ANKARA (QHA) 10 ARALIK 2018 -

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin, 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca kabul edilişinin üzerinden 70 yıl geçti.

Bildirge, Birleşmiş Milletler’e bağlı Ekonomik ve Sosyal Konsey’e “insan haklarının geliştirilmesi amacıyla” komisyonlar kurma yetkisi veren BM Şartı’nın 68. maddesi gereğince kurulan İnsan Hakları Komisyonu, bir insan hakları bildirgesi yazmak amacıyla toplantılarına 29 Nisan 1946 yılında başlamış ve çetin müzakerelerle geçen bu süreç, 10 Aralık 1948’de İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin ilanı ile sonlanmıştır.

İnsan hakları günü de beyannamenin kabul edilmesinden iki yıl sonra 1950'de kabul edildi. Türkiye, metni 6 Nisan 1949'da kabul ederek beyannameyi kabul eden ülkeler arasına girdi. Beyannamenin önsözü şu şekilde belirlendi:

"İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan haysiyetin ve bunların eşit ve devir kabul etmez haklarının tanınması hususunun, hürriyetin, adaletin ve dünya barışının temeli olmasına, insan haklarının tanınmaması ve hor görülmesinin insanlık vicdanını isyana sevk eden vahşiliklere sebep olmuş bulunmasına, dehşetten ve yoksulluktan kurtulmuş insanların içinde söz ve inanma hürriyetlerine sahip olacakları bir dünyanın kurulması en yüksek amaçları olarak ilan edilmiş bulunmasına,

İnsanın istibdat ve baskıya karşı son çare olarak ayaklanmaya mecbur kalmaması için insan haklarının bir hukuk rejimi ile korunması esaslı bir zaruret olmasına, Birleşmiş Milletler halklarının, anlaşmada, insanın ana haklarına, insan şahsının haysiyet ve değerine, erkek ve kadınların eşitliğine olan imanlarını bir kera daha ilan etmiş olmalarına ve sosyal ilerlemeyi kolaylaştırmaya, daha geniş bir hürriyet içerisinde daha iyi hayat şartları kurmaya karar verdiklerini beyan etmiş bulunmalarına,.....

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,

İnsanlık topluluğunun bütün fertleriyle uzuvlarının bu beyannnameyi daima gözönünde tutarak öğretim ve eğitim yoluyla bu haklar ve hürriyetlere saygıyı geliştirmeye, gittikçe artan milli ve milletlerarası tedbirlerle gerek bizzat üye devletler ahalisi gerekse bu devletlerin idaresi altındaki ülkeler ahalisi arasında bu hakların dünyaca fiilen tanınmasını ve tatbik edilmesini sağlamaya gayret etmeleri için işbu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni ilan eder."

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin üzerinden yıllar geçti ancak İnsan Haklarının ihlali noktasındaki küresel sorunlar değişmedi. 2018’de Kırım, Doğu Türkistan, Arakan vb. gibi pek çok coğrafya çeşitli hak ihlallerine sahne oluyor.

KIRIM’DAKİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ

2014 yılında Kırım’ın Rusya tarafından işgali, Birleşmiş Milletler Lahey Adalet Divanı, Avrupa Birliğinin organlarında ve pek çok uluslararası kuruluşun yayınladığı raporlarda dile getirilen ve kınanan, yakın dönemdeki insan hakları ihlallerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Konu hakkında, Rusya Federasyonu ve işbirliği halinde olduğu bazı sivil toplum kuruluşlarının Kırım’ın işgalini meşru gösterme çabaları dikkat çekmekte. Bahse konu medya ve sivil toplum kuruluşlarının Stalin dönemi propaganda yöntemlerine başvurarak Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarının yaşamakta olduğu insan hakları ihlallerini örtmeye çalışan bazı faaliyetler içinde olması dikkat çekiyor.

İşgal altında bulunan Kırım’da, özellikle işgalci yönetimin yarımadada baskısını her fırsatta göstermesi ve bununla birlikte BM kararları İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi gibi uluslararası bağlayıcılığı bulunan hiçbir metne uyulmaması söz konusu. Pek çok insan evinden yasa dışı bir şekilde uydurma bahanelerle alıkonuluyor, evleri aranıyor ve çeşitli zulümlere maruz kalıyorlar. Rusya’nın insan hakları ihlallerine karşı uluslararası yaptırımlar her geçen gün artsa da işgalci yönetim baskı politikasından vazgeçmiyor. İşgalciler yasa dışı bir şekilde bulundukları Kırım’da yaşayan Kırım Tatarları başta olmak üzere diğer milletlerden insanlara, baskı yapabildikleri her yerde baskı uygulayıp insan haklarını ihlal ediyorlar.

QHA