AKMESCİT / SİMFEROPOL (QHA) -

Cengiz Dağcı'nın kız kardeşi Ayşe Dağcı'nın cenaze töreni Akmescit (Simferepol) yakınlarındaki Eski Orda (Lozovoye) köyünde gerçekleşti.

Ayşe hanım 16 Mart tarihinde 86 yaşında vefat etti.

Ayşe Dağcı'yı son yolculuğuna uğurlama için yakınları, arkadaşları ve komşuları toplandı. Daha sonra Ayşe Dağcı'nın cenazesi, Yalta yakınında bulunan Kızıltaş köyüne götürülüp Cengiz Dağcı’nın yattığı mezarın yakınında toprağa verildi.

QHA’ya konuşan Ayşe Dağcı'nın kızı Mayre Dağcı, annesinin dürüst ve iyi niyetli bir insan olduğunu anlattı. Yıllar boyunca Özbekistan’ın Semerkant şehrin hastanesinde hemşire olarak çalışan  Ayşe Dağcı'nın iki kızı bulunuyor.

Ayşe Dağcı, 1984 yılında sürgünden Kırım’a geri döndü. İkinci Dünya Savaşı'nda Cengiz Dağcı Avrupa’ya gitmiş, Ayşe Dağcı ise Kırım Tatar halkı ile sürgün edilmişti. Ondan sonra onlar bir daha yüz yüze görüşemediler, ancak birkaç defa telefonla konuştular.

Cengiz Dağcı’nın kuzeni Timur Dağcı, “Çok yıl önce biz, Cengiz Dağcı’nın Londra’da olduğunu biliyorduk, ama iletişim kuramıyorduk. Ondan sonra Amerika’dan Demirayak adlı biri geldi. O Londra’ya gidecekti. Ben ona, Cengiz Dağcı’ya yazılmış bir mektubu ve tüm yakınlarının fotoğraflarını verdim. O zaman Demirayak bana Cengiz’in telefon numarasını verdi ve biz telefonlaştık. Ondan sonra merhum Ayşe de Cengiz Dağcı ile birkaç defa konuştu” dedi.

Zafer Karatay, "Cengiz Dağcı" belgeselini hazırlarken onunla röportaj yaptığını, 2002 yılında "İsmail Bey Gaspıralı" belgeselini çekerken rahmetli Ayşe Dağcı'nın yaşadıkları yeri gezdirdiğini, yıllar sonra bu çekimleri Cengiz Dağcı belgeselini çekerken Cengiz Dağcı'ya izlettirdiği esnada çok duygulanarak ağladığını,  sağlık sebepleriyle ikisini bir araya getiremediklerini aktardı. 
 

Akrabaları, Ayşe Dağcı’nın Kırım Tatar türküleri (yırları) söylemeyi çok sevdiğini belirtti. Yakınlarından Ava Avcı, “Kırım’a geldikten sonra biz onunla beraber akşamları folklor şarkıları söylerdik” dedi.

Kırım Haber Ajansı, Ayşe Dağcı'ya Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyor.

Ayşe Dağcı’nın ağabeyi, ünlü Kırım Tatar romancı Cengiz Dağcı 9 Mart 1920’de Yalta’nın Gurzuf kasabasında dünyaya geldi. Cengiz Dağcı Türkiye’ye hiç gelmediği halde kitaplarını Türkiye Türkçesi ile yazmış, kitaplarının ilk redaksiyonunu da şair Ziya Osman Saba yapmıştır. Türkiye’de yayınlanan eserleri sayesinde Türkiye’de birçok insan Kırım ’ı ve Kırım Tatarları’nın yaşantılarını öğrenmiş oldu. İlk ve orta öğrenimini köyünde ve Akmescit’te aldı. 1938’de ortaokulu bitirdi. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıktı. 1941`de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düştü. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığındı. 1946`da Londra’da Wimbledon yakınlarına yerleşti. Cengiz Dağcı vatanından ayrılmasının ardından hiç Kırım’a dönmedi.

Eserlerinde Kırım Türklerinin Rusların zulmü altındaki hayatını anlatıyor. Türk edebiyatının en güçlü yazarlarından olan Dağcı’nın hüzünlü bir üslûbu var. Romanlarında Kırım Tatarlarının 1928’den sonra Sovyet boyunduruğu altında çektiği acıları dile getirir, bir yurdun gasp edilişini anlatır.

Eserleri arasında; Korkunç Yıllar (1956), Yurdunu Kaybeden Adam (1957), Onlar da İnsandı (1958), Ölüm ve Korku Günleri (1962), O Topraklar Bizimdi (1966), Dönüş (1968), Genç Temuçin (1969), Badem Dalına Asılı Bebekler (1970), Üşüyen Sokak (1972), Biz Beraber Geçtik Bu Yolu bulunuyor.

Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 tarihinde Londra’da vefat etti. Dağcı’nın vefatından sonra  Kırım Tatar Milli Meclisi başkanlığında  başta  Fikri Kancal, Zafer Karatay ve Melek Maksudoğlu olmak üzere Celal İçten ve İsmet Yüksel’in gayretleri, Kırım Tatar Milli Meclisi yönetimi adına Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Refat Çubarov ile dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun çok büyük yardımlarıyla ve kendilerinin de bizzat cenaze törenine katılımıyla Cengiz Dağcı’nın naaşı Kırım’a getirilip merhumun vasiyeti üzerine çocukluğu geçen Kızıltaş köyüne defnedildi.

QHA