ANKARA (QHA) 28 ARALIK 2018 -

Anayurt gazetesinde Oğuz Güler'in kaleme aldığı "Ankara’da Rusya Propagandası..." başlıklı yazı, geçen haftalarda Ankara'da Rusya'nın propaganda amaçlı gerçekleştirdiği etkinliğin perde arkasına dikkat çekti.

Türkiye’de bulunan Kırım Tatar sivil kuruluşlarının ezici bir çoğunlukla Kırım’ın işgaline karşı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun ve Kırım Tatar Milli Meclisi'nin (KTMM) yanında yer aldığını ifade eden Güler, Rusya'nın bu durumu tam tersiymiş gibi göstermeye yönelik algı operasyonu amacıyla paravan dernek ve kuruluşlarla gerçekleri çarpıtmaya çalıştığını ifade etti.

Güler'in yazısının tam metni şu şekilde:

Bazı ülkeler coğrafyalarında ki sıkıntılı olguları tersine çevirmek için dolaylı yollara başvururlar. Rusya şu günlerde en iyi dostumuz olsa da gibi görünse de Kırım işgali ve o bölgede yaşayan Kırım Tatarları konusunda Türkiye'de oluşabileceğini düşündükleri Rus'ya  karşıtlıklarına başka bir bakış açısı oluşsun diye paravan bir vakıfla kamuoyumuza algı operasyonları çektiği bir durum geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir panelde yaşanmıştır.

Türkiye’deki Kırım Tatarlarının etkisini kırmak isteyen Rusya; kurdurduğu vakfı aracılığı ile Kırım Tatarlarının adını kullanarak, onlar adına, geçen hafta Ankara’da Grand Hotel’de bir etkinlik düzenlemişti. Bu etkinliğe katılım konusunda Kırım Tatar Teşkilatları Platformu ve Kırım Tatar Mili Meclisi Türkiye Temsilciliği’nin uyarıları olmuştu. Bilerek ya da bilmeyerek bu etkinliğe katılanlar, aşağıda anlatılan Kırım Tatarlarının hassasiyetini çiğnemiş olmadı mı?

Türkiye’de bulunan Kırım Tatar sivil kuruluşları ezici bir çoğunlukla Kırım’ın işgaline karşı Mustafa A. Kırımoğlu’nun, Kırım Tatar Milli Meclisinin yanında yer aldılar. Türkiye’de kurulu bulunan 50’ye yakın vakıf ve derneğin 43’ü birlikte hareket etme gayesi ile Kırım Tatar Teşkilatları Platformunu kurmuşlardır. Platform temsilcileri yaptıkları bütün etkinliklerde Kırım’ın işgalini kabul etmeyeceklerini ilan etti. Bu duruşundan da hiçbir zaman vazgeçmedi.İşte Rusya hem tüm dünyadan hem en iyi komşusu Türkiye'den çatlak sesleri bastırmak istese de dünya Kırım işgalini tanımamaya kararlı olması Rusya için ileride bir kambur olacağını bildiğinden paravan dernek ve vakıflarla algı olgularına sığınmaktadır.

Rusya 27 Şubat 2014 tarihinde Kırım’ı işgal ettiğinde karşısında yalnızca Kırım Tatarlarını bulmuştu. Ağır silahlarla donanımlı Rusya’ya karşı silahlı bir mücadele hiçbir zaman Kırım Tatarları tarafından benimsemedi. Onlar milli hareketlerinin prensipleri doğrultusunda; şiddete başvurmadan, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokratik usuller çerçevesinde işgale karşı direnişlerini onurlu bir şekilde sürdürdüler.

Rusya, işgalin ardından Kırım Tatarlarına pek çok vaatlerde bulunmasına rağmen, yaptığı ilk iş Kırım Tatarlarının efsanevi lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Vatanı Kırım’a girişini engelleyerek ikinci bir sürgüne gönderdi. Ardından Kırım Tatar Milli Meclis (KTMM) Başkanı Refat Çubar ile birlikte bazı Kırım Tatar aktivistlerini de Kırım’dan sürgüne gönderdi. KTMM üyelerinin kimini hapse attı, kimini akıl hastanesine kapattı. Kırım Tatar halkının temsil organı KTMM’nin faaliyetlerini yasakladı, mal varlıklarına el koydu. Kırım Tatar basını susturuldu.

Kırım Tatar evlerine yapılan baskınlar, adam kaçırmalar, cinayetler, sözde mahkemelerle tutuklamalar işgal altındaki Kırım’da günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Resmi dairelerde çalışan Kırım Tatarlarının çok büyük bir kısmı da işlerinden çıkarıldı. Hal böyle iken Rusya’nın, bir yandan da yok etmek istediği Kırım Tatarlarını kandırması mümkün olabilir mi?

İşte bu yüzdendir ki ABD yüzünden dostluk köprüsünü ileride Kırım konusu baltalayabilir. Kırım konusu Ukrayna İÇİN bölgesel ve bizim için lokal sorun gibi görünse de ABD ve AB ile bir çok ülke Kırımın işgali konusunda duyarlıdır. Ancak aslolan orada uzun yıllar çile çeken soydaşlarımızın davasını köşesinde işlerken kime hizmet ettiğini bilmeyen ideolojik tilkilerin bir daha zorda kalmamasını dilerim.

QHA