EYLÜL 2018 -

17 Eylül tarihinde gerçekleşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan-Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Soçi’deki görüşmelerinin ardından gündeme gelen Türkiye ile Rusya’nın İdlib mutabakatı üzerine çeşitli siyaset bilimciler ve gazeteciler tarafından yorumlar yapıldı. 

Anlaşma Türkiye ile Rusya arasındaki gelecekteki ilişkiler açısından önemli olsa da bir çok tanınmış siyaset bilimci ve köşe yazarı konuyu değerlendirmemesi dikkat çekti.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumız Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Sezai Özçelik, İdlib için mutabakata varılan Soçi Zirvesini, kanayan yaraya "geçici tampon" olduğunu belirtiyor ve bunun başka sorunları da doğurabileceğine işaret ederken, kurulacak tampon bölgenin Putin'in elini askeri açıdan güçlendireceğini savunuyor.

TÜRKİYE'NİN TEK KAZANCI...

Türkiye'nin, ABD ilişkilerinin gerildiği bu dönemde özellikle 4 Kasım’da başlayacak olan İran yaptırımlarına kadar zaman kazanmış olacağını söyleyen Özçelik, "Türkiye açısından kazanım olarak kuzeye gelen muhalif güçlerini Fırat’ın doğusunda bulunan terörist YPG’ye karşı kullanabilme olasılığıdır. "

PUTİN LEHİNE OLMAYAN BU ANLAŞMAYI NEDEN KABUL ETTİ?

Rus savaş uçaklarının anlaşmadan bir kaç gün önce hastane ve okulları bombaladığına ve saldırılarda asker-sivil ayrımı yapılmadığına dikkat çeken Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birçok kişi bu anlaşmayı başarı olarak görebilir. Fakat Putin’in restoranın arka kısmında bir şeyler pişirip daha sonra servis edebileceğini unutmamak gerekir. Manipulasyon konusunda usta olan Putin, çıkarlarına aykırı olan bu adımı atması iyice irdelenmelidir."

PUTİN TRANSİT KARAYOLUNUN AÇILMASINI İSTİYOR

"Türkiye’nin 12 gözlem yerinde bulunan tanklarına karşın Suriye muhalif güçlerinin Rus hedeflerine saldırması halinde Putin İdlib’e saldırmak için gerekli olan casus belli oluşmuş olacaktır. Putin yıl sonuna kadar Hama-Halep ve Latakia-Halep yolları arasında transit trafiğin açılacağını belirmiştir. Bunun için İdlib’in Suriye rejim güçlerinin eline geçmesi gerekir."

"PUTİN SURİYE'DE YİNE KAZANAN OLACAK"

Soçi Anlaşması AB ülkelerinin Suriyeli göçmen dalgasını engellemeye yönelik ve Türkiye açısından kısa süreli İdlib saldırısını erteleyerek, gelecekte soruna çözüm bulunması konusunda ümitleri yaşatmayı amaçladığını belirten Özçelik, "Şapkasından her zaman tavşan çıkarmayı başaran Putin yine Suriye’de kazanan olacaktır. Kaybeden ise büyük güç satranç tahtasında piyon olan ve rejim ile aşırı muhalif güçler arasında kalan İdlib ve Suriye halkı olacaktır.” diye sözlerini tamamladı.

GÜLER: "ASTANA SÜRECİ KORUNDU"

İdlib mutabakatına yönelik asker kökenli gazeteci-yazar Ali Güler, Soçi zirvesinde Astana sürecinin korunduğunu yazarak[1], şu ifadeleri kullandı:

“Soçi Zirvesi sonuçları: 1) Erdoğan İdlib operasyonunu erteletti, şimdilik tampon bölge kazandı ama cihatçıların sorumluluğunu üstlendi 2) Putin operasyondan vazgeçti ama İdlib'in tampon bölge dışı alanlarını Esad'a kazandırdı, Ankara'yı kaybetmedi 3) Astana süreci korundu.”

ÜÇÜNCÜ: "RUSYA, TÜRKİYE VE ABD ARASINDAKİ GERİLİMİ ARTIRMAK İSTİYOR"

Karadeniz Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Kemal Üçüncü'nün görüşüne göre, Rusya pek de lehine olmayan bu İdlib Mutabakatıyla ilgili aslında Türkiye ile ABD-NATO'nun arasının açılması için kullandığını düşünüyor. Üçüncü, şahsi twitter hesabında şu ifadelere yer verdi:

“Rusya, Türkiye ve ABD NATO arasında gerilim oluşması için geri çekildi biraz. Şimdi dinci teröristlerin tahliyesi meselesi var ki sanırım görev Türkiye 'de.”

TOL: "RUSYA'DAN KOPARILMIŞ BİR TAVİZ DEĞİL"

Almanya'daki Türkiye Araştırmalar Merkezi eski direktörü ve siyasetçi  Prof. Dr. Faruk Şen, twitter hesabında “İdlib’te Rusya ve Türkiye arasındaki mürettebat belirli zamanlar için bir barışı getirebilir” yorumunda bulundu. Merkezi Vaşington'da bulunan Orta Doğu Enstitüsü'nün Türkiye masası direktörü Gönül Tol da anlaşmanın diplomatik olarak da Rusya’dan koparılmış çok büyük bir taviz olmadığını vurgulayarak, "Rusya Türkiye’ye kısa bir zaman vererek Ankara üzerindeki baskıyı artırıyor, zorlu ve rejim üzerindeki uluslararası baskıyı artıracak bir askeri operasyonu ötelemiş oluyor. Soçi’deki anlaşmayı Türkiye için büyük bir başarı olarak görmek için erken olduğunu düşünüyorum. Önünde radikal grupları 15 Ekim’e kadar ayrıştırma/silahsızlandırma gibi çok zor bir görev var." ifadelerini kullandı.

BAYRAKTAR: TÜRKİYE AKTÖR OLDUĞUNU KANITLADI

Bölgeyi yakından bilen akademisyen, savaş muhabiri ve köşe yazarı Bora Bayraktar, Soçi'deki anlaşmanın, eğer Türkiye Fırat kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla operasyonel, taktik ve stratejik başarı ve kapasitesini ortaya koymasaydı gerçekleşmemiş olacağını savunuyor. Bayraktar'a göre, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Afrin harekatıyla olası bir savaş ve hatta belki Hatay'ın işgali öngören bir planı planı çöpe attı. Türkiye'nin yakın coğrafyasında hesap edilmesi gereken aktör olduğunu kanıtladığını belirten Bayraktar, şu yorumda bulundu:

"İdlib Rusya'nın küresel kurgusu içinde bir detay. Burada yüklenmek isteyeceği maliyet sınırlı. Suriye ve İran'ın kapasitesi yetersiz. Türkiye hem Rusya'ya hem Avrupa'ya maliyeti gösterdi(göç, terör vs) istediğini (şimdilik) aldı."

AHMET TAKAN: "SÖYLEMESİ AYIPTIR, RUSYA KAZANDI"

Yeniçağ gazetesi ve Ankara temsilcisi Ahmet Takan ise Soçi anlaşmasıyla kazanının Rusya ve Putin olduğunu ileri sürüyor. Anlaşmayı 19 Eylül 2018 tarihinde gazetedeki köşesine taşıyan Takan, mutabakatın belirsizlik ve soru işaretleriyle dolu olduğu tezini ileri sürerek, şu ifadalere yer verdi:

"İdlib ile ilgili son gelişmelere baktığımızda Tahran zirvesinden Rusya kârlı çıktı. Soçi zirvesinde de kazanan yine Rusya oldu. Rusya, tampon bölge ile kendi güvenliğini garantiye aldı. Muhalifleri en az 15-20 kilometre uzağında tutarken silahsızlandırma işini de Türkiye'nin üzerine yıktı. 15 Ekim'e kadar Türkiye iç kamuoyu oyalansın diye mini bir jest yaptı!.. Gidişat Halep sonrası gibi olabilir!.. Soçi'de Türkiye ne kazandı?.. Eğer buna dış politikada bir kazanç olarak bakabilirseniz, Erdoğan, ABD ve sonrasında yapacağı Almanya seyahatlerini kurtardı!.."

YENİÇERİ: TÜRKİYE SİLAHSIZLANDIRILMIŞ BÖLGEYİ RUSYA'YA KABUL ETTİRDİ

Aynı gün ve aynı gazetede anlaşmayı köşesinde değerlendiren bir diğer isim Uluslararası İlişkiler Profesörü ve siyasetçi Özcan Yeniçeri ise Türkiye'nin, isteklerini Rusya'ya kabul ettirdiğini savundu. Yeniçeri, şu ifadeleri kullandı:

"Erdoğan, Soçi'de Başkan Putin ile görüştü. Bu görüşmede İdlib krizini çözüme kavuşturacak bir mutabakat sağlandı. Böylece İdlib'e askeri operasyon durduruldu. Muhalifler ve rejim güçleri arasındaki çatışma engellendi. Rusya, Esad'ın çatışmasızlık bölgesine saldırmamasını temin edecek."

"Türkiye'nin İdlib'de bir silahsızlandırılmış bölge kurmayı Rusya'ya kabul ettirdiği görülmektedir. Ancak Esad yönetiminin "Rusya ve Türkiye arasında imzalanan anlaşma hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Suriye ordusu Lazkiye, Kuzey Hama ve Al-Gah saldırılarını başlatacak. İdlib'in alınması da çok yakın" dediğine ilişkin haberler geliyor. İdlib'de barış kolay değildir."

BİLGİN: TÜRKİYE VE RUSYA ORTAK SORUMLULUK ALDI

AK Parti eski milletvekili  ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski danışmanlarından Vedat Bilgin, İdlib Mutabakatına yönelik 19 Eylül 2018 tarihinde Akşam gazetesinde kaleme aldığı yazısında en net sonuç olarak, Türkiye ve Rusya'nın Suriye'nin toprak bütünlüğün korunmasından yana olduklarını gösterdiğini belirtti. Anlaşmayı stratejik hamle olarak yorumlayan Bilgin, şöyle yazdı:

“Önceki gün varılan mutabakatın ‘Türkiye’nin tezlerinin’ üzerine kurulduğu söylenebilir fakat bundan daha önemli olan husus iki bölge ülkesinin ‘ortak sorumluluk’ almasıdır. İdlib’de belli bir güvenlik bölgesinde sivil halkın yaşamasının Türkiye ve Rusya tarafından koruma altına alınmasında ve silahlı unsurların tasfiye edilmesinde; ABD’nin bölgesel hâkimiyet aracı, paramiliter gücü olan PKK/PYD’nin, terörün etkisizleştirilmesi gibi hususlarda ortak bir görüşe varılmış olması, Suriye’ye meselesine olduğu kadar bölgenin geleceğine dair de bir siyaseti işaret etmektedir.”

CİVAOĞLU: TÜRKİYE AĞIRLIĞINI GÖSTERDİ

Soçi Zirvesinden çıkan İdlib mutabakatıyla ilgili Milliyet gazetesi yazarı Güneri Civaoğlu, 18 Eylül 2018 tarihinde köşesinde "Soçi ve Ötesi" başlığı altında yaptığı değerlendirmede, "Putin’in de açıklamada dile getirdiği gibi, 'bu plan Türkiye’nin önerisi'. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi kazanımı olarak da okunmalı. Türkiye’nin masada ve alanda 'aktif ağırlığının' göstergesidir. Hem bir 'insanlık dramını' önlemek hem de çok sayıda dünya güçlerinin bulunduğu coğrafyada Türkiye’nin prestij kazanımı olarak önemlidir." ifadelerini kullandı.

BARLAS: "3. DÜNYA SAVAŞINA İLK ADIMI OLABİLİR"

Sabah gazetesi yazarı Mehmet Barlas ise 19 Eylül 2018 tarihli köşe yazısında Soçi anlaşmasını değerlendirirken, Orta Doğuya yönelik ilginç bir değerlendirmede yaparak, "Önceki gün Soçi'de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Federasyonu DevletBaşkanı Putin arasında varılan 'İdlib Uzlaşması' Ortadoğu için 1'inci Dünya Savaşı'nın sonunu getirirken belki yine Ortadoğu için 3'üncü Dünya Savaşı düzenine ilk adımın atılmasını da simgeliyor olabilir." yorumunda bulundu.

15 Ekim'de uygulanmaya başlayacak İdlib Uzlaşmasında henüz ilk hazırlıklar yapılırken, İsrail askeri jetlerinin yönlendirmesi ile bir Rus uçağının Suriye tarafından düşürülmesi, yeni Ortadoğu'nun eskisinden farklı bir karmaşa içinde olduğunu belirten Barlas, "Ortadoğu'da artık Amerika-İsrail birlikteliğine karşı Rusya ile Türkiye mi var?"  diye sordu.

Barlas, "Bu gerçeklerin ışığında İdlib Uzlaşmasına da, iyimserlikle ama ihtiyatla da yaklaşmalıyız." derken, sözlerini şöyle sürdürdü:

"ABD GÜDÜMÜNDEKİ TERÖRİSTLER"

"Unutmayalım ki İdlib Uzlaşmasında bölgeden temizlenecekleri söylenen teröristler, ABD'nin kiralık askerleridir. Bunların 15 Ekim'e kadar gelişmeleri sessizce izlemeleri ve buradan yönlendirecekleri insansız hava araçları ile Rus ve Suriye üslerini vurmamaları acaba ne kadar mümkün olacaktır. Ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Soçi'de hatırlattığı gibi, Fırat'ın doğusundaki ABD güdümlü teröristler bundan sonra ne yapacaklardır? Bu Arap Baharı meğer bir rüzgârla değil bir kasırga ile gelmiş bu coğrafyaya... Suriye'nin, Libya'nın, Mısır'ın hallerine bir bakın..."

QHA