ÜRÜMÇİ (QHA) 3 OCAK 2019 -

Çin yönetimi, Doğu Türkistan'daki sistematik asimilasyon ve baskı politikasını gizlemedi. Çin'i yöneten totaliter rejimin başı olan Çin Komünist Partisi'nin resmi yayın organı olan sözde "Sincan Günlüğü" gazetesinin hafta başında yayımladığı haberde, geçen yılın 11 ayında toplam 1 milyon 120 bin resmi görevli Doğu Türkistan'daki her etnik kökenden 1 milyon 690 bin ailenin evinde "yatıya" kaldığı bildirildi.

ÇKP, UYGUR AİLELERE ÇİNLİ KAMU GÖREVLİLERİNİ YERLEŞTİRDİĞİNİ GİZLEMEDİ

Çin'in konu hakkındaki propaganda araçları öyle güçlü ki, söz konusu görevlilerin kaldıkları evlerdeki ailelerle "ekmeklerini paylaştıkları, bayramları birlikte kutladıkları, çocukların ev ödevlerine yardım ettikleri, dostlukları geliştirdikleri, 'Ulusal Birlik ve Aile' duygusunu teşvik ettikleri, aileleri bölgenin başkenti Ürümçi’ye eğlenmeye götürdükleri” belirtildi. Bu görevlilerin, bölgedeki ailelerde ne kadar süre kaldığı belirtilmezken, ailelerin ziyaretlere rıza gösterip göstermediğine ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Uygur ailelerin evlerinde konaklayan kamu görevlileri arasında sözde Sincan Uygur Özerk Bölgesi Askeri Bölgesi, Silahlı Polis Birlikleri ve Çin merkezi yönetiminin bölgedeki temsilciliklerinden kamu görevlilerinin olduğu dile getirildi. Öte yandan, geçen yıl Sincan’da söz konusu görevlilerinin teşvik ettiği "Ulusal Birlik -Aile” etkinlikleriyle ulusal birliğin derinleştiği, parti kadroları ile yerel halk arasındaki bağların kuvvetlendiği, "ÇKP'nin sesinin binlerce aileye duyurulduğu" savunuldu.

EVLERDE SÖZDE AKRABALIK İLİŞKİLERİ KURULUYORMUŞ!

Bununla birlikte Gı Şin adlı bir kişinin Doğu Türkistan'da Uygur veya Kazak etniğinden olduğu anlaşılan Yasin Mehmet adlı biriyle sözde akrabalık ilişkisi kurduğu, Mehmet’in evine 6 defa gittiği ve her gittiğinde birkaç gün kaldığı kaydedildi.

Gı’nın Mehmet’in ailesindeki irili ufaklı sorunları çözdüğü savunularak, Gı ve Mehmet’in ailesinin şimdi "tek bir aile gibi" olduğu iddia edildi.

Çin'in toplama kampları ve sistematik baskı ve zulümleri dolayısıyla ülkeden ayrılan veya dışarıda yaşayan Uygur Türklerinin temsilcileri ise bu konunun ciddi bir insan hakları ihlali olduğunu savunuyor.

Amacın, ÇKP'nin söz konusu programla, Müslüman Uygur ve Kazak ailelerin evlerinde kalarak, buradaki halkın dini ve milli hassasiyetleri hakkında "parti adına casusluk yaptığı" gerekçesiyle bu uygulamaya sert tepki gösteriyor.

QHA