ANKARA (QHA) -

Kırım Tatarları'nın vatanlarından sürgün edilişinin 72'inci yıldönümünde Kırım Tatar Teşkilatları Platformu tarafından Ankara Anadolu Meydanı'nda organize edilen Matem Mitingi'nde Kırım Tatarları dünyaya yaşadıkları zulmü haykırdı.

Mitingde konuşan Kırım Tatar Milli Meclisi Üyesi ve QHA Müdürü Gayana Yüksel, "Saygılı soydaşlarımız! Türk Dünyasına ve Kırım’ın kurtuluşuna gönül vermiş değerli kardeşlerim! Kırım Tatarlarının temsil organı olan Kırım Tatar Milli Meclisi adına hepinizi hürmetle selamlıyorum! Selamın Aleyküm!" diye meydandaki kalabalığı selamladı. Yüksel, 1944'ten bu yana Kırım Tatarları'nın yaşadığı zulmü anlatarak, "Bu kokuşmuş Rusya rejimi ve Putin’in kuklaları ile mücadelemizde bizimle birlikte olun" diye seslendi.

"Yüreklerimiz bir kez daha dolup dolup taşıyor…"

Yüksel, "Kırım Tatar Halkının tek lideri, yolbaşcımız, Mustafa Aga Kırımoğlu ve Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanımız Refat Aga Çubarov’dan da sizlere kucak dolusu sevgi ve selam getirdim" diye başladığı konuşmasına şöyle devam etti:

"Hürmetli kardeşlerim, bugün, insanlık tarihine kara lekeyle yazılan Kırım Tatar sürgünün, Kırım Tatar soykırımının 72’nci yıldönümü nedeniyle Ankara’da da toplandık. Yüreklerimiz bir kez daha dolup dolup taşıyor… Gözlerimiz yine dolu dolu.. Bu vesileyle 1944 yılında sürgün sırasında ve sonrasında şehit olanları, sürgün yerlerinde hayata gözlerini kapayıp vatanlarını göremeyenleri, vatanları için mücaadele etmiş tüm ölmüşlerimizi rahmet ve minnetle bir kez daha anıyorum. 72 yıl önce 18 Mayıs 1944 tarihinde Sovyet askerleri, sabah saatlerinde Kırım Tatarlarının evlerine girerek toparlanmak için 15 dakika verip yaşlı insanları, kadınları ve çocukları,  evlerinden kopardı. Bu insanların kocaları, ağabeyleri ve babaları o zamanlar Sovyet ordusu için mecburi cephede savaşıyorlardı." 

"238 bin Kırım Tatarı Orta Asya’ya ve Ural’a sürgün edildi...Sürgün edilmiş halkın yüzde 46’sı hayatını kaybetti"

Bu dönemde 238 bin Kırım Tatarı Orta Asya’ya ve Ural’a sürgün edildiğini kaydeden Yüksel, "Sürgünün ilk yıllarında zor koşullardan, açlıktan ve hastalıklardan dolayı sürgün edilmiş halkın yüzde 46’sı hayatını kaybetti. Genel olarak bilinen bu rakamların arkasında, sürgünden, açlıktan, yokluktan , hastalıktan  ve ölümden acı çeken binlerce Kırım Tatar ailesinin kaderi yer alıyor. 50 yıl süren Sürgünden sonra halkımız, vatanına geri dönebildi ve bağımsız Ukrayna’da 20 yıl içinde ayağa kalktı, evlerini inşa etti, Kırım’da dünyaya gelen genç nesli yetiştirdi. Yeniden Vatanları Kırım’da var olmaya başlamışlardı. Ancak 2014 yılının Şubat ayında Kırım’ın Rusya Federasyonu tarafından işgal edildiği ve Ukrayna’nın yarımada üzerindeki kontrolü kaybettiği zaman bir kez daha bela geldi. Kırım’ın işgali uluslararası toplumu tarafından tanınmadı, Türkiye Cumhuriyeti dahil olmak üzere hiçbir medeni devlet tarafından destek görmedi" diye konuştu. 

"Kırım’ın işgaline karşı çıkan 300 binlik Kırım Tatar Halkı rehin halk durumuna düştü, baskılar altında kalan halk durumuna düştü..." 

Yüksel, Kırım’ın işgaline karşı çıkan 300 binlik Kırım Tatar Halkı rehin halk durumuna ve baskılar altında kalan halk durumuna düştüğüne dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti:

"Rusya her türlü uluslararası toplantılarda,  kendi güdümündeki medya aracılığı ile Kırım’da durumun çok iyi olduğunu ve orada Kırım Tatarlarının çok iyi yaşadığına dair yalan bilgiler yaymaya çalışıyor. Orada durum iyi ise, neden çok sayıda Kırımlı Ukrayna’nın anakarasına gelmek zorunda kalıyor?  Neden  her gün Kırım Tatarlarının evlerinde arama yapılıp, sürekli insanlar tutuklanıyor? 

İşgalin  2. yılının sonuçları nelerdir?"

"Neredeyse 35 bin insan yarımadayı terk etti. Bunlardan yaklaşık 17 bin Kırım Tatarı. Bu süreç devam ediyor. 11 Kırım Tatarı, baskı sisteminin zindanlarında tutuluyor"

"Neredeyse 35 bin insan yarımadayı terk etti. Bunlardan yaklaşık 17 bin Kırım Tatarı. Bu süreç devam ediyor. 11 Kırım Tatarı, baskı sisteminin zindanlarında tutuluyor.

Yarın Kırım’da kimin terörizm veya aşırıcılık ile suçlanacağı belli değil!

Her ay Kırım Tatarlarına karşı yüzlerce insan hakları ihlalleri gerçekleşiyor. Onların evlerinde sürekli aramalar ve baskınlar yapılıyor, davalar açılıyor, aktivistler takip ediliyor. Bir yerde toplanan Kırım Tatarlarını gözaltına alıp karakola götürmek, parmak izi almak ve başka kontrol işlemleri yapmak artık gündelik olağan bir durum halini aldı. Bu tür baskınlar artık namazlarda camilere de yapılabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Molodöjnoye kasabasında böyle bir olay meydana geldi. İşin hazin tarafı, bu olaydan sonra İşgalci Rusya’nın emrine giren kukla Kırım Müftülüğü,  korkak ve sinik bir şekilde Kırımlı Müslümanlara, camilere kimliksiz gitmeme önerisinde bulundu."

"Nerede Sovyetler? Tarihin lanetli sayfalarında kaybolup gitti! Bizler yine ayaktayız!  Rusya Federasyonu da yok olup, Kırım’dan da def olup gidecek! Allah’ın izni ile Kırım Tatar Milli Hareketi de her zaman vardı. Ve her zaman var olacak!"

Uluslararası gözlemcilerin Kırım’da çok sayıda insan hakları ihlallerini, ifade ve seçim özgürlüğünün yokluğunu, mevcut işgalci yönetimi kabul etmeyen herkese karşı baskı yapıldığını tespit ettiğini hatırlatan Yüksel  konuşmasına şöyle devam etti: 

"2016 yılı Şubat ayından Nisan ayına kadar dini ve etnik nedenlerle yapılan baskı dalgası, Kırım Tatarlarının tutuklanmalarıyla sonuçlanan toplu aramalar, bunun son örneklerinden biridir. Sadece o dönemde 6 kişi tutuklandı, daha birkaç gün önce ise Bahçesaray’da 4 Kırım Tatarı daha gözaltına alındı. Toplam olarak günümüzde 21 kişi tutuklu bulunuyor, bunlardan 18’i yasak örgütlerde yer almakla suçlanıp terörist ilan edilirken, 3’ü de “26 Şubat davası” kapsamında yargılanıyor. Kırım Tatar halkına yapılan baskının en uç noktası ise, 2013 yılında seçimlere yaklaşık 100 bin Kırım Tatarının katıldığı Kırım Tatar halkının tek temsil organı olan Kırım Tatar Milli Meclisi’nin yasaklanması oldu.

Benzer ayrımcılık faaliyetler işgalciler  tarafından sadece Kırım’ın Müslüman kesimine karşı yapılıyor, diğer dinlerin temsilcilerine ise dokunulmuyor. FSB’nin söz konusu davranışlarının tek amacı Kırım Tatarlarını korkutmak, onur ve haysiyetlerini aşağılamaktır. Bunun yanı sıra Rus yönetimi, tehdit ve şiddete başvurarak, Kırım’ın Müslümanlarını işgalcilerle işbirliğine zorlamaya çalışıyor.  

Ne yazık ki 1944 Sürgünü devam ediyor. Kırım Tatar halkının tarihindeki günümüzdeki trajik sayfalarından biri de şiddet, tehdit ve baskıyla bağlı olan 2014 işgalidir. 

Bu nedenlerle 18 Mayıs tarihi sadece Sürgün kurbanlarını anma günü değildir! Çünkü işgal altındaki Kırım’da halkımıza uygulanan baskı politikası, Kırım’ın dışına itme politikası, üzeri örtülü “Sürgün” olarak devam etmektedir..  Stalin’in yarım bıraktığı işi Putin bitirmek istemektedir. Ama şunu bilsinler ki, bunu asla başaramayacaklar! 

Nerede Sovyetler? Tarihin lanetli sayfalarında kaybolup gitti! Bizler yine ayaktayız!  Rusya Federasyonu da yok olup, Kırım’dan da def olup gidecek! 

Allah’ın izni ile Kırım Tatar Milli Hareketi de her zaman vardı. Ve her zaman var olacak!

1987 yılında girilemez dedikleri Moskova’nın Kızıl Meydanın da  Kırım Tatar Milli Hareket veteranları Kırım’a dönmek için gösteri yaptıklarında bir pankart çıkarmışlardı. Pankartta şu yazıyordu: “Ya Vatan! Ya Ölüm!” işte Kırım’daki kardeşleriniz de bu düşüncedeler, “Ya Vatan! Ya Ölüm!” 

"Kırım’da Rusya tarafından esir alınan Kırım Tatarlarının gözleri kulakları sizlerde! Bizleri yalnız bırakmayın!"

Türkiye Cumhuriyeti'nin, en başından beri Kırım’ın işgalini asla kabul etmediğini ve her zaman kardeş Kırım Tatar halkının haklarının korunması gerektiğini vurguladığını ifade eden Yüksel sözlerini şöyle noktaladı: "Ve her zaman Türkiye Kırım Tatar halkının yanında oldu. Diaspora ile aramızda hiçbir şekilde kopmayacak sıkı bir bağ oluştu. Uzun yıllar boyunca Türkiye, hem devlet düzeyinde, hem sivil toplum teşkilatları, dini kuruluşlar, dernekler ve Kırım’a gelen sıradan insanlar aracılığıyla bizlere destek verdi, yardım etti. Hepinizden Allah razı olsun!

Ve şimdi, bu vakitte sizlere daha fazla görev düşüyor. Sizin destek ve ilginiz Kırım Tatarları için çok önemli. Korku ve baskı şartlarında, ifade özgürlüğünün olmadığı bu koşullarda sizlerin sesi tüm Kırım Tatar halkının sesi olacaktır. 

Kırım’da Rusya tarafından esir alınan Kırım Tatarlarının gözleri kulakları sizlerde! Bizleri yalnız bırakmayın!   Bu kokuşmuş Rusya rejimi ve Putin’in kuklaları ile mücadelemizde bizimle birlikte olun! 

Milllet! Vatan! Kırım!  

Savlukman Kalınız!"

Asya Atila

QHA