GÜMÜLCİNE (QHA) 24 EKİM 2018 -

Batı Trakya Türklerinin müftülük sorunu Yunanistan'ın uygulamalarındaki ısrarı ile devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Yunanistan'ın ziyareti sonrası Yunan Başbakanı Çipras'ın müftülükler noktasında umut veren açıklamaları da sonuç vermedi. Çipras, Batı Trakya Türklerinin kendi müftülerini seçebilmesi gerektiği yönünde bir açıklama yapmıştı.

Yunanistan, Lozan Antlaşması'ndan doğan hakları çiğneyerek Batı Trakya Türklerinin kendi müftülerine yerine kendi seçtiği kukla müftüleri resmi statüde görüyor.

PATRİKHANE İDDİALARI

Müftülük sorunu hakkındaki tarihi ve gündemdeki gelişmeler ile alakalı Millet Gazetesi yazarı Feyzullah Hasankahya bir köşe yazısı kaleme aldı. Feyzullah Hasankahya, Yunan hükümetinin atadığı müftülerin İstanbul'daki Fener Rum Patrikhanesi'nin görüşü doğrultusunda kararlaştırıldığını belirtildi.

Feyzullah Hasankahya'nın "Gavroğlu ve Kalancis, Helen Müslüman Müftü Naiplerini tebrik etti" başlık yazısının ana başlıkları şu şekilde:

"Batı Trakya Müslüman Türklerinin bütün itirazlarına rağmen, Yunan devletinin azınlık politikasını belirleyen Fener Rum Patrikhanesinin güdümündeki derin mekanizma, Batı Trakya Müslüman Türkleri’ne Helen Müslüman Müftüler dayatmaya devam ediyor.

Bilindiği gibi, Batı Trakya Müslüman Türklerinin bütün azınlık politikalarını direkt olarak belirleyen kurum Fener Rum Patrikhanesidir. Patrikhanenin haberi ve onayı olmadan Türk Azınlık ile ilgili her hangi bir kararın alınması söz konusu değildir. Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının 45 yıldan beri yaşadığı bütün problem ve sıkıntıların baş mimarı 1974 yılından beri Patrikhaneyi yöneten Bartholomeos’un olduğu Batı Trakya Müslüman Türkleri tarafından gayet iyi bilmektedirler.

Batı Trakya Müslüman Türklerinin en kronik temel sorunları; milli kimlik, vakıflar, müftülükler ve eğitim sorunlarıdır. Bir önceki yazımda, eğitim sorununa kısmen değinmeye çalıştım. Bu yazımda ise Müftülükler Sorununu izah etmeye gayret edeceğim: Batı Trakya Müslüman Türklerinin bütün haklarını teminat altına alan, en kapsamlı ve en detaylı antlaşma 1913 Atina Barış Antlaşması’dır.

1913 Atina Barış Antlaşması, Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türkler açısından çok büyük bir öneme sahiptir. Osmanlı Devleti ile Atina hükümeti arasında, 1832 ve 1881 gibi uluslararası düzeyde yapılan antlaşmaların yanı sıra, Osmanlı Devletiyle Atina hükümetleri arasında yapılan ikili anlaşmalarla da, Atina hükümetlerinin yönetimi altında yaşayan Müslümanların hukuku defaatle teminat altına alınmıştır. Ancak Atina hükümetleri hiçbir zaman sözünde durmamış, her defasında yönetimleri altında yaşayan Yunan uyruklu Müslümanlara karşı baskı ve zulümlerini artırarak devam ettirmişlerdir.

Batı Trakya Müslüman Türkleri, antlaşmalarda belirlenen konularda kendi aralarında İslâm hukukunu uygulamak, baş müftü ve müftü gibi din önderleri, cemaat başkanları, mütevelli ve encümen heyetleri, Müslüman Türk Cemaati tarafından seçimle belirlenir. Vaizler, hatipler, imamlar ve müezzinler, Müslüman Türk cemaatlerinin seçimle belirledikleri müftüler tarafından tayin edilir ve denetlenir. Menkul ve gayr-i menkul vakıf emlâkinin tasarruf ve yönetimi, eğitim ve hayır kurumlarının sevk ve idaresi, yeni eğitim ve hayır kurumlarının tesis edilmesi, Batı Trakya Müslüman Türk Cemaatinin seçtiği mütevelli ve encümen heyetleri tarafından yönetilir, baş müftü ve müftüler tarafından denetlenir.

Batı Trakya Müslüman Türkleri, manevî yönden hiyerarşik olarak da, bütün din hizmetlileri bölge müftülerine, müftüler baş müftüye, baş müftü ise, İstanbul’daki Şeyh’ul- İslâmlık makamına bağlı olması ön görülmektedir. Bu şekilde Batı Trakya Müslüman Türkleri, manevî yönden başsız kalmayacak, Şeyh’ul-İslâmlık makamıyla ilişkilerini sürdürmüş olacaktır.

1985 yılında Gümülcine Müftüsünün vefatı ve 1990 yılında İskeçe Müftüsünün vefatıyla boşalan yerlerine, (1913) Atina Antlaşması, (1920) 2345/1920 Yunan yasası ve (1923) Lozan Barış Antlaşmasına aykırı bir şekilde, Batı Trakya Müslüman Türklerinin görüşü alınmadan, Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine zorla müftü naipleri dayatılmıştır. Batı Trakya Müslüman Türkleri, uluslar arası antlaşmalara ve Yunan yasalarına aykırı bir şekilde dayatılan müftü tayinlerine itiraz etmiş, hür iradeleriyle seçtikleri müftülerinin Yunan devleti tarafından onaylanmasını talep etmiştir.

Ancak Yunanistan, yukarıda zikredilen uluslar arası antlaşmalara aykırı bir şekilde yaptığı müftü naibi tayinlerini yasallaştırmak için 1991 yılında, 2345/1920 sayılı yasayı, 1920/1991 sayılı yasayla tek taraflı olarak iptal etme yoluna gitmiştir. Bu yeni yasayla müftü seçimleri iptal edilmiş, Batı Trakya Müslüman Türklerinin dinî önderlerinin (Patrikhane güdümlü) gayrimüslim bir heyet tarafından belirlenmesi ön görülmüştür. Yunanistan bu hukuk dışı davranışıyla, hem 2345/1920 sayılı kanunu, hem de Atina Barış Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşmasının Türk Azınlıkla ilgili hükümlerini tamamen keyfi olarak ortadan kaldırmış oluyor.

Batı Trakya Müslüman Türkleri, Erdoğan’ın 7-8 Aralık 2017 tarihinde Atina ve Batı Trakya’ya yapmış olduğu ziyaretle; müftülük, eğitim ve vakıflar gibi bazı azınlık haklarımızda iyileşme olabileceğinin ümidi yeşermişti. Fakat başbakan Çipras, “Batı Trakya’daki Müslüman azınlık Müslüman Yunan Azınlıktır, bizim iç meselemizdir, kimsenin karışmasına izin vermeyiz.” demekle, azınlıkla ilgili hiçbir uluslar arası anlaşmayı tanımadığını bütün dünyaya ilân etmiş oluyordu. Bu minvalde 12 Temmuz 2018 tarihinde Brüksel’de yapılan NATO Liderler Zirvesinde bir araya gelen Erdoğan ve Çipras’ın gündeminde: “Batı Trakya’da Müftü seçimi ve Atina’ya cami” söz konusu olduğunu, Başkan Erdoğan’ın zirve dönüşü yaptığı açıklamadan anlaşılmıştır.

Başkan Erdoğan’ın bu açıklamalarından hemen sonra Yunanistan Hükümet Sözcüsü Dimitris Canakopulos konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştır: “Trakya’daki azınlığın dinî ve sosyal yaşantısının nasıl düzenleneceğini Başbakan Çipras, Sayın Erdoğan ile görüşmez.’ ifadelerini kullanmıştır. Tam bu esnada, istifa etmemekte direnen selef Helen Müslüman Müftüler, hükümet kararnamesiyle cebren görevden uzaklaştırıldıkları haberleri yayılmaya başladı. Bu haber, bazı saf Batı Trakyalı hemşerilerimiz tarafından, “Her halde Çipras, Erdoğan’a söz verdiği gibi müftülük seçimleri yapılacak!” avuntusuyla ümitlenmeye başladılar. Oysa Patrikhanenin, Müftülükleri Helenleştirme projeleri kusursuz işliyordu.

(..)"

QHA