KİEV (QHA) -

Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası hazırlandığında yarımadada devlet yönetim organlarının kurulması için birkaç seçenek teklif edilmişti. Söz konusu seçeneklerden biri, Kırım’da iki kanatlı parlamento kurulması. Kanatlarından birinin milliyetler kanadı olması, Rus, Ukrainler ve Kırım Tatarları olmak üzere Kırım’da ikamet eden 3 büyük etnik grubun belirli sayıda temsilcilerinin yer alması teklif edilmişti.
 
Konuyla ilgili QHA’ya konuşan Kırım Tatar Kaynak Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı, Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi Eskender Bariyev, “Bunun dışında ulusal azınlıklar için kontenjan sağlanması teklif ediliyordu. Milliyetler meclisinin belirli yetkilerinin olması ve etnik gruplardan birinin hakları ihlal edildiği zaman, bu etnik grubun temsilciler meclisinin kararlarını veto edebilmesi, örneğin. Bu tekliflerden biriydi. Bunun dikkate alınması ve analiz edilmesi gerekiyor. Belki söz konusu teklif gelecek çalışmalarda dikkate alınmalı, uzmanlarla, hukukçular ve siyaset bilimcilerle görüşülmeli” diye kaydetti.
 
Ukrayna’nın köklü halkları ile ilgili yasa tasarısının kabul edilmesi sırasında birkaç esas noktanın olduğunu söyleyen Bariyev şu şekilde konuştu:

“Benim kişisel fikrime göre, günümüzde durum şöyle.
 
Birincisi; sadece Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu’nun değiştirebileceği Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası var. Ama Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu, Ukrayna Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla feshedildi.
 
İkincisi; Ukrayna Anayasası’na anayasa reformu çerçevesinde değişiklikler getirilmeli. Kırım Özerk Cumhuriyeti Anayasası Ukrayna Anayasasına dahil edilmeli, Kırım Cumhuriyeti’nin nasıl olması gerektiği belirtilmeli. İsmi aynı kalabilir ama Kırım Tatar halkı başta olmak üzere Ukrayna’nın köklü halklarının hakları dikkate alınmalı.
 
Üçüncüsü; Ukrayna Parlamentosu'nun köklü halklar ile ilgili yasayı kabul etmesi gerekiyor. Hazırlanan yasa tasarısı var ve orada Ukrayna’nın hukuki alanında köklü halkların kurumları ve temsilciliklerinin yer alması gerektiğini belirttik.”

Ukrayna Parlamentosu’nun 20 Mart 2014 tarihli kararıyla Kırım Tatar Milli Kurultayı ve Meclisi’nin Kırım Tatarlarının resmi temsil organları olarak kabul edildiğini hatırlatarak bundan sonra söz konusu sürecin ilerlemediğini söyleyen Kırım Tatar Kaynak Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Eskender Bariyev, bir yandan Kırım Tatarlarını savunan temsil organları omasına rağmen bunun ne olduğunu kimse bilmediğini, konunun günümüze kadar açık kaldığını ifade etti.
 
Bariyev, “Bu bir sivil toplum teşkilatı ya da devlet organı değil. Bundan dolayı hazırladığımız yasa tasarısında benzer kurumların olması gerektiğini belirttik. onlar Ukrayna’nın hukuki alanında belirli yere sahip olması gerekiyor, uygun olarak onların belirli fonksiyonları ve belirli etkisi olması gerekiyor” diye ekledi.
 
Ukrayna yönetiminin ayrıca köklü halkların temsilcilerinin Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu’nda da yer almasını öngörmesini gerektiğini vurgulayan Eskender Bariyev, “Kırım’ın köklü halklarının devlete veya Kırım’ın köklü halkları için tehdit oluşturan kararları vetolama hakkı olurdu. Her şey Ukrayna mevzuatında belirtilmeli. Bu yasa tasarısında, Kırım’ın köklü halklarının Ukrayna’nın yüksel yasama organı yani parlamentoda temsil edileceğini öngördük” diye kaydetti.
 
Ukrayna tarihinde Kırım Tatarlarının haklarını parlamentoda her zaman bir veya iki milletvekilinin (Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Refat Çubarov) temsil ettiğini, Kırım Tatar Milli Kurultayı kararı üzerine onların Ukrayna Parlamentosu’na delege temsilci olarak gönderildiği ve parti listelerine dahil edildiğini dile getiren Bariyev, “Bu hukuki yöntemle değil, bir dizi siyasi partinin listelerinde belirli bir kontenjan teklif ettiği siyasi yöntemle gerçekleştirildi. Bu, Kırım Tatar halkının Parlamento’da temsil edilmesini sağladı. Bunun siyasi çıkarları da vardı, bu siyasi partiler için yararlıydı, çünkü Kırım Tatarları her zaman aktif şekilde oy kullanan bir siyasi güç olmuştu” diye belritti.
 
Eskender Bariyev, köklü halkların, yasaların kabulü dahil olmak üzere ülkenin siyasi sürecine katılma hakkı olduğunu, köklü halkların en yüksek düzeyde işitilecek temsilcilerinin olması gerektiğini vurguladı.

 

QHA