ANKARA (QHA) 3 ARALIK 2018 -

Irak Kürt Bölgesi’nde yaşayan 90 yaşındaki bir Kırım Tatar ninenin yaşam hikâyesi, “UA: Kırım” televizyonunun yöneticisi ve yapımcısı Osman Paşayev tarafından paylaşıldı.

Paşayev’in konuşma imkanı bulduğu tarihin tanığı bu koca çınarın, Sovyet sürgünlüğünden, savaşlar ve göçlerle çalkalanan Irak’a uzanan yaşam öyküsü, aynı zamanda bir milletin tarihte çektiği acıları da gözler önüne seriyor.

İşte Osman Paşayev’in anlatımıyla 90 yaşındaki Kırım Tatar ninenin yaşam hikâyesi:

"Şükriye Turupçu. Bir Kırım Tatarı. Irak Kürt Bölgesi Duhok ilinin Şarya kasabasında ikamet ediyor.

90 yaşında. Hayatının yaklaşık 60 yılını ana dilinde konuşmadı. Dün akşam onun hikayesini bana tesadüfen (belki de değil) Kievli arkadaşlarım anlattı. Sosyal ağlarda Kırım Tatar gruplarını bulan torunlarının Viber’ini verdiler.

Aradım.

Benimle Rusça konuşmaya çalıştı (Birçok Kürt Rusçayı bildiği için bu dili koruyabilmiş). Kırım Tatarcayı hatırlamadığı için sonra özür diledi, onun yerine Türkçeyi kullandı. Oraya sıkça Türkiye’den Kürtler de gidiyorlar.

Konuşmamızın yaklaşık üçüncü dakikasında Kırım Tatar dilinin Yalıboyu şivesinin temiz Yalta ağzına geçti, Türkçe ve Rusça kelimeler katmadan. 16 dakika konuştuk. Ara sıra yanında torunları beliriyordu. Kürtçeye geçiyor ve sonra benimle de o dilde konuşmaya çalışıyordu. Torunlarına İngilizce hatırlatıyordum: “Şükriye ninenin frekansını değiştirin” diyordum - "Kürtçe anlamıyorum." Ona (bir anlamda) stres testi yaptık.

Konuşuyordu, birkaç kez benim ismimi sordu, çocuklarımın olup olmadığını, adlarını sordu. 

Şükriye hanımın telaffuzunda, 2015 yılında 97 yaşında New York’ta hayata gözlerini yuman ama 2014 yılında Rus işgalinden hemen sonra BM’de konuşma da yapabilen tiyatro oyuncusu Ayşe Dittanova’nın dilini duydum.

Şükriye Turupçu, tiyatro oyuncusu Dittanova’dan 10 yaş küçük. Ama onlar aynı Yalıboyu köyünde doğmuşlar. Dereköy’de, (günümüzde Yalta sınırları içerisinde).
Şükriye’nin babası Bilâl Dereköy’den, annesi Hatice ise Ay Vasıl’dan. Şükriye’yi 16 yaşında tüm Kırım Tatarları gibi Orta Asya’ya sürgün ediyorlar. 

3 yıl sonra oraya, 1945'te Sovyet işgalcilerin desteğiyle İran'da Kürt devleti Mahabad Cumhuriyeti'ni kuran Kürt lider Mustafa Barzani'nin 500 isyancısını yerleştiriyorlar.
Mahabad projesi birkaç ay sürdü. İran, İngilizlerin yardımıyla Moskova'dan kurtuldu. Üç Kürt lideri idam edildi, ancak Mustafa Barzani, birkaç birlikle İran birliklerini dağıtarak Sovyet Azerbaycan’ına girmeyi başardı.

SSCB Kürtlere askeri eğitim verdi ve sonra 1947’de Özbekistan’ın Taşkent vilayetine yerleştirdi.

Açlık yılı. Mahpus halk Kırım Tatarları toplu şekilde ölüyor. Barzani’nin askerleri Sovyetler tarafından besleniyor. Bu peşmergelerden biri Şükriye’ye aşık oluyor ve giderken onu da götürüyor. O hayatta kalıyor.

1959’da Barzani’nin grubu Azerbaycan üzerinden İran’a gidiyor. Irak'taki darbe ve kraliyet ailesinin öldürülmesi, bu Kürtlerin evleri Kuzey Irak'a gidebilmesini sağlıyor.
Şükriye, Kamira oluyor. Çocuklarını doğruyor ve akrabalarıyla irtibatını kaybediyor. 3 ağabeyi varmış. Ağda bunlardan biri hakkında bilgi buldum: Ayder Trupçu (Turupçu soyisminin bozulmuş şekli) –Moskova Konservatuvarı öğrencisi. Daha sonra 1940-1945 yıllarında Leningrad konservatuvarı öğrencisi. Orkestra şefi olmuş. Leningrad’da 1949'da (34 yaşında) geçirdiği ameliyat sonrası ölmüş. Dilâver Trupçu cephede kaybolmuş. İbraim Trupçu Bakü'ye gitmiş ve irtibatı kopmuş. Küçük kız kardeşi Anife Trupçu, Feti adında biriyle evlenmiş. Onun soyismini Şükriye Turupçu hatırlamıyor...

Akrabalarını bulmayı beklemiyor. Sadece Kırım Tatarca konuşmak için onu daha sık görüntülü aramamı rica ediyor.

Dün Vatana dönmemize izin verilip verilmediğini sordu. Kırım'ı dört buçuk yıldır görmediğimi ona söylemedim...”

Paşayev, Kırım Tatar nineyle mümkün olduğunca sık görüşmeye çalışacağını da sözlerine ekledi. Yılların, yolların hatta dillerin araya girmesine rağmen kendi diline ve geçmişine tutunmaya çalışan bu ihtiyar Kırım Tatar kadını, bir anlamda dünyanın dört bir köşesindeki halkı için önemli bir sembol ve mesaj mahiyetinde. O sembol ana dilini ve kültürünü, özünü muhafaza etmeyi ve unutmamayı temel alıyor.

QHA